şükela:  tümü | bugün
  • alacağım varsa da beni vazgeçiren, hemen götümün dibinde biten görevlidir.

    giriyorsun bir giyim veya mutfak eşyaları mağazasına, şöyle rahat rahat gezmek, neler çıkmış, hangi modeller gelmiş, bu aralar neler trend olmuş diye bakmak, dolaşmak ve hoşuna giden bir şey olursa da almak istiyorsun ama amına koyduğumun dükkanına girer girmez götüne yapışıyorlar. "hoş geldiniz, nasıl bir şey bakmıştınız???" ablacım, abicim siktir git, beni rahat bırak ki bakayım bakacağım şeye. zaten tişörtler, pantolonlar, gömlekler duvarlarda asılı. gözümle bakıyorum, ha mal değilim kafama takılan veya öğrenmek istediğim bir şey olursa gelir sorarım veya çağırır sorarım ama sen böyle götümde dolaşınca alacağım, bakacağım varsa da almıyor, bakmıyor ve içimden bi rahat bırakın be amına koyduklarım diyerek terk ediyorum dükkânı.

    bu kızlara/ erkeklere gidin müşterinin götünde gardiyan gibi bitin hemen diye akıl veren pazarlamacı uzmanı, mağaza şefi kimse onun ben aklını, beynini sikeyim. ulan davar, sen o çocukları üstüme salarsan ben kendimi baskı altında hissediyorum bunu anlayamayacak kadar malsın ve seni mağaza şefi yapmışlar. bak boyner'e, zara'ya. ben çoğu zaman boyner'de öylesine zevkine gezerken, gözüme bir mont çarpıyor, gömlek çarpıyor rahat rahat giyip çıkarıyorum yanımda, ensemde kimse nöbet tutmuyor ve bir bakmışım kasada sıra bekliyorum. adamlar geliyor bir sorun olursa ben buradayım diye. yani sen rahat rahat takıl diyor. insanları rahat bırakın kardeşim. rahat bırakın ki içlerine sinerek, özgürce davranarak alacakları şeyi alsınlar.

    insan mahremiyeti, kendi kendine düşünmeyi sever. para vereceği, dahası kullanacağı bir şeyi sakin sakin aklında ölçüp tartmayı ve kendine inandırmayı sever. ama siz gelip ensesinde nöbet tutarsanız sizin yapacağınız işi sikeyim der siktir olup gider.

    edit: çalışan, emekçi, asgari ücretli insanlara bir şey dediğim yok. onlar ne isteniyorsa onu yapıyorlar zaten. buradaki asap bozucu şey veya yanlışlık; bu pazarlama/satış sistemi. mağaza yönetimi.
  • yorulması gereken görevlidir. bir süre sonra bezip kaçar.

    yoksa, kolay ikna edilebilecek çekingen, ne istediğinden emin olamayan kişilere malı satar bu görevli; işi bu.
  • aranıldığında ise bir türlü bulunamayan görevlilerdir.
  • bunların primle çalışanı hiç çekilmiyor.

    edit: işin psikolojik ve teknik kısmı beni ilgilendirmiyor. ben müşteri olarak rahatsız oldğum kısmı dile getirdim.
  • iki saatlik satış eğitiminden egosunu tatmin edebilecek en güzel yön olan psikolojik baskı ile satış yapacağını zanneden acemi satıcı,

    satar mı satar ! ama bir kere satar...
  • bazen boyle magzanin icine bakiyorsun yaklasirken iki ucu dikilmis icerde gozleri kapida ac kurt gibi beklyiyorlar. esikten adimi iceri atayim pirana gibi saldiracaklar belli. allah belanizi versin diyerek vazgeciyorum baska bir yere yoneliyorum.
  • “öyle sadece bakıyorum.” diyerek başınızdan savuşturabilirsiniz. dünyanın her yerinde mağazalar bu şekilde. satışçı eleman gelir nasıl bir şey aradığınızı yardımcı olabileceğini belirtir. siz de istemiyorsanız ona söylersiniz. bu kadar basit.
  • müdürleri tarafından nasıl bir baskı altında oldukları bilinse sözlükte bu kadar atıp tutulmayacak görevliler. müdürlerin de kendi üstleri tarafından tabi... yanisi tanım: kapitalizmin kurbanlarından bir diğer taraf. bu taraf sizsiniz zaten malûm.
  • onlarda bi müsteri kafa uzatsa da gidip kafasını sksem diye sabırsızlıkla sizi bekliyor emin olun.

    baskı, mobbing, kovulma tehditi, işsiz kalma korkusu nedir bilmeyen sikkoların dert ettiği durum.
  • sizin tabirinizle “musallat olmazlarsa” mağaza müdürü tarafından fark edildiğinde güzel bir şekilde azarlanıyorlar. ya da gizli müşteri denen zatlar geldiğinde “musallat” olmamış olursa notları düşüyor. bırakın “musallat” olsunlar işlerini yapsınlar. size “musallat” olmak için para alıyor bu adamlar. ağzınızdan çıkacak iki kelime yeterli yanınızdan gitmeleri için. sadece bakıyorum.. bunu söyleyin ya da ihtiyacım olursa çağıracağım diyin o zaman sizin yanınızda durmazlar zaten.

    not : zamanında mağazacılık yaptığım için konuya hassas bakıyorum.