şükela:  tümü | bugün
  • the sopranos'un yazar ve yapımcılarından (bkz: executive producer) matthew weiner'ın elinden çıkma amc dizisi. 1960'ların new york'unda geçiyor ve altın çağını yaşayan reklamcılık sektörünü ele alıyormuş. 19 temmuz'da başlıyor.

    edit büdüt : site dimi?

    http://media.amctv.com/originals/madmen/

    bi de preview

    http://www.youtube.com/watch?v=s9qyk3ugm5a
  • amc kabul etmeden once hbo'da yayinlanmasi icin teklif goturulmus bir dizi. konusu itibariyle ilgi cekici.
  • (bkz: madman)
  • e2'de yayınlanan belgeselinden izlediğim kadarıyla (dizi kadrosundaki tüm isimler diziyi anlatıyor) new york'un en cafcaflı, en dumanaltı döneminde geçen bir "zeki reklamcılar" dizisi. dizinin yazarı ve yapımcısı matthew weiner'ın dediğine göre 1960'ların başı bilinçli olarak seçilmiş. belgeseldeki isimlerden biri, (sanırım başrol oyuncusuydu) o yılları; "beatnik kuşağından sonra, hippi kuşağından önce. yani tam bir geçiş dönemi" diye açıklıyor. dönemin mottosunu "sigara iç, içki iç, yatabildiğin kadar kadınla yat! ve ne olursa olsun iyi görün" olarak açıklamak mümkünmüş.
    dizinin ilk pilot bölümünde 70 küsur sigara içilmiş, tabii tüketilen viskiler de cabası... sigara, içki, seks, ayrımcılık gibi döneme özgü detaylar çekinmeden ekranlara yansıtılacak sanırım.
    çekim belgeselinden bir spoiler verirsem, yine ekipten birinin sözleriyle;

    "diziyi izleyince o zamanlar ne kadar ırkçı, ne kadar ayrımcı, ne kadar yahudi düşmanıymışız diye düşünüyorsunuz. evet öyleydik. aslında hala öyleyiz, sadece daha kibarız!..."

    ailecek beğenerek izlemeyi planlıyoruz...
  • fragmanında amy winehouse - you know i m no good çalıyor.
  • inanılmaz detayalarla dolu. arkaplandaki her ayrıntı ve sanat yönetimi insanı hayran bırakıyor. hikayeler, büyük hikayeler değil. ama her karakterin içinde inanılmaz fırtınalar barındırdığı belli. kadın-erkek eşitliği ve ırkçılık gibi konularla ilgilenirken aynı zamanda 60ları romantizmiyle birlikte ele almayı da ihmal etmiyor. ve son olarak söylüyorum, seksi bir dizi. girilen barların mavi-kırmızı neonlarından, üflenilen sigaraların helezonik sarmallarına, kadınların kombinezonlarından, erkeklerin kruvaze takım ceketlerine kadar her şey yoğun bir erotizm içeriyor.
  • insanı amy winehouse manyağı yapan dizi.

    "what you call love was invented by guys like me to sell nylons." don draper
  • 60 ların sigara dumanıyla boğulmuş atmosferini çarpıcı biçimde anlatan bir dizi, yani ilk bölümünden ben öyle anladım.
    (bkz: akciğer kanseri)
  • sigaranin zararlari konusu daha netlesmemis, bekar kadinlarin dogum kontrol hapi kullanmasi orospulukla esdegerken... erkekler deodorant kullanmaya baslamamis, ter kokularinin kadinlarin basini dondurdugunu dusunurlerken... kadinlara en yakisan is sekreterlik, psikologa gitmek gecici bir moda olarak gorunurken hayatin nasil oldugunu anlatan dizi.

    yani 60'larin amerika'si son on yilin turkiye'si anlatilmaktadir. basroldeki abimizin (jon hamm) metres tutmus kadir inanir macoluklari da ayrica son derece bizden, son derece "cocuklarimin anasiyla nasil yatarim!" tavridir; takdire sayandir.
  • don droper'ın bir iş gününde bir kaç bardak sulandırılmış aspirin, bol miktarda sigara ve 3-5 kadeh viskiden sonra "it's toasted" diyerek çalışmasını bitirdiği dizidir. insana, eskinin şimdiye göre yavaş günlerini özlediğini hatırlatıyor. oysa şimdiki zamanda çekilse bu dizi; aman da aman herkes bir koşturur, bir çabalar, bir kuyular kazar ve kimseye belli etmez. dan droper'ın öyle kanepede uyuklayacak vakti de pek olmaz.