şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir iç düzen bozukluğudur bu.

    bundan önce yazdığım entry ve başlık parselleme eylemlerine bir baktığınızda görecek olduğunuz, bir iç düzen bozukluğudur.

    paranın bitmesidir. sıkıntı, sikinti olur. gün geçtikçe fena olur.

    kastettiğim şey için, (bkz: #22874407).

    p.s. : ciddiyim.
  • (bkz: darboğaz)
  • insanın tüm yaşam enerjisini bitiren sıkıntı...
    intihar isteği veren şey...
    aslında burada insanın üzen şey maddi sıkıntı değil çaresizlik...
    alınan eğitime karşılık yapılabilecek en yüksek kariyer alınabilecek en iyi maaş...
    çözüm yöntemi ise şans oyunları illegal yöntemler...
    her ikisi de büyük risk....

    kendi kendini çeviremezken evlilik çocuk aile sorumluluk çok zor...

    ama umutsuz olmamak lazım bir gün bu borçlar biter...
    ancak fazla umutlu olmamak lazım yenileri gelir....
  • her şey çok stabil giderken ik'dan gelen bir telefona bakar.
    zordur.
  • hayatı boyunca insanın canını çok sıkandır. bu hayatta ne yapmak istersen iste sürekli karşına çıkar. çocuksundur ve ailenin durumu yoktur. başkasının verdiği kıyafetlerini giyersin, dışarı bile doğru dürüst çıkamazsın. defter, çanta ve kalemi bile devletin verdiği yardımlardan bulmuşsundur. hatta o çantalar da dandik olduğu için elinde sürekli iğneyle koptukça dikmişsindir. ve hattta okul çıkışı eve giderken çantanın altı söküldüğünde de yola saçılan defterini,kitabını alırsın insanların ayaklarının altından.

    arkadaşların gezerken ve bir şeyler yiyip içerken senin cebinde paran yoktur, hiç bir zaman katılamazsın aralarına ve dışlanırsın daima. berbere bile saçların aşırı uzadığında gidersin mecburen ve en kısaya kestirip çıkarsın asker gibi. liseye geçersin, yine aynı terane. elde de yok, cepte de yok. bir kızdan hoşlansan da bir şey yapamazsın. ne kızla bir çay içebilir, ne de sinemaya gidebilirsin. yeni kıyafetler bile bayramlarda alınır sadece. elinde avucunda bir şey yok. bu sıkıntı ve yalnızlıkta da yapacağın tek şey okumaya sarılmak olur.okudukça sıkılır, sıkıldıkça okusun ama kendini de geliştirirsin daima.

    üniversite hayatında da aynıdır. günlük üç beş kuruş yol ve yemek parasıyla ve elinde defteri koyduğun poşetle gider gelirsin bir süre. sonraki senelerde de bir çanta bulunmuştur artık. kıyafetler de hiç değişmez. soluk montun ayırt edici özelliğindir artık. kafeye falan da gidilmez, sigara da ikram edilince içilir anca. bir parça sefil ve yokluk dolusundur hep.

    üniversiteden mezun olursun, yine aynı yine aynı. kilometrelerce yollar yürüyüp giderek iş arar bulamazsın, bulduğun işte de senden canın dahil her şeyini isterler bir asgari ücrete. sonunda yine asgari ücret bir ye bulursun tesadüfen. ne diploma, ne de deneyimlerinin önemi yoktur. aldığın parayı yetiremesen de ihtiyaçlarını yavaş yavaş görürsün. yine eğlenmeye falan imkanın yoktur. her şeyi kısıtlı halledersin. öyle sevmek, sevgili edinmek falan da hayaldir hep. bu para sana yetmiyor başkasına nasıl hoş vakit yaşatabilsin ki? seni sevse bile onun için ne yapabilirsin bu darboğaz halinle. kim bakar suratına cebinde doğru dürüst parası olmayan adamın. kaş göz de para etmiyor ki.

    işin özeti, bu maddi sıkıntı hayatın boyunca yakana yapışıp hayatını, yaşam kaliteni yerle bir eder. hala da dibe doğru çekmeye devam eder. kolay kolay kurtulamazsın bundan da. belki her şey düzelir bir gün de kim bilir...

    dipnot: bunlar da hep bir arkadaşın başından geçmiştir. ben öyle dedim, siz de öyle anlayın işte...
  • bir tür anlatım bozukluğu olan ifade.

    zira maddi olmayan bir sıkıntı yoktur.