şükela:  tümü | bugün
  • bir aylık hak ettiğiniz maaşı siz gidip istemedikçe vermeyen patron. yaşandı bitti saygısızca, evet.

    salaklığımı dinlemek isteyen varsa diye anlatıyorum:

    bir şey olursa basıp giderim zaten diye ailemin yanına geldim. bir iç anadolu şehrindeler tayin nedeniyle. baroda stajı başlattım. bir avukat, özellikle devlet mezunu stajyer arıyormuş. çalıştırırlar ama para da verirler dediler. görüşeyim o zaman en azından tecrübe kazanırım. yol-kira masrafım yok param da cebime kalır.
    görüştük adamla. çalıştırıyoruz ama para veriyoruz, cumartesi de çalışıyoruz ben de devlet mezunu stajyer istiyorum, dedi. yani bu şehirde insanlar bedava çalıştıkları için (ciddiyim stajyere hiç para vermiyorlar). dedim kabul. cumartesileri de çalışma olduğu için bayağı iş teklifi. sabah 9 akşam 6 çıkış vs. cep harçlığı diye konuştuk ne kadar olduğunu söylemedi bu arada. neyse, zaten buraya mahkum değilim olmadı gideriz bi bakalım.

    bu bir ay içinde adamın ne kadar para kazandığını görebiliyorum ve şöyle bir şey öğrendim: maaş günü gidip sen hatırlatıyorsun. bugün maaş günümdü diye gidip sen isteyeceksin. bu ne saçmalık diye sekreter ablayı darlıyorum -bu arada sigortasını yatırdığı sekreter ablaya bin lira elden verdiğini öğreniyorum (yasak elden para vermek). bir tür tiksinme oluyor.- burada öyle herkes gidip kendi istiyor kendi girdiği günde eğer istemezsen vermez bir ay da geçse, diyor.

    bir ay dolduğu gün verip vermeyeceğini bekledim ilk. vermedi.
    utanması gereken ben değilim ama bu duruma düştüğüme utanıyorum en çok kendimden utanıyorum.
    hatılattım ikinci gün. "tamam" dedi bir şey demedi. akşam verir herhalde eşek değil ya dedim. vermedi.
    benim suratım düştü, sinirlerim gergin. insanlık halidir desem o kadar da insanlık hali bir olay değil. parayı alıp direkt gidiyim mi yoksa fazla para verirse bir ay daha az bir şey daha öğrenip kaçayım mı diye düşündüm. ama önce parayı almam gerek. hatırlattıktan sonra iki gün geçti yok. üç gün geçti yok.
    beş gün geçti artık tekrar hatırlattım.
    "konuşmuştuk ben mi yanlış hatırlıyorum? ".
    "yarın halledelim" dedi. hatırlatayım mı, dedim. yok, dedi.
    yarın oldu. yine yok. artık para verdiği an kaçmam gerek. yani beni zengin etmediği sürece bu şeyle uğraşamam ama vermeden kaçarsam gel paranı vereyim demez.

    tam bir hafta sonra iki kere hatırlatmaya cep harçlığı diye konuştuğumuz parayı verdi adam. elime tutuşturdu bu arada, başka bir şey için fotokopi parası isteyince. 350 tl. zarf yok bir şey yok. tam dilenci konumundayım miktar itibariyle de.

    bu ne? dedim. işte harçlık tam maaş sayılmaz da dedi. sayılmazı ne bu herhangi bir şey değil demedim. her boka teşekkür ederim aklıma bile gelmedi. tamam deyip ben bu şehirden sıkıldım gidiyorum başka stajyer bulun diye şehire bok atıp çıktım o an.
    parayı al çünkü o senin paran hatta dahası senin paran ama vermedi puşt ve kaç.

    neyse kaçtım. akılsızlık mı tecrübesizlik mi diye düşünüyorum da yani bu çok benimle alakalı bir şey değil çünkü hem sistem beni (stajyer avukat) bu şekilde mağdur ediyor yapabileceğim şeyler sınırlı hem de karşımdaki insandan asgari bir utanma beklediğim için konumundan ötürü bu şekilde düşünmek kendi suçum değil. ama başta parayı net konuşmamak benim suçum. stajyer avukatlık sistemi apayrı bir utanç mevzusu zaten ama utanmaktan çok haberleri yok herhalde. ayrı bir entrynin konusu olsun.

    neyse. bu sadece kendi başıma geldi sanıp yazmadım buraya. arkadaşım var kanada'da bilmem ne araştırmalarından geldi. ülkenin sayılı büyük şirketlerinde çalıştı. cv ateş ediyor. ailesinin yanına geldi buraya biraz vakit geçiririm hem de boş durmam diye. kız 5-6 dil biliyor. aynı muameleyi görmüş. utancımdan öldüm diyor. hadi benim ilk tecrübem onun bir de değil yani sigortasını bile ödememişler. nasıl kaçtığımı bilmiyorum diye anlattı dün. aynı şekilde. dava açacağını söyleyince parasını alabilmiş.

    velhasıl bu şehirde genel işleyiş buymuş. herkes bunu bir bokmuş gibi yapıyormuş. parayı istemekten neden utanacakmışım noktasına geliyor iş. kardeşim ben kazandığımı istemekten utanmıyorum ki ben bu insanlık seviyesinde biriyle muhattap olduğuma utanıyorum. sonra da buraya neden nitelikli insan gelip çalışmıyor diye ağlıyorlar. siz köle istediğiniz için olabilir mi aq?