• adalet(!) dağıtıcısının adaletini dağıtması için istediği para. yani işin özü şudur paran yoksa hakkını arayamazsın aksi halde ödeyemeceğin borcun altına girersin.

    şöyle bir kaç örnekle olayı açıklayalım.

    vatandaş bir bankadan konut kredisi kullanmıştır. krediyi alırken ipotek bedeli kesen banka kredigeri ödemesi bittiğinde birde ipotek kaldırmak için para almıştır. vatandaş hakem heyetine gider ordan mahkemeye gider. sonuç banka kazanır. bu vatandaş ipotek kaldırma parasını ödediği bir 900 lir kadar mahkeme masrafını ödemek zorunda kalır. bir kurum biri tüzel biri özel iki kişi arasındaki anlaşmazlıkta kimin haklı olduğuna karar verir üstüne üstlük haksız olana hesabı keser. işte hukuk devleti. paran yoksa kaybetme olasılığına karşı hak aramaya korkarsın.

    ikinci durumda boşanma üzere olan bir çift için ara karar çıkmış ve babanın çocuğunu pazar günleri 5-6 saat görmesi kararlaştırılmıştır. ancak anne çocuğu babasına göstermemektedir. belirtilen tarih ve saatlerde belirtilen adreste bulunamamaktadır. eee ıspatlamak için sosyal hizmet uzmanı ve zabır katibi mi ne öyle iki memur gerekir. ama paranız yoksa o memurları da getirtemezsiniz. paranız yoksa mahkeme lehinize karar verse bile çocuğunuzu göremezsiniz. bir araba tutup götürüp getirmeniz gerekir.

    son olarak mahkemede her şahit için ödenen bir para varmış. o da işin kaymağı tabi. fakirin şahidi mi olur.
  • birde şöyle bir olay vardır. davayı açan siz olursunuz. karşı tarafı (yani hırsızı) yakalatırsınız. ceza almasını sağlarsınız. sonrasında güzide mahkemelerimiz bu sanığın önceden suçu olmadığını ve cezasının ertelenmesine karar verir.

    hemen arkasından sana da bir adet mahkeme masrafı gönderirler. halbuki hırsızlığı yapandan yada cezalı olandan alması gerekeni senden almaya kalkar ve bundan haberin olmaz gelirler sana icraa göndermeyi denerler. o kadar mükemmeldir adalet sistemimiz.
  • ceza hukuku sistemimizde mağdura yükletilmesi mümkün değildir.