şükela:  tümü | bugün
  • hayatımı değiştiren biricik müzik öğretmenim. müziğe olan yeteneğimi keşfederek beni sanatla tanıştıan, müzik ve drama eğitimi konusunda çok başarılı bir eğitimci. atatürk'e ve kurduğu cumhuriyetin temel değerlerine gönülden bağlı bir eğitimci aynı zamanda. bu konudaki hassasiyeti derslerine her daim yansımıştır. derslerinde uyguladığı farklı tekniklerle öyle her türk öğrencisine nasip olmayacak derecede keyifli dersler verir. ne var ki daha ortaokul yıllarında olan biz gençler genelde bunun kıymetini bilmemişizdir. dünyanın değişik yörelerine ait çalgılarla (kimileri çok pahalı) tanışıp onları (ki o yaştaki çoculara verildiğinde hasar görmeleri pahasına) en azından bir kere çalma deneyimini kazanmamıza vesile olmuştur kendileri. bu sayede çoğu zaman dersleri bir okay temiz atölyesi tadında geçmektedir. bütün bu ayrıcalıkları bize devlet okulunda yaşatan insanın eğitime bakış açısı burdan anlaşılabilir. mahiye hocanın gerek koro çalışmalarında grek ritim atölyesi çalımalarında bulunmuş olmayı büyük bir ayrıcalık olarak görmekteyim.

    gel gelelim bu eğitim emekçisi değeri hocamız emekli olduktan sonra müzik ve drama eğitimciliği kimliğinin yanına araştırmacı yazar kimliğini de eklemeye geldiğinde kanımca uzmanlık alanına girmeyen konularda başarısız olmuştur. benimle paylaştığı çalışmalarındaki bilimsel yetersizlikleri her ne kadar konulara uzak olsam da görmek zor olmamıştır. ben bu durumu mahiye hocam için çok görmem çünkü kendisi sanatsal yönü ağır basan (subjektif) ve bilimsel ortamın tarafsızlığından uzak olan bir ortamda yetişmiştir. onun işi duygulardır aslında her ne kadar bir yadan eğitim bilimlerine gönül vermiş olsa dahi. bu yüzden kendisinin uzmanlık alanı dışındaki araştırmalarını pek desteklemem.

    öte yandan, emekliliğine az zaman kala ve emekliliğinden sonra yeni milli eğitim sistemimiz konusunda yaptığı araştırmalar da dikkate değer çok önemli uyarılar içermekteydi ve bu uyarılar hala söz konusu. kendisi ile çok ilgisi olmayan bazı etnik araştırmaların tam tersine bu konuda mahiye hocam önemli bir iş başarmıştır; giderek içi boşalan milli eğitim sistemimiz ve yetişecek boş nesiller konusunda bizi çok öncesinden (daha yeni politikalar uygulanmadan) uyarmıştır araştırmalarıyla. nitekim bu uyarılarının hiç yersiz olmadığı zamanla iyice anlaşılmaktadır, "mahiye morgül demişti" denmektedir. fakat ne yazık ki bu çürüme karşısında gösterdiği mücadelede meslektaşları tarafından yalnız bırakılmıştır.

    mahiye hoca genel olarak insanların sıcak yaklaştığı bir insan değildir. onca çabasına rağmen sert eleştirel ve otoriter üslubu nedeniyle öğrencileri tarafından pek sevilmezdi. meslıktaşları ile ilişkileri de yer yer ukala çıkışlara ve hatta hakaretlere varan söylemleri yüzünden genelde bozuk olmuştur ve şu an müzed (müzik eğitimcleri derneği) çevrelerince de dışlanma noktasına gelmiştir.

    herşeye rağmen eduard zuckmayerin öğrencisi çılgın türk mahiye morgül hümanist temele sahip çabaları nedeniyle benim sonsuz saygımı kazanmıştır ve benim hayatımda mücadelenin sembollerinden biridir. ilerleyen yaşına rağmen sahip olduğu enerjisi bana mücadelenin insana neler kazandırdığı konusunda önemli bir ders vermiştir.

    bu uzunca entrinin okunma ve oylanma olasılığının çok düşük olduğunu bilmeme rağmen, bu entriyi yazmayı mahiye hocam için bir borç bilirim.
  • metroda, yolda yürürken her yakaladığında "tarih ve dilbilimi" çalışmalarıyla kafamı ütülese de değerli bir müzik - drama eğitimcisidir. ayrıca eğitim bilimleri araştırmaları yabana atılmamalıdır. 12 mart ve 12 eylül darbelerini yemiş, sevdiklerinin bir kısmını bu nedenle kaybetmiş olması onun duygusal, fevri çıkışlarının bir sebebidir. 68 kuşağındandır. o dönemki mihri belli hareketindendir. hiçbir zaman kırmızı şapkası ve ceketini üstünden eksik etmez. ancak son dönemlerde biraz da yaşlılığının etkisi ile de çok yanlış mecralara saldı kendisini. eğitim sisteminde * yapılan değişiklilerin nasıl çocuklar çıkaracağına dair önemli çalışmaları mevcuttur.

    müzik eğitiminde ise bir eşini görmedim. ilköğretim 6-7-8. sınıflarında kendisinden aldığım temel müzik eğitimi benim kendi kendime sadece nota adı bilerek enstürman çalmayı öğrenmemi sağlamış olmasıyla bile büyüleyicidir. derslerinde 60ların 70 lerin blues şarkılarından klasik eserlere ordan da klasik türk müziğine ve halk müziğine kadar geniş yelpaze de müzikler dinleten ve ayrıca belki şimdi siyasi görüşlerimiz şu anda örtüşmüyordur ama bunları yaparken sınıfta imf'ye ve emperyalimze saydırıp, 68 kuşağının propagandasını da yapan, siyasi formasyonumun oluşmasında ön ayak olanlardan da biridir.

    evet özetle çatlaktır. ama türkiye'nin o deli deli küpeli filimnde olduğu gibi çatlaklara ihtiyacı vardır.
  • (bkz: http://www.ilk-kursun.com/haber/99260)

    bu yazisini okudugumdan beri umitsizligimi tavan yaptirmis insandir. bu konu hakkinda baska kelam eden kaynak da bulamayinca bu kadin ya ustteki yorumlardaki gibi biraz rahatsiz, ya da kimsenin farketmedigi veya dile getiremedigi bir seyler biliyor.
  • mezopotamya sözcüğünün kökenini şöyle açıklayacak kadar kafası karışık kişi.
    ____________________________________________

    neresi orası; urfa. yani mezopotomya şehri. yani mez-opa- damı denilen yerde. başkası değiller, mez (hilal) inanışlılar, hilalin altında birleşenler…

    ay (heyv) inanışlı opa/apo (abla ve ağabey) yeri-yurdu/ damı/evi; özeti mez-opa-tam-ya!
    ____________________________________________

    http://www.ilk-kursun.com/haber/141765

    şu açıklama bile daha mantıklı: (bkz: #3042747)
  • dilbilim hiç bu kadar komik olmamıştı

    iyi niyetli birisi olabilir ama bilimsel olarak hiçbir geçerliliği olmayan kişi.
  • benim ilkokulda müzik öğretmenimdi kendisi, nerden aklıma geldi bilmiyorum var mıdır lan acaba sözlükte derken meğersem varmış.
    kendisiyle iyisiyle kötüsüyle bir sürü anım vardır, çok enteresan yıllardı o zaman, okulun arka kapısından yankee ler gelecek okulu işgal edecekler korkusunu her zaman ensemde hissettiğim yıllardı.
    koridorlarda
    -yanke go home yanke go home! diye gezerdik.
    sonra yıllar geçti ben liseye girdim ara sıra metroda gördüm, vagonların içindeki dinci gerici ilanları reklamları yırtıp atardı, sonra güvenlikçiler apar topar uzaklaştırırdı kendisini. arada beni tanır siyonistlerin işlerinden bahsederdi, çok tehlikeli bunlar derdi, harflere de çok takılırdı.
    mesela çok yıllar sonra, bir gün metroda sol gazetesi satarken rastlaşmıştık, beni görüp sevinmişti sonra elimdeki gazeteyi görüp aynı hızla yüzündeki ifade kararmıştı, hocam alır mısınız şöyle böyle derken, almam ben bunu sol'un l si büyük, siz burda illuminati mi yapıyosunuz, neden l büyük ne kastediyorsunuz filan demişti, duruma adapte olmam çok kısa sürdü çünkü kendisini tanıyanlar mahiye hocanın bu huyunu bilir, hocam işte leninizmin l si filan derken, sinirlenip yanımdan uzaklaşmıştı.

    ama yine de o yaşta we shall overcome şarkısını bize söyleten, anlamını hikayesini uzun uzadıya anlatan bize enstrümanlar yaptıran ve hakikaten müziği kültürüyle birlikte veren bir öğretmendi, emekli olduktan sonra ağlamadım ama ondan sonra gelen öğretmen blok flütü dayayınca ağzımıza gözlerim bir dolu dolu olmadı değil. şimdi elime blok flüt verseler o zamanlar ezberden çalmak için götümüzü yırttığımız 'yılan hikayesi' (memoli filan var o zamanlar tabi) ni çalamam, ama we shall overcomeı asıl söyleyen siyahi toprak eken insanları hissederek sonuna kadar söylerim.
    bu da öyle bir anımdı.
    blok flütler götünüze girsin sizin!
  • birkaç makalesini okudum. hakkındaki kanaatim psikolojik desteğe ihtiyacı olduğu yönündedir.

    kendisine lustral, lithium ve cipralex öneriyorum.
  • sürrealist bir dil sanatcisi.
    kendisine demin, memleketten ne haber var diye internetten acik haber kanali ararken maruz kaldim.
    elindeki mustafa kemal ve ailesinin yer aldigi kesme eslestirme kitabindan sayfalari sallayarak, " yani atatürk'ün ailesini kes parcala diyorlar, daha beteri kitap kesmeyi ögretiyor cocuga, cocuk kitabinda karikatür olamaz, bu böyle dalga gecer gibi, egitici bir yani yok. bu gün resmi kesen yarin organi kesmekte zorlanmaz, yani isid propagandasi bile denilebilebilir" dedi. sonra "bonzai"nin yerel dilde "benzeyi" ye dönüstügünü, bunu da ne oldugunu aciklarken ben canhiras kanali degistirdim.

    gördüm artiriyorum, psikolojik destek vermek yetmez, sanatini halka zarar vermeden icra edecegi bir olanak taninirsa, miro' lu, dali'li ispanya' yi (katalonya dahil) filan sollar, hic olmadi sürrealist sanatta cihan lideri olabiliriz.
  • bir zamanlar tarih okuduğumu duyunca sokakta tuttuğu gibi yarım saat götten uydurduğu etimolojik safsatalar anlatan; kafkasyanın romalılara karşı savaşmış ünlü kralı mithridates'ın türk olduğunu, gerçek isminin ''bedri'' olduğunu söyleyip benden karşılık olarak ''iyi de bedri ismi bedir kuyularından gelir. bedir savaşından 6yüzyıl önce yaşamış biri savaşın ismini nasıl taşır?'' dediğimde error verip beni ermeni piçi yahudi dönmesi ulluminatici ilan eden komplo teorisi manyağı vatandaş. bir de bu kadını tarih ve filoloji gurusu sanan akrabam var ki o da evlerden ırak.