şükela:  tümü | bugün
  • vaktiyle "kazak edebiyatinin en lirik sairi" ünvanını kazanmış olan "hızlı yaşa genç öl" mantaliteli bir merhum şair.genellikle orta asya türkleri'nin yaşam tarzını ve geçmis tarihini tema edinmiştir.
  • 1893-1938 yillari arasinda yasamis kazak sair. siirlerinden bir ornek;
    turkistan eki dunye esigi ghoy
    turkistan er turktun besigi ghoy
    tamasha turkistandey jerde tuvghan
    turktun tengri bergen nesibi ghoy

    magcan cumabayuli - 1921
  • "türk şiirinin büyük isimlerinden, 1919'da türk kurtuluş savaşı'na açıktan destek veren ve şiirler yazan, 1938 yılında stalin tarafından idam edilen kazak şair mağcan cumabay'ın anısına hazırlanan mağcan filminin galası ve anma toplantısı yapılacak."

    http://qha.com.ua/…n-galasi-yapilacak-130287tr.html
  • kurtuluş savaşı zamanında bizler için gerçekten kaygılanan kazak şair. alıstagı baurıma (uzaktaki kardeşime) şiirini ilk okuduğum zaman gururla karışık bir hüzün kaplamıştı içimi..türkçe nazım tercümesi orijinali kadar güzel değilse bile yine de hislidir.
  • 28 aralık cumartesi günü, türkiye türk'ü kardeşlerine kavuşacak olan büyük şair. tabii ki, bu gala organizasyonunu yapan ileri yayınlarına ne kadar teşekkür edilse az!
  • dün, film galası ve anma toplantısı gerçekleşmiş olan ağabeyimiz* . galada, solcu bir milliyetçi olan gökçe fırat'ın verdiği birlik mesajı da ayriyeten gözlerimi yaşarttı. filmi mi soruyorsunuz? mağcan gibi bir ağabeyimiz için yapılan film hakkında spoiler veremem, kimse kusura bakmasın ama mağcan'ı mağcan olarak yansıtmayı başarmış yönetmen sn. marat konurov ve ekibi...
  • “hayat bir saniye bile durmadan işleyen devasa bir makine gibidir. yorulmak bilmeden, aralıksız devam eder yoluna, ardında bıraktıkları ise yitirilmiş umutlar, kırılmış kalpler ve sönmüş hayatlardan başka bir şey değildir.”

    bu sözlerin sahibi mağcan cumabay sadece 45 yıl yaşamıştır. şairin itibarı 1960 yılında iade edilmiştir. türkistan savaş mahkemesi kayıtlarının yayınlanmış belgelerinde şöyle bir ifade yer almaktadır: “tavsiye. 1893 yılında doğan mağcan bekonoviç cumabay’ın itham edildiği suçun davası üzerine. 30 aralık 1937 tarihinde tutuklanmadan önce yaptığı tanımlanmış bir işi yoktur. 8 temmuz 1960 yılında mahkeme kayıtları yeniden incelenmiş, 11 şubat 1938 yılında verilen mahkeme kararı iptal edilmiş ve dava sonuçlanmıştır. böylece mağcan bekonoviç cumabay’ın hakları öldükten sonra da olsa iade edilmiştir.

    kazak entelijensiyasının yılmaz bir neferi olan mağcan cumabay, sistematik sovyet katliamının bir kurbanıdır. sadece kendisi değil 1930’lu yıllarda cumabay ailesinin kaderi de trajik bir durum arz etmektedir. şairin erkek ve kız kardeşleri ve bütün akrabaları bu olaydan zarar görmüşlerdir. şairin kendisinden büyük iki erkek kardeşi-müslim ve kaharman, ve genç olanı muhammedcan 1937 yılının ortalarında “halk düşmanı” oldukları gerekçesiyle tutuklanmışlardır. şair de ilk kez 1929 yılında, ikinci kez de 30 aralık 1937’de aynı nedenden dolayı tutuklanmıştı. üç kardeşin hepsi de arkalarında bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuşlardır. bugün hala nerede öldürüldükleri ve nerede gömülü oldukları konusunda herhangi bir bilgi yoktur.

    kendisi istanbul’da darulfünun’da bazı dersler aldı. sonraları, mağcan’ın gittiği petropavlovsk okulu arap, fars ve türk dilleri ve türk halklarının tarihi gibi alanlarda son derece gelişmiş önemli bir eğitim kurumu haline geldi.1910 yılında onur derecesi ile mezun olmuş olan mağcan, öğretmeni olan klasik tatar yazarı alimcan ibrahim’in desteğini aldı. “galiya medresesine” girmek için selimgiray canturin nezaretinde ufa’ya gitti. genç şair 1911 yılında petropavlovsk’a döndü ve meşhur kazak şairlerinden mir cakıp dulat’dan rusça öğrenmeye başladı. 1917 yılında omsk öğretmenlik okulu’ndan altın madalya kazanarak mezun oldu.

    modern dünyada manevî hayatın sınırlarını gören mağcan cumabay, türk mirasının unsurlarına vurgular yaparak bu ruhu yeniden canlandırmak istemiş ve tek bir devlet altında /kağanlık/ birleşme arzusunu dile getirmiştir. korkut-ata’nın, asan-kaygı’nın, ablay-han’ın ve kazak kahramanların karakterlerini öne çıkaran mağcan’ın şiirlerinde özgürlük mücadelesi veren türk halklarına yardım etme duygusunun ön planda olduğu gözlemlenmektedir.

    mağcan gençliğinden beri sadece kazakları değil, bütün bir orta asya’yı ve idil bölgesini temsil etmiştir. alimcan ibrahim’in yazdığı kazashka isimli romanda mağcan’ın 1907 yılında henüz 14 yaşındayken yazmış olduğu bir şiire gönderme vardır. cumabay ünlü birçok edebiyat eserini kazakçaya çevirmiştir. (m. gorki’nin “rüzgâr kuşu”, mamin-siberiak’ın “beyaz at” ve v. ivonov’un birçok hikayesi m. lermontov, a. fet, bairon, goethe ve daha nice yazarın önemli eserlerini de kazak diline tercüme etmiştir).

    mağcan cumabay kazak, özbek ve tacik ulusal edebiyatının birçok örneğinin derlenmesine yardım etmiş ve bunların -ne yazık ki hepsini değil- bir kısmını rusçaya tercüme etmiştir.

    cumabay m. gorki, s. esenin ve a. lunacharsky ile yakın ilişkiler içerisine girmiştir. v. brusov birçok şiirlerinde mağcan’dan etkilendiği ve mağcan’ı kazakların puşkin’i olarak adlandırdığı bilinmektedir. çünkü puşkin gibi, cumabay da halkının ulusal onurunu, tarihini ve doğasını tüm insanlığa göstermek istemiştir.

    üçüncü tutuklanması 30 aralık 1937 tarihindedir. 19 mart 1938’de ogpu üyelerinden garkovich’in kaydettiği tutanakta mağcan’ın idamı kararlaştırılmış ve mağcan cumabay öldürülmüştür. 1960 yılı 7 temmuzu’nda ölümünden yıllar sonra hakları kendisine iade edilmiştir. idamına yol açan sahte itirafnamesinde bir çok dava arkadaşının da kendisi gibi hain ve ajan olduğunu kabul etmektedir. bu sahte itiraf aracılığıyla bir çok çağdaşı olan aydın da katledilmiştir. ne acıdır ki bu belgede ismi geçen kimi aydınlarla hiç tanışma fırsatı bile olmamıştır.

    eşi züleyha sscb bakanlar kurulu başkanı nikita huruşçev’e yazdığı mektupta “hakların iadesi” konusunu gündeme getirmiş, bu istek üzerine türkistan askeri mahkemesi dava kayıtları yeniden gözden geçirilmiştir lakin kendisinin toplatılmış eserleri bu mektuptan çok uzun yıllar sonra serbest bırakılmıştır. eşi derlenen eserlerin yayınlandığını göremeden hayata gözlerini yummuştur.

    kazaklardaki pan-türkçülük hareketi başlangıcından beri savunmacı bir kimliğe sahipti ve kültürel değerlere politik unsurlardan daha fazla önem veriyorlardı. kültürel ve eğitimsel alandaki popülaritesinin nedeni kazakistan’daki ulusal bağımsızlık hareketinin yeni bir aşamaya girmiş olmasıydı. mücadelenin askeri yollarla yapılma şekli politik birtakım araçların elde edilmesine neden oldu. ulusal bağımsızlık için girişilen mücadele, ulusal kültürün korunması ve etnik bilincin uyandırılmasına neden oldu. sovyet sosyal bilimi pan-türkçülük hareketini milliyetçi-burjuva ve reaksiyoner-gerici bir eğilim olarak tanımladı. bütün türk halklarının etnik, dini ve kültürel birliğinin sağlanması fikri sscb’nin slav halklarının koruması altında “bir ulus olma” resmi ideolojisi ile çelişti. bütün bu farklılıklar sadece fikirlerin değil, benzer fikirleri taşıyanların da yok edilmesine neden oldular. cedid hareketi 1920-1930’larda tamamen ortadan kalktı. mağcan cumabay da fikir destekçisi olarak görüldü ve henüz 45 yaşındayken katledildi.