şükela:  tümü | bugün
  • kahpe bir düzenin en basit örneği.

    sanki emir vermek taş taşımaktan daha zormuş gibi...
  • doğal olan durum. yükseldikçe senin iş yükün azalmasına rağmen sorumluluğun artıyor. en altta çalışan birinin bir hatası büyük bir probleme yol açmaz ancak yükseldikçe sorumluluğun arttığından vereceğin kararlar şirket açısından kritik önem taşır. ayrıca altta çalışan her adamın yaptığı işten üst sorumludur.

    gelmiş yine tipini sevdiklerim. bak şimdi, ben saygı çerçevesi içerisinde bilale anlatır gibi anlatacağım. sadece iş gözüyle bakma olaya. şu pınar boykotu olayından örnek vereyim. şirketin yönetim kurulu üyesi çıkıp diyor ki "karşıyaka'nın hayır oranı fazla, sponsorluk gözden geçirilmeli". bu sözü şirketin alt tabakasından biri söylemiş olsa insanlar bir tarafına takar mıydı? takmazdı. ağzından çıkan her sözcük daha da önemli hale gelir.
    hadi işten bahsedeyim. bir yönetici her şeyi bilemez. her durumda ne yapacağını bilen yöneticiler olsaydı bugün iflas etmiş devasa firmalardan hiçbiri iflas etmezdi. bir kriz çıkar, bir karar vermek zorundasındır. ya o, ya o. sorumluluk büyük.
    ama herhalde bazı arkadaşlar piramidin en altında çok hırpalanmış. davulun sesi uzaktan hoş geliyor belli ki.
  • doğal olmayan durum. yükseldikçe artan sorumluluklar tecrübeyle birlikte kolay biçimde yönetilebilir hale geliyor. aynı zamanda üzerindeki sorumlulukları astlarının üzerine yükleyerek sorumluluk yükünü kimsenin gıkı bile çıkmadan hafifletebiliyorsun.

    verilen kararlar şirket açısından büyük önem taşıyomuş bak bak. bunu söyleyen insanın hiç iş tecrübesi olmayan bir ev hanımı olduğunu falan düşünüyorum.

    ha, şu söylenebilir: daha çok insandan ve daha çok işten sorumlu olduğun için koordinasyonu sağlamak zorlaşıp insanı bunaltabilir. sonuçta tek bir işte sorumlu insanla o departmanın tüm operasyonundan sorumlu insanın düşündüğü şeylerin sayısı çok farklı. ekipten herkes günde bir şey söylese kafa mafa kalmaz. bi süre sonra insan ambale olabiliyor ama ekibin iyiyse daha rahat olursun.

    ayrıca bu para sorumluluktan çok piyasa durumuyla alakalı. aynı işi yapabilecek kaç tane işçinin işsiz olmasıyla. sorumluluk falan hikaye yani. patron o işin iş gücü piyasasına bakar, maaşın ona göre belirlenir. bir işin tüm hatlarına hakim olan yetişmiş eleman bulmak ülke şartlarında çok zor olduğundan az maaş vermez. seve seve daha yüksek maaş verir.

    edit: ayrıca "gelmiş yine tipini sevdiklerim." diye başlayan sözden saygı çerçevesinde anlatım çıkmaz. dalyaraklık çerçevesinde anlatım çıkar.

    verilen örnek de oldukça salakça. aynı yönetici koltuğunda oturarak aynı maaşı alıyo mu almıyo mu? alıyo. ee hani sorumluluk? adam bi şey kaybetti mi? şirket kardan zarar etti sadece.

    olum bu malları seçerek mi alıyosunuz sözlüğe lan? hahahahhaha.

    hayır bi de piramitin altında diye insan ezmeye çalışıyo. zeka yok, ahlak da yok. tam bir sperm artığı. yazık ak sizin doğuran anaya, cebinize harçlık koyup okutan babaya.

    mal ak. laf anlatmaya çalışıyorum boşuna. dur engelliim. hahahah.
  • iş yükü azalıyor evet efendim doğrudur fakat o noktaya sıfırdan gelmiş olan kişilerin verdiği emekler ? onlar sayılmıyor mu ?
  • buna en açık ve haklı gibi görünen karşı çıkış iş yükü azalırken sorumluluğun artması olsa da işler sarpa sardığında günah yine çoğunlukla "maaşı az" olana çıkacağından yanlış savunmadır.

    öte yandan, liyakatı merkeze koyan bir sistemde, tecrübe kazanıp maaşı artarken daha az elini kirletip daha çok yol gösterici pozisyonuna gelen biri için bu durum zaten olması gerekendir.
  • emekle para kazanılsa idi hamallar zengin olurdu.
    (bkz: seni yazar yapan sistemin ben...)