şükela:  tümü | bugün
  • 1956 yılında, macaristan halkının ülkelerindeki sovyet etkisine karşın başlattıkları ayaklanma.

    ülkedeki stalin heykellerinin yıkılmasına sscb'nin cevabı kızılordu'nun tanklarla başkente girmesi olmuştur. sonuçta 2700 kişi ölmüş 300 kişi idam edilmiş binlerce kişide hapse atılmıştır. ayaklanmanın önderlerinde eski başbakan imre nagy'de idam edilenler arasındadır.
  • bir ülkenin boynunu eğmek için o ülkenin milli gururun kırılması yöntemine en iyi örnektir.
  • bir de 15 mart 1848'deki macar ayaklanmasi vardir, o da avusturyalilar* ve ruslar tarafindan bastirilmistir. gerci teknoloji zayif oldugu icin bastirilmasi birkac ayi bulmustur. bu arada ulkeden kacmak zorunda kalan elebaslarindan kossuth iki yil kadar kutahyada yasamis, kaldigi ev gunumuzde muze haline geltirilmistir. 15 mart halen macaristanin en buyuk ulusal bayrami olarak kutlanmaktadir.
  • 1956 ekim-kasim macar ayaklanmasi, aslinda soguk savas icerisinde ulkelerin manevra alanlarinin ne kadar dar, ne kadar kisitli oldugunu, bunu gormeyenlerin sonunun ne olacagini gayet iyi gosteren bir ornektir. buna bakinca niye sili'de pinochet'nin, brezilya'da albaylar juntasinin ve her yerde benzerlerinin iktidara geldikleri , turkiye'de komunist avlarinin duzenlenip yine de ithal ikameci sosyalist guney amerika modellerinin sag partilerce uygulandigi anlasilabiliyor. daha sonra gelen janos kadar yonetimi ve macar sosyalist isci partisi yonetiminde macaristan, kartlarini iyi oynayarak sovyet yandasi ulkeler arasinda en bayindir ulke olmayi basaracaktir.
  • arkasinda ne olursa olsun kesinlikle bir karsi-devrime donusmustur.
    ornegin, milisler sokakta yakaladiklari ve gizli servis hesabina calistigindan suphelendikleri sivil-asker bircok kisiyi aninda linc etmis, parti genel merkezinin altinda binlerce tutuklu var zanniyla metrelerce cukur acmis, coluk cocuk bulabildikleri herkesin eline silah vermislerdir.
    tabii macaristan'in o anki sinifsal yapisinda bir devrim olmasinin ihtimali var miydi? dogal olarak yoktu, olan da ancak gerici macar ulusculugunun hizmetindeki 1956 olabildi.
    sovyetlerin girmesi kacinilmazdi, ozellikle imre nagy varsova pakti'ndan ayrildiklarini acikladiktan sonra. ama ona ragmen mikoyan macar hukumetine kanli bir mudahele olmayacagi icin soz vermistir. lakin ne olmussa olmus, kruscev vur dedi mi oldurmustur.
    esas macar devrimi icin(bkz: 1919 macar devrimi)

    edit: sittin sene sonra geliyor; yaw ben amma sekter adammışım. tamam, sokakta olup bitenler çirkin işlermiş; ama karşı-devrim meselesi biraz netameli şimdiden bakınca. uzun uzun yazılır bunun hakkında.
  • stalin'in ölümü ardından sovyetler birliği peyklerindeki stalincileri de tasfiye etmeye başlamıştır. bunlardan bir tanesi de macar komünist partisi lideri ve başbakan matyos rakosi'ydi. rakosi'nin sscb baskısıyla görevini terketmesinin ardından imre nagy başbakan olmuştur.
    nagy başbakanlığı döneminde milli ve dini değerlere oldukça toleranslı davranmış, köylülere toprak mülkiyetine izin vermiş, kolektif çiftlik üyeliği zorunluluğunu kaldırmış ve tüketim malları üretimine ağırlık vermiştir. tabi macar halkı sonuçlardan menun kalmıştır.
    fakat moskova durumdan bu rahatsız olmuş ve stalinciliği tasfiye ederken ipin ucunun kaçtığını farketmiştir. imre nagy iki yıllık (53/55) iktidar döneminin ardından başbakanlığı terk etmeye zorlanmıştır.
    işte nagy'ye yapılan tasfiye macar ayaklanmasının başlangıcıdır. polonya'daki ayaklanmadan ve başarıdan da cesaret alan macar halkı nagy olayından yedi ay sonra (23 ekim 1956) budapeşte'de 200.000 kişilik gösterilere başlamıştır. gösterilen diğer şehirlere sıçraması ve büyümesi üzerine imre nagy bir gün sonra (24 ekim) başbakanlğa getirilmiştir.
    başbakanlığının ikinci döneminin ilk günü daha fazla demokrasi ve yerel değerlere saygı vaadetmiş, isyanın sona ermesini talep etmiştir. fakat halk tarafından gelen cevap olumsuz olmuştur. isyanın öncüsü general pal maleter ve kırsala hakim halk komiteleri sovyet ordusunun ülkeyi terkini talep etmiştir. bu arada sovyet tanklarının isyancılar üstüne ateş açtığı birkaç olay olmuş ve yeni hükümet kurulmuştur. muhalefet partileri tekrar temsil hakkı kazanmışlardır.
    sscb de bu arada boş durmamış ve brejnev doktrini'nin temeli sayılan 30 ekim deklarasyonu'nu yayınlamış ve sosyalist ülkeler arasında askeri müdahalenin zeminini hazırlamıştır. aynı deklarasyonda sovyet askeri varlığının da taraf ülkelerle müzakereye tabi olduğunu belirtmiştir.
    deklarasyonun yayınlanmasından bir gün sonra sscb dediğini yapmış ve budapeşte sovyet birlikleri tarafından kuşatılmıştır. hemen akabinde imre nagy macaristan'ı varşova paktı'ndan çıkardığı ilan etmiştir.
    3 gün sonra 30 ekim deklarasyonuna dayanarak müzakere isteyen sscb, büyükelçi vasıtasıyla görüşmeye çağırdığı nagy'yi ve maleter'i tutuklatmış, 2 yıl sonra idam ettirmiştir.
    başsız kalan isyan da budapeşte'nin düşmesi akabinde tüm macaristan'da kontrol altında alınmıştır.
  • geldiği noktada; karşı-devrimci ayaklanma, başlangıcı ne olursa olsun. emperyalistlerden açıkca müdahele istemeye kadar varmıştır.

    büdüt: sovyetler birliği'nin macaristan'a müdahelesinin haklı olmaması ve gene sbkp'nin tavrı ve macaristan'a "önerdiği" politikanın işbu ayaklanmanın koşullarını ortaya çıkarması, ayaklanmanın başlangıcından ayrık olarak sonunda vardığı yerin ne olduğunu değiştirmeyen olgular olarak hayatlarına devam ediyorlar.