şükela:  tümü | bugün
  • nurnberg durusmalari
  • bunlar o kadar cok oynar ki sinemada ve televizyonda, "objection! overruled / sustained" (itiraz ediyorum! reddedildi/kabul edildi) kalıplarını okuldaki ingilizce'den bile once ogrenmek mumkundur
  • hararetli geçen son davaya kadar filmin cezbeden hiç bi tarafı yoktur..ayrıca her zaman iyiler kazanır kötüler mahkeme salonundan vıyk vıyk sesleriylen kaçarak uzaklaşır..
  • fırsat eşitliğinin timsali olan bu filmlerde hakimler ya kadındır ya da zenci; ama en babası zenci kadın hakimdir ki bana izlediğimde "amerikalı zenci kadınların rap söylemeyenlerini zorla hakim yapıyorlar galiba" diye düşündürtmüştür bu durum.
  • (bkz: kibar feyzo)
  • mesela pelican brief bunlara dahil edilebilir.
  • 90lı yıllarda john grisham etkisiyle eski etkileyiciliğini kaybetmiş filmlerdir. ama bu döneme kadar gerek hollywooddan (bkz: ı want to live), (bkz: twelwe angry men) vs vs gerek avrupadan (bkz: la verite) güzel örneklerin rastlandığı bir türdür. haklı olanın kaybettiği ama hakkını aramaya devam ettiği bir grup mahkeme filmi de vardır ki tadından yenmez.
    (bkz: inherit the wind)
  • böyle filmler; filmin sonunda gerçekleşecek duruşma için kanıt toplamakla geçer. başrolde hitabeti tavan yapmış zeki bir avukat vardır. ya biri haksız yere suçlanıyordur da onu kurtarmayadır bütün çaba,ya da itin tekini içeri atmak amaçlıdır olan biten. genelde, son dakikada mahkemeye teşrif buyuran tanıkla olaylar tatlıya bağlanır. nedense hiç şüphe edilmez seyircinin tuttuğu tarafın kazanacağından. lakin yine de soluk soluğa-heyecanla izlenip; "evet, işte bu!" diye ayaklanılır filmin sonunda. metne dayalı filmlerdir bunlar, dilin incelikleri hakkında fikir edinilebilir. yönetmenlerini pek bilmeyiz, bilsek de bu filmleri yönetmenleriyle bilmeyiz. hakimin her daim munisliği söz konusudur. kimi duruşma filmlerinde jurideki bir şahıs da pekala ana karakter olabilir. yalnız hakim ile mübaşirin bu konuda çok fazla şansı olduğunu söyleyemem. * * *