şükela:  tümü | bugün
  • macarlarca layoş, ingilizce konuşan dünyaca louis ii olarak bilinen macar kralı.

    1506'da doğmuş. habsburg hanedanıyla fazla içli dışlı olup 1522'de 16 yaşında iken onlardan bir prensesle evlenmiş. 1526'da 20 yaşındayken mohaç meydan muharebesi sırasında ölmüş. ölümü üzerine macaristan'ın büyük çoğunluğu osmanlı yönetimine girmiş. ardında bıraktığı oğlu olmadığı için yerine geçen john zapolya adında biri osmanlı'nın atadığı kral olarak ülkeyi yönetmiştir.

    --- spoiler ---

    muhteşem yüzyıl dizisinde süleyman'ın elçisi behram çavuş'un kafasını bizzat kesen, osmanlı hakkında konuşurken gevrek gevrek gülüp fütursuzca atıp tutan, sonra da babayı alan macar kralı layoş işte budur. bütün bölümlerde tek kıyafetle gözükür. aynı kıyafetle dere kenarına inip piknik yapar, yere uzanıp üzüm falan yer, sonra oradan önemli bir düğüne katılır. kıyafetini wikipedia'daki resminden bakıp türetmişler. oyuncuyu seçerken ise elemanın 20 yaşında öldüğü kısmını atlamışlar galiba.

    --- spoiler ---

    http://tr.wikipedia.org/wiki/dosya:louis2.jpg
  • estergon katedrali'nde bir adet kuru kafa ve iki adet kemik sergileniyor; layoş'un kemikleri adı altında. insan önce bir etkileniyor ama sonradan öğrendiğime göre, avrupa'nın muhtelif yerlerinde bol miktarda kemik ve kafatası varmış, layoş olduğu iddia edilen. pek itibar etmemek lazım...

    edit: kısa yaşamının kısa özeti:

    (bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/ii._lajos)
  • muhteşem yüzyıl dizisinde bildiğin itin götüne sokulmuştur.. louis olan ismi türkçe'de layoş şeklinde okunuyor diye ille de ibiş bir karakter olmak zorunda değildi aslında...

    (bkz: muhteşem yüzyıl/#21847885)
  • son macar kralı. her ne kadar onun ölümünden sonra birkaç sefer osmanlı macaristan'ın yönetimini avustuya'ya kaptırdıysa da son kral olarak bilinir. esasen de ii jajos'tur.

    bundan ziyade kahramanca dövüşerek er meydanında ölmesiyle bilinmelidir. çünkü bu onurlu davranış 200 yıl öncesine kadar düşmanlar tarafından bile takdir görüyordu. hıristiyanından müslümanına en muhafazakar hükümdarlar bile yiğitliğin milliyeti, lisanı ve dininin olmadığının bilinvindeydi.

    bu yüzden günahı kadar sevmese bile kanuni bunu takdir etmiştir. tıpkı fatih'in son bizans imparatorunu takdir ettiği gibi.