şükela:  tümü | bugün
  • zengin erkek yatırımı yapıyordur. akıllı bir girişimcidir.
  • zavallıdır. vallahi üzülüyorum böylelerine. iki tipler genelde. sokak görmemiş olanı ucuz markalarla idare ediyor, biraz sokak görmüş olanı da pahalı markalara yatırım yapıyor. sonuç değişmiyor. ikisi de maskara olup çıkıyor. biri afilisinden diğeri ucuzundan. biraz sözlük okusa öğrenecek ki erkekler makyajlı kadınları pek sevmezler.
  • ekonomi için candır.
  • her insanın kendine göre hayali vardır.bu kızcağızımızda zengin adam avcısı napsın bunu görmüş ve öğrenmiş.
    bu kızın ne olmasını bekliyosunuz prof.dr. konfeksiyon güzeli mi ?
    konfeksiyonda çalıştığını veya kendine uygun olmadığını anlıyor musun?hayır bende anlamazdım onca makyaj ve güzel kıyafet karşısında.kız seni kandırıp bi güzel yemiş ve havasınıda atmış mı?.evet
    ama karşı tarafta istediğini almış o gece karşılıklı hayaller gerçekleşmiş. fakat kandırılan tarafın hayallerin yıkılması dumuru da var.
    ama ben yine kızı alkışlarım taşları zekice oynamış.hayallerine bi adım daha yaklaşmış tebrikler.
  • (bkz: laleli)
  • hayatta başarabileceği başka bir şey olmadığını düşündüğü için (büyük ihtimalle haklıdır da) bir çeşit piyangoda şansını denemekte olan kız modelidir. ya tutarsa diye...
  • çok fazla kızıp, aşağılayamayacağım kızdır kendisi, acıma da duyamam. kapitalist düzende yerini bulmuştur. o, hangi çantanın trend hangi markanın top olduğunu bilir, hayattan ne istediğini ve ne alması gerektiğini de. bir ruj, onun için asla sadece ruj değildir. o ruj, renkli dergilerin "erkekleri nasıl kendimize hasta ederiz" sayfalarını çevirdiğinde karşısına çıkan seksi ve erkekleri hasta ettiği görülen fotomodelin dudağındadır. kızımız da bu rujun erkeleri kendine hasta etmekte önemli bir rol oynayacağını düşünür ve onu elde etmek ister. elde etmek esas meseledir. gün geçtikçe, sayfalar arttıkça, yaş büyüdükçe, daha çok televizyon izleyip, daha çok görüp, duydukça nesneler artar. bir çanta alır ama erkekler hasta olmaz. bir etek, hiç bir zaman yeterli gelmez. bir ayakkabı, bir pantalon, bir elbise, bir sütyen ya da bir parfüm. hiç bir zaman, hiç bir nesne ona, o iyi olan, o yaşanması gereken süper hayatı vermez. eline ne kadar para geçtiği mesele değildir çünkü bir hayat planı falan yoktur, yapacağı hiçbir şey yoktur! hayalleri yoktur ki, hiç hayali kalmamıştır-kendi kurduğu hiç bir, samimi hayal. ve politika, dünya, gelecek falan da boştur onun için, hiç bir şey yapamayacağı söylendiği için çok küçüklüğünde bırakmıştır bu işlerle ilgilenmeyi, zaten onun elde edebileceği şeyler önüne sunulmuştur; satın alması gerek şeyler. bu şeyler onu daha iyi, daha güzel, daha kabul edilebilir yapar, kendini olayın içinde, yaşıyor hissettirir. en gerçekleşmesini zor gördüğü ve çok istediği hayali zengin mi zengin bir adamın ona sırılsıklam aşık olması ve evlenmesi, o alamayacağını kabul ettiği büyük evde oturtmasıdır. o zaman "istediği hayat"a kavuşacaktır, duyduğu, gördüğü, iyi olduğu herkesçe söylenen, hiç bilmediği hayata. bu sadece fakir bir konfeksiyon işçisi kızın hayali değildir üstelik. bir minibüse binerseniz, insanların ellerinde minibüse binmesi gerek olmayanların satın alabileceği cinsten telefonlar görürsünüz, bu telefonlar büyük ihtimalle bir ömürlük taksitlerle alınmışlardır ve hepsinin vaad ettiği; o -"süper hayat"ta var olmak-tır. ama işin acı tarafı sinyaller doğru gibi görünse de, ayakkabı markası tutsa da bulunulan yerin minibüs olmasıdır hala. kolundaki çantaya rağmen gidilen evin fikirtepe'de olmasıdır. bu insanların suçu değildir, evet aptallıktan bahsedebiliriz... ama böyle olmayı özendiren, öneren ve onaylayan var olmuş yaşama düzeninin yanlışlığından bahsetmek, bir üst noktadan bakabilmek demek. bunun da elbet bir üstü vardır. algıların açıklığıyla doğru orantılı olarak yükselen bir nokta.
    sonuç mutsuzluktur, büyük bir mutsuzluk. kandırmacaların kişide yarattığı büyük depresyon, bu yüzden bakkalından, bankacısı hepsi mutluluk hapı yutar, katlanabilmek için. suçu da kendilerinde bulurlar, hiç bir zaman yeteri kadar güzel olmayan yüzlerinde. satın alamadıkları ama satın alabilirlermiş gibi duran binlerce düşünce, duygu ve yaşamın peşinde, yoksunluk içinde, acı çekilir. bu sadece fikirtepe'de oturanın da başına gelmez üstelik, artıkça artan bir "süper"liğin peşinde hemen hepimiz, aynı acıyı başka zanneder, birbirimize dokunmadan geçeriz.
  • oriflame ve avon satanların baştacıdır.