şükela:  tümü | bugün
  • -tori amos'un kolumdaki dövmeyle beraber hayatıma kattığı en güzel şeylerden biri.

    -cok feci zamanlarimda tanistigim ve geceler boyu durup dinlenmeden konustugum hatta biraksalar dunya chat rekorunu kirabilecegimi dusundugum dunyalar guzeli,** tori amos hastasi.

    -bes yillik kalkinma planim dahilinde kendisine evlenme teklif etmeyi dusundugum insan.*

    -birijik cons'um.
  • sirin ve yardimsever biridir.
  • son zamanlarda tori*siyle başı dertte olan kedisever jones.
  • ek$i sozluk parolami unutup, e-posta adresim de kapandiktan uzun bir sure sonra, mevzuya el atip sozluge donmemi saglayan ulu ki$i. kendisini acilarin kadini bergen olarak tanimlar, yalandir. muhabbetine doyum olmaz (konu$tugu zamanlarda).
  • tori amos'unkine benzer genis dalgali saclara sahip jones. olur da kizila boyatirsa yasadigi yere tasinmama sebep olacak diye korkuyorum.*
  • sürprüzlerden hoşlanmayan bir başka insan ile büyük benzerlikler taşıyan, hemen hemen aynı kronoloji ile aynı hareketleri yaparak sabah sabah gülmeme neden olan insan. saygıyla anıyoruz.
  • bazı insanların hala bu hatunun verdiği mesajı anlamamakta ısrar ettikleri, bu duruma devam etmeleri karşısında benim verdiğim mesajlara başvurmalarını dilediğim, hala aksi şekilde devam ediliyorsa yukarıya malın önde gideni diye ayrıca bir butonun eklenmesini ssg'den rica etmeme sebep olacak olaylara yol açacak ayrıca ne olduğunu ancak balayı* dönüşü gülme krizleri geçince farkedecek olan en güzel insan.
  • gece gece "zaten yazılmış bu" gibi bir mesajla karşıma çıkan, akabinde bir "hmm" dememi sağlayan* daha sonra "hayır hayır.. curved air ha" düşünüşümü kafama soktundan sonra bunla yetinmeyip topu renaissance'a atan ve "hayır bu kadarı da fazla" derken requiem for a dream ile "bundan sonraki ne.!?" sorusunu kafama yerleştiren bir insan.!*
  • kalbi güzel, adam gibi insanlardan, kaderdaş dost.
  • efendim herşey asclepiustan olma, demeterden doğma magicflute ün büyüyüp serpilip olympos gecelerinde boy göstermesiyle başladı. magicflute büyüyüp koca kız olunca kendini geceleri o maceradan bu maceraya koşmaya adadı, sabahları 6larda 7lerde uyumaya başladı. tanrılara yakışmayan bu tavrı büyüklerini oldukça kızdırdı. fakat söz dinlememekte ısrar eden magicflute sonunda ebesininkini gördü.

    olymposta sergilediği gayriciddi, vizyonsuz tavırları nedeniyle amcası zeus
    tarafından kovulan magicflute(aman yapmıyorum bkz) yarı tanrı yarı non-tanrı olarak
    dünyamıza gönderilmiş, son olarak kendisine dünyada 3 ilki kendi
    çabalarıyla gerçekleştirmesi durumunda tanrılar katına geri
    dönebileceği söylenmişti.

    zaten olimposta sıkılmış olan içi içine sığmayan magicflute bu
    davranışa amenna dedi, yüreğinde macera tutkusu, kafasında 3 ilk
    gerçekleştirme ülküsüne duyduğu inançsızlık ile yollara koyulmuşdu.
    dünyamızdaki ilk durağı isviçrenin tertemiz havalı mis kokulu alp
    dağlarıydı, burada milka inekleriyle birlikte büyüdü, onları kendine
    aile bildi, özdeşleşti.yıllarca alp dağlarında yarı tanrı, çeyrek
    insan,çeyrek inek olarak yaşayan magicflute mutluluktan gözlerinin ışıl
    ışıl ışıl parıldadığı bir günde ellerinde kement ve çeşitli iplerle
    gelen insanoğlu ile karşılaştı, hafızasından asla silinmeyecek olan o
    dehşet dolu günde dünyanın gerçekleriyle tanışma fırsatı buldu.
    magicflute ün tüm ailesini alıp kurban bayramında satılmak üzere
    götüren bu kişiler ineklerin arasında otlayan yavrucağı gördüklerinde
    önce gözlerine inanamamış, sonra inanmışlardı. isviçrenin guinnes
    köyünde yaşayan bu iyi yürekli köylüler magicflute ü atlarının
    terkelerine attıkları gibi yola koyuldular, onu evlatlarından hiç
    ayırmaksızın balla pekmezle büyüttüler, ailesini katlettikleri o günü
    unutturmak için ellerinden geleni yaptılar. yarı tanrı olmanın verdiği
    liderlik içgüdüsü ve çokça da ölümsüzlük sayesinde guinnesde kendini
    herkese kabul ettirdi, daha 23 yaşındayken (ki bundan sonra asırlarca o
    yaşta kalacaktı) köyün ihtiyar heyetine girmeyi başardı. ihtiyar
    heyetindeki herkesin ölmesinin ardından 23 yaşında köyün en bilge
    kişisi haline gelen magicflute yıllarca köyde herkesin saygı duyduğu,
    duymasa bile "lan bu yıllardır yaşlanmıyo, bi bokluk var kesin sakata
    gelmeyelim" korkusuyla karşı gelemediği otoriter bir kişilik olarak
    guinnesde yaşadı.uçarılığı ve geniş hayal gücü magicflute ün köye
    yepyeni adetler getirmesine, civardaki köylerde bir tür freakler köyü
    olarak bilinmesine neden oldu. magicflute böylece bir köyde en uzun
    süre ihtiyar heyeti başkanlığı yapan kişi olarak ilk ilkini
    gerçekleştirmiş oldu.

    içinde bulunduğu stabilite magicflute ün başlarda yoğun olarak
    hissettiği macera isteğini yüreğinin taa derinlere gömmüştü, ta ki
    isviçre ile ilgili bir program yapmakta olan bir haberci muhabiri
    guinnes köyüyle ilgili anlatılanları duyup bunu haber yapmaya karar
    verene dek. haberci kişisi türlü zorluklarla ulaştığı guinnes köyünde
    huzuru buldu, haftalarca köyde kaldı, her gördüğünü sordu, öğrenmeye
    çalıştı, araştırdı, yorumladı, işin bokunu çıkardı. köyle ilgilendiği
    kadar köyün bu hale gelmesine neden olan magicflute isimli kişiyle de
    yakından ilgilenen haberci kişi magicflute ün geçmiş yaşamını kendi
    ağzından dinlediği sırada birden donakaldı. karşısındaki kişinin tasvir
    ederken hafifçe gülümsediği, ufka dalıp gittiği, anne dediği inek
    habercinin yıllar önce kurban bayramında eve getirilen, günlerce
    beslediği, arkasından haftalarca ağladığı milkakız ın ta kendisiydi.
    vücudundaki mor lekeler, krikotundaki o çizme şeklindeki leke, evet
    evet kesinlikle o inekti.

    işte o gün magicflute ün kaderinin değiştiği gün olmuştu. milkakız ın
    etlerini dini vecibelere uygun bir şekilde dağıttığı tanıdıkların
    hepsini hatırladığını söyleyen haberci kişisi, eğer magicflute dilerse
    bu kişilerin teker teker bulunabileceğini, daha sonra burmada yaşayan
    bir kabilenin ölülerin ardından düzenledikleri bir ritüelde
    uyguladıkları magicflute e de öğretebileceği bir teknikle bu kişilerin
    hafızalarında yapılacak bir yolculuğun ardından dağıtılan kısımların
    nasıl teker teker summon edilebileceğini şevkle anlattı.magicflute
    işittikleri karşısında duyduğu heyecanı saklamakta güçlük çekti.
    duyduklarına önce inanamadı, sonra inandı ama. yıllardır içinde
    sakladığı, sönmeye yüz tutmuş macera ateşi harıl harıl yanmaktaydı
    artık. o günden sonra magicflute ün hayatında yepyeni bir sayfa açıldı.
    magicflute ertesi gün haberci kişisiyle birlikte köyü terketti, etlerin
    dağıtıldığı kişilerin listesi bir kaç gün içinde çıkarıldı. listeyi
    alır almaz hemen araştırmalara başlamak isteyen magicflute o gün
    haberci kişisine teşekkür ederek ayrıldı. ikisi bir daha asla
    görüşmediler. magicflüte dünyanın dört bir yanında türlü türlü
    meceralar yaşarken haberci kişisi guinnes köyünü anlattığı programıyla
    bir anda ünlü oldu, paraya para demedi.

    magicflute maceraları sırasında
    eski bir ajan olan 0,5 ile tanıştı, 0,5 i 0,7 kod adlı başka bir ajana
    karşı içinde yıllardır büyüttüğü öfkeden bir anda kurtarıp dünyanın en
    kısa sürede ikna olan insanı haline getirdi. böylece ikinci ilkini de
    gerçekleştirmiş oldu.
    uzun süre çalıştı didindi, annesinin tüm parçalarını
    biraraya getirmeyi başardı. şimdi tek ihtiyacı bu parçaları biraraya
    getirebilecek çılgın bir bilimadamı ve daha önemlisi bulunan parçaların
    arasındaki tek eksik olan, lades kemiğinin iki yarısıydı. magicflute
    kemiğin bir yarısını bulursa bunun onu kemiğin diğer yarısına
    götüreceğinden emindi. bu nedenle araştırmalarını kemiğin daha kolay
    bulunabileceğine inandığı sol yarısında yoğunlaştırmayı uygun
    gördü.araştırdı, araştırdı, her taşın altına baktı.ama hayır
    bulamıyordu. sanki yer yarılmış da lades kemiğinin sol yarısına sahip
    olmuş kişi içine girmişti.

    magicflute ile yollarımız işte bu noktada kesişti. zira lades kemiğinin
    sol yarısına sahip olan kişi bendim. tesadüfler eseri başlayan
    tanışıklığımız magicflute ün hikayesinin tümünü anlatması, benimse
    gözlerimden şimşekler çaktırarak "tanrım!" dememle bambaşka bir boyut
    kazandı. lades kemiğiyle ilgili bildiklerimin tamamını magicflute e
    anlattım.yeni zellandada bulunan lades kemiğinin sağ tarafını alıp
    almama kararı artık magicflute e kalmış.ya son parçayı da tamamlayıp
    dünyadaki nihai hedefine ulaşmış olacak, 3üncü ilki de gerçekleştirerek
    olyimposdaki tanrısal günlerine geri dönecek, böylece içindeki macera
    ateşini söndürecek yahut yarı tanrı olarak, türk vatandaşı olduktan
    sonra aldığı magicyan flutakis ismi ile yaşamayı, yeni maceralar
    peşinde koşmayı tercih edecek. vallahi ne diyeyim, hayırılısı neyse o
    olsun.