şükela:  tümü | bugün
  • google haritalar'a kendi işletmesini tam adıyla "maçka veteriner yaşam kurtarır kliniği" koyan yerdir.

    kedim için doğru düzgün bir yer ve hekim bulamamış olduğumdan tedavisi aksıyordu ve fip başlığı altındaki bir yazımı görüp çaylak olan bir yazar hanım bana ulaşıp yardımcı olmaya çalıştı. benim kedimi tek bir yere götürüp tedaviye başlayamamama sebep olan en büyük etken; hiçbir kliniğin, ödemede taksitlendirme yapmıyor olmasıydı, ki gerçekten fahiş fiyatlardan söz ediyoruz. bu hanım araştırdı etti, bana en sonunda bir arkadaşının çalıştığı kliniği en azından başlangıç yapmış olmak için tavsiye etti. bu arkadaşı sayesinde ödemeyi sonradan yapacaktık. çünkü çok fazla testin yapılması gerekiyordu ve süreç içerisinde tutar zaten bir hayli yüksek olacaktı. biz de "tanıdık" vasıtasıyla referans vermiş olup inisiyatiften yararlanıyoruz sandık.

    biyokimya, hemogram, mr vesaire hepsine bakılacaktı, çünkü kedi fip belirtileri gösterse bile fip çıkmayabiliyordu. ama kliniğe gittiğimizde klasik birkaç belirti üzerinden giderek, daha önce gitmiş olduğum en vasıfsız kliniğin bile yaptığını yapıp direkt "fip" dediler. öncelikle geleceğimden haberleri olmasına rağmen içeri girdiğimde, -haberleri olmasa bile bir müşteri geldi-, yanımdan biri geçiyor, oradan biri çıkıyor, şuradan biri beni görüyor falan ama maşallah ben gördüğüm kişi hekim mi, müşteri mi, başka biri mi bilmiyorum. kendilerini tanıtmak, müşteriyi karşılamak gibi huyları -sekreter dahil- yok. sorsanız hekimlerin isimlerini bile bilmiyorum.

    elisa testi için güvenilir olmamasına rağmen, yanılma payı olmasına rağmen "en güvenilir test" diyen hekime sahiptir, bunun gibi yanlış bildiği birkaç şeyi aramızda istişare yapıp yakalayabildik. kedimi yanıma alınca, hemen yanında kafes içerisinde duran kediyi müşterinin gözünün önünde "ay burda fip'li kedi var, onun yanında durmasın" diyerek aynı hekim tarafından uzak bir köşeye koyulmuştur. ben -üst katta müsait yer görmemiş olmama rağmen- "isterseniz üst kata geçebiliriz" dedim fakat gerek yok dediler. bu arada kliniğe girdiğinizde bir kat aşağı iniyorsunuz ve merdivenlerden itibaren telefon çekmemeye başlıyor, bir alt kat kedilerin kafeste tutulduğu, köpeklerin olduğu ve yıkandığı bir alan, bir üst kat da sanırım petshop misali fakat küçük bir klinik. ben o sırada "bildiğim kadarıyla tükürükten ya da dışkıdan bulaşır, böyle bulaşmaz" dedim. kimse bir şey demedi tabii. o sırada hekim, diğer müşteriye gösterişsel duyar mı kastı, nedir bilinmez. yaptığı hareket, profesyonel olmadığı gibi aynı zamanda da amatörce gereksizdi.

    ben sonraki dakikalarda telefonumla uğraşırken çaprazımda bulunan yaşlı kadın (az önceki olaya şahitlik yapan müşteri) bu sırada yerde yürümeye başlayan kedim için -etrafta da herhangi bir kedi bile yokken üstelik- cırtlak ve kaba bir sesle "kedinizi alın" dedi, keşke bir tek bunu söyleseydi, sorun olmazdı, alınabilirdi, sonrasında söylediği saçmalıkları net hatırlamıyorum, en son üslubu konusunda kavga ediyordum. ben "siz" derken, "sen"li şekilde carladı ve ben en sonunda "sen benim annem misin, ablam mısın, teyzem mi? haddini bil, üslubunca konuş" dedim. "fipli kedin yerlerde geziniyor, al sahip çık, diğer hayvanlara da hastalık bulaştıracak, zaten gerginim" gibi bir ruh ve düşünce yapısı vardı. sadede geliyorum, eğer az önceki hekim bu hastalık, kedi nezlesiymiş gibi davranmamış olsaydı, o müşterinin gözünün önünde yanlış bir cahillik üzerinden algı yaratmasaydı, biraz sonraki tartışma asla olmayacaktı.

    ben sakinliğimi korudum ama kadın tavrıma cevap veremez duruma gelince carladı ve bu ses karmaşasına içeriden hekimler çıkıp kadını içeri aldı. sonrasında orada çalışan o kişi "bu kadın biraz gidik, sen bakma" dedi de, en azından ben yanlış anlaşılmadım. çünkü, içeri girerken hekimlere olayı "ben kedini alır mısın dedim, bana 'hadsiz' dedi" diyerek anlatmıştı. yani orada bile hekimler acayip etkisiz davrandı.

    biz oraya kallavi testler yaptıracağız, test sonuçlarını uzman kişilere göndereceğiz diye gittik. zaten klinikten içeri girdiğimde karşılaştığım manzaradan itibaren asla bir beklenti içine girmemiştim ama buna rağmen stadartın çok altında kalmayı tercih ettiler. zaten daha önce yaptırılmış olan elisa testi yeniden yapıldı, fip denildi, bu. ki burada çaylak olduğunu söylediğim kadın geceli gündüzlü aramanın da dışında o gün de arayıp sorgulayıp yoklamasa yine kayda değer bir şey olmayacaktı. beni "baktık, ettik, baybay" şeklinde yollamaya çalıştılar. 2 vesait yoldan biz sikindirik bir corona testi için mi geldik? o kadına bir şeyler salladı kadın telefonda, onu yapacağız, şunu yapacağız falan ama bilgi birikimleri stajyer seviyesindeyken zor onlar için hayat kurtarmak, tedavi etmek, bilmem ne...

    en son, yine bir gol, pardon; faul. ödeme muhabbeti benim dışımda daha öncesinde bin kez konuşulmuş olmasına rağmen, hiçbir şey yapmayıp, beni bekletip, sonrasında "tak" diye ödeme istediler, ben kalakaldım, haberleri mi yok diye, tam o sırada orada çalışan arkadaş yetişti "bende" dedi de konu kapandı. onu da sonradan çaktım, arkadaş bizim yerimize ödeme yapacaktı. bu amatörlükten de sonra benim aklıma gelen şey: gerçekten de, o kadar az iş alıyor olmalılar ki, acayip amatör kalmışlar, hekimlikten tutun da, müşteri karşılamaya kadar. "merhaba" deyip bir hekim kendisini tanıtmaz mı? yanımda birileri var ama kim hekim kim tekniker kim ne bok belli değil. sekreterin bir görevi de misafiri karşılamak, çay kahve bir şeyler ikram etmek, hoş geldiniz buyrun deyip, randevunuz var mıydı ne için gelmiştiniz diyerek sormak değil midir? kadın sanki sadece ön muhasebe yapmaya geliyor gibiydi. fip dışında hekimin yanlış bildiği birkaç şey daha yakalamıştık ama şimdi hatırlamıyorum. ama fip gibi bir hastalık üzerinden aşık atmaya çalışıp da daha sonrasında hele ki müşterinin de yanında o kediye vebalı muamelesi yapmak, hastalığı kedi nezlesi gibi bulaşıcı göstermek nedir? kaldı ki bana sormadan etmeden emrivaki bir şekilde kedi kafese konmak istendi, ben bu yapılırken "tabii" dedim, ama kedi kafesin içine girer girmez kaşınmaya başladı, sonrasında yakından bakınca farkettim ki kafes leş gibi. aslında beni bu yazıyı yazmaya da bu itti. eve geleli birkaç gün oldu, kedi hâlâ ara ara kaşınmaya devam ediyor. iç dış parazit ilacı alacağım da, bir an salgı gibi bir şey gördüm sanıp acaba oradan daha ciddi bir şey kaptı da kulak içi iltihabı falan mı oldu deyip, sinirlenerek yazdım. gerçekten sinirliyim.

    olmayacak şeyden olmayacak kediyi korumaya çalışırmış gibi yapıp da bir kediyi 2 dakika içerisinde pirelendirmek -veya artık sorun her neyse- nedir? bu yazıyı yazmayı ilk gün düşündüm ama bir daha gitmemiz gerekebileceğinden yazmamıştım ama artık emin oldum, bu saatten sonra zaten kapısından geçmem. ha şuna da eminim ki oradaki arkadaş "ödemenin kendi kartından çekileceğini" söylemeseydi, böyle bir şey asla yapılmazdı. ki söylenmiş olmasına rağmen saf gibi konudan bağımsız davranıldı. yani kazalı bir kedi götürseniz, ödeme yapamayacak durumda olduğunuzu belli ettiğiniz takdirde ne yapacaklarını gerçekten bilmiyor ve şu "yaşam kurtarır" sloganının hakkını hiçbir şekilde verebileceklerini düşünmüyorum.

    yazı uzun oldu, çünkü o hanımefendinin de görme ihtimali var ve kendimi bu konu hakkında sorumlu hissediyorum. detaysız haliyle yazı bir boka benzemiyordu.

    fiyatlarını bilmiyorum ancak sıradan birkaç şey dışında gidilmesini asla tavsiye etmiyorum.

    -emin olun, kapıdan içeri alelade girmiş olsaydım bile 2 dakika içerisinde beni görüp de "karşılayamayan" boş elemanların hareketsizliğini ve kendilerini dünyadan soyutlamışlıklarını farkettiğim andan itibaren orada 3 dakika daha bile kalmazdım. kahretsin ki bu ödeme planı çıkartamayan paragöz yerler yüzünden, ödemede kolaylık sağlanacak diye testler konusunda da bir umutla gidip şansımızı denemek zorunda kaldık. kontrol, beni bu yere yönlendiren ve bu konu hakkında gerçekten elinden geleni her şekilde yapmaya çalışan hanımefendinin tekelindeydi ve ben orada bu yüzden kafama göre beğenmezlik edip çekip gidemeyecek kadar kendisine manen borçlu biriydim.-

    edit: ekibimiz kısmında merve erdoğan ve bahadır karan yazıyor. "özgeçmiş" yazıyor, özgeçmiş yok; "basında biz" yazıyor, öyle bir haber yok. hatta isimlerinin üstünde kendi fotoğrafları bile yok. en dandik yerde bile en azından "sevil, şurda okudu, şurda şunu yaptı, 2 kedi 1 köpek annesidir" falan yazar. biraz pay biçselermiş diyeceğim ama üstlerine gitmek istemiyorum. teknikerliklerinde kolay gelsin. aşı yapılırken kediyi tutmak zor iş.

    minik edit: bir kliniğin vasıfsız olduğunu ve her ne derse desin hekiminin yetersiz olduğunu artık şu aynı cümleyi duyarak ezberledik:
    -göz ve ağız için bir şey yapmayacak/söylemeyecek misiniz?
    +önceliğimiz fip, göz ve ağız şu an önceliğimiz değil.

    çünkü göz hakkında bilgi vermek, damla yazmak, ağız sağlığı hakkında bilgi vermek, tedavi hazırlamak zor, çünkü öyle bir şey* yok.

    kendisi kortizon, interferon, 1 ilaç daha ve b vitamini verdi. bende b vitamini var deyince de görmediği bir şeyi uygun görmedi.*

    ben tüm ilaçları aldım ancak hem kediyi aşırı doz ilaca boğmak, onu sıkmak istemediğimden hem de bu kişinin hekimliğine güvenmediğimden şu anlık evdeki b vitaminine devam ederek interferon vermeye başladım.