şükela:  tümü | bugün
  • turkiye'de derhal idrakine varilmasi sart olan durumdur. ardindan elbette kamulastirma gerceklestirilmelidir. ben normalde serbest piyasanin verimliligini artirma egitimi almis, endustri muhendisligi cikisli bir ekonomist olarak hicbir hesapla bu duzeni savunamiyorum.

    ozel sektorun islettigi madenlerde 100bin ton basina 16 isci olurken kamuda bu rakam 1. 16 kat fark var. hicbir verimlilik argumani, burjuvanin ahlaksiz asagilik katillerden ibaret oldugu bir ulkede islemez, islemiyor. serbest piyasa verimliligi sadece etik sikintilari asmis bati ulkelerinde mumkun. turkiye'de burjuva insanligin en asagilik varolus biciminin tezahuru halindeyken ozellesme isci sinifinin oldurulmesinden baska hicbir halta yaramiyor. sahi, bir ekonomist olarak bakip yazmaya utaniyorum, kac liralik maliyet farki yuzbin tonda 15 cana tercih ediliyor?

    oncelikle birgun'den aziz celik'in yazisini lutfen okuyun. yazinin tamamini en sona ekleyecegim linke tiklamaya dahi usenenler icin.

    yazidan birkac cumleyi alirsak su ozeti cikarabiliyoruz:

    "özel maden şirketleri adeta bir ölüm makinesi haline geldi. madencilikte özel işletmecilik arttıkça ölümler artıyor. madencilik yasasında 2004 yılında yapılan değişiklik ile özel maden işletmeciliği hızlandı. bugün yaşanan vahim tablo aslında özel maden işletmeciliğinin sonucudur."

    "zonguldak havzasında ölümlü iş kazalarının dağılımı kamu-özel farkını ortaya koyuyor. zonguldak maden mühendisleri odası tarafından derlenen verilere göre (tablo) 2010-2015 yıları arasında 4,2 milyon ton üretim yapan özel ocaklarda 109 madenci iş cinayetine kurban giderken, 13.6 milyon ton üretim yapan kamu maden ocaklarında iş cinayetleri sonucu ölen işçi sayısı 23 olmuş. ancak bu sayılar durumun vahametini yeterince ortaya koymuyor. ölüm sayıları yüz bin ton üretimle kıyaslandığında çok daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor.

    özel madenlerde 100 bin ton üretimde 16 madenci ölürken, kamu madenlerinde bu sayı 1’e düşüyor. özel maden ocaklarında ölüm oranları kamunun 16 katı. mesele budur. özel madencilik öldürüyor ve ölümler giderek artıyor."

    linke tiklamayanlar icin yazinin tamami :

    "siirt’in şirvan ilçesinde bakır madeni heyelanında 16 işçi toprak altında kaldı. işçilerden sadece 6’sının ölü bedenlerine ulaşıldı. 10 işçi hâlâ toprak altında. canlı bulunmaları bir yana cenazelerinin bile bulunması imkânsız görünüyor. toprak altında kalan 10 işçinin bir mezarı bile olmayacak. siirt’teki katliam açık maden sahalarında yaşanan ilk katliam değil. afşin elbistan kömür işletmesi’nde şubat 2011’de meydana gelen heyelanda da 9 işçinin naaşları toprak altında bırakılmıştı.

    mezarları maden ocağı olan bu işçilerin isimlerini hatırlayalım: aydoğan polat, cuma yıldırım, halil tatlı, ruşen demir, turhan gökhan, adnan demir, kemal elmas, mehmet ipek, muhsin koşan, nail yılmaz ve yaşar alkaya. ve bir önemli noktayı daha hatırlayalım. afşin-elbistan’daki ocak özel bir işletmeydi. siirt şirvan’daki ocak da özel bir işletme. bir başka ilginç benzerliğin daha altını çizelim: iki ölüm ocağının sahibi de ciner grubu!
    dün elbistan’da 9 işçi, bugün şirvan’da 10 işçi toprak altında. ölü bedenleri toprak altında kalmış işçiler. gidecek bir mezarları bile olmayan işçi eşleri ve çocukları. insan sormadan edemiyor: işçilerin cenazeleri neden toprak altından çıkarılmıyor? biliyorum, “heyelan büyük, maliyet çok” denecek. ama imkânsız olmasa gerek. aklıma şu soru geliyor: toprak altında kalan şirketin patronu olsaydı, ne yapar eder çıkarılmaz mıydı?

    son yıllardaki büyük madencilik kazalarına bakıldığında, neredeyse tümünün özel maden ocaklarında yaşandığı görülüyor. 2010 balıkesir dursunbey’de 17 işçi özel bir maden ocağında grizu patlaması sonucu öldü. 2011’de afşin elbistan’da 9 işçi toprak altında kaldı, 13 mayıs 2014’te soma’da özel bir madende 301 işçi öldü, 28 ekim 2014’te ermenek’te özel bir madende 18 madenci madeni su basması sonucu öldü.

    bu kadar tesadüf olamaz. özel maden şirketleri adeta bir ölüm makinesi haline geldi. madencilikte özel işletmecilik arttıkça ölümler artıyor. madencilik yasasında 2004 yılında yapılan değişiklik ile özel maden işletmeciliği hızlandı. bugün yaşanan vahim tablo aslında özel maden işletmeciliğinin sonucudur.

    özel maden işletmeciliği ile kamu maden işletmeciliği arasında iş güvenliği açısından çarpıcı farklar var. kamu maden işletmeciliği yüz elli yıla yakın bir birikime sahip. kamu madenlerinde 70 yıldır sendika var. toplu iş sözleşmeleri var. önemli bir iş güvenliği birikimi var. en önemlisi özel sektörde olduğu kâr temel motif değil.

    işte bu durum işçi ölümlerinde de kendini gösteriyor. zonguldak havzasında ölümlü iş kazalarının dağılımı kamu-özel farkını ortaya koyuyor. zonguldak maden mühendisleri odası tarafından derlenen verilere göre (tablo) 2010-2015 yıları arasında 4,2 milyon ton üretim yapan özel ocaklarda 109 madenci iş cinayetine kurban giderken, 13.6 milyon ton üretim yapan kamu maden ocaklarında iş cinayetleri sonucu ölen işçi sayısı 23 olmuş. ancak bu sayılar durumun vahametini yeterince ortaya koymuyor. ölüm sayıları yüz bin ton üretimle kıyaslandığında çok daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor.

    özel madenlerde 100 bin ton üretimde 16 madenci ölürken, kamu madenlerinde bu sayı 1’e düşüyor. özel maden ocaklarında ölüm oranları kamunun 16 katı. mesele budur. özel madencilik öldürüyor ve ölümler giderek artıyor. siirt şirvan’da yaşanan da budur. özelleştirme ve sendikasızlık madenciyi öldürmeye devam ediyor. ne fıtrat ne kader, daha fazla kâr hırsı işçileri öldürmeye devam ediyor.
    işte bu yüzden özel kömür işletmeciliğine son verilmeli, bu ocaklar kamu tarafından işletilmelidir."
  • madenlerde avrupa standartlarında denetim yapılabileceğini bilsem ilkesel olarak karşı çıkacağım düşüncedir. fakat belarus'a işveli gözlerle bakan bir devletin vatandaşları için madenlerin kamulaştırılmasını istemek, düpedüz insanlığın ve ahlakın bir gereğidir.
  • (bkz: allahım salak bu çocuk)

    ulan kamulaştırırsak kime yararı olur o zaman o madenin...

    maden senin babanın malı mı? bırak adamlar çıkarsın işlesin.

    (bkz: ülke nasıl dönüyor sanıyor bu akıl)