1. adalet(!) dağıtıcısının adaletini dağıtması için istediği para. yani işin özü şudur paran yoksa hakkını arayamazsın aksi halde ödeyemeceğin borcun altına girersin.

    şöyle bir kaç örnekle olayı açıklayalım.

    vatandaş bir bankadan konut kredisi kullanmıştır. krediyi alırken ipotek bedeli kesen banka kredigeri ödemesi bittiğinde birde ipotek kaldırmak için para almıştır. vatandaş hakem heyetine gider ordan mahkemeye gider. sonuç banka kazanır. bu vatandaş ipotek kaldırma parasını ödediği bir 900 lir kadar mahkeme masrafını ödemek zorunda kalır. bir kurum biri tüzel biri özel iki kişi arasındaki anlaşmazlıkta kimin haklı olduğuna karar verir üstüne üstlük haksız olana hesabı keser. işte hukuk devleti. paran yoksa kaybetme olasılığına karşı hak aramaya korkarsın.

    ikinci durumda boşanma üzere olan bir çift için ara karar çıkmış ve babanın çocuğunu pazar günleri 5-6 saat görmesi kararlaştırılmıştır. ancak anne çocuğu babasına göstermemektedir. belirtilen tarih ve saatlerde belirtilen adreste bulunamamaktadır. eee ıspatlamak için sosyal hizmet uzmanı ve zabır katibi mi ne öyle iki memur gerekir. ama paranız yoksa o memurları da getirtemezsiniz. paranız yoksa mahkeme lehinize karar verse bile çocuğunuzu göremezsiniz. bir araba tutup götürüp getirmeniz gerekir.

    son olarak mahkemede her şahit için ödenen bir para varmış. o da işin kaymağı tabi. fakirin şahidi mi olur.
  2. akp döneminde yapılan yargı reformu ile başımıza dahada musallat edilmiş bir kavramdır.

    eski usulde dava açılırken sadece açılan davanın harcı ödenir masraflar daha sonra mahkemece taraflardan ayrı ayrı süre verilerek istenirdi akp döneminde getirilen yeni işleyişle artık dava açan vatandaş davanın mahkemece uygun görülecek (ki bu her mahkeme ve ilde değişiyor) bir mahkeme masrafını daha dava açılırken peşin yatırmak zorunda bırakılıyor yani vatandaşa paran yoksa açma kardeşim dava deniliyor.
  3. haksız uygulamalardan birisi olabiliyor. dayımın bahçesine bir metre içeriden giren adam defalarca uyarılarına rağmen çit de çekince dayım mahkemeye verdi. dedemin diktiği iki ceviz ağacı dayım için önem arz ediyordu. bir metre girince adam ceviz ağaçlarına el koymuş oluyordu. bir sene süren mahkeme sürecinde git geller, şahitler, bilirkişiler, yer tespit gibi mevzularla uğraştı. davayı kazandı. 2 bin tl gibi de mahkeme masraf çıkardı. emekli maaşıyla ancak geçinen dayıma zor geldi iki bin tl.
    düşünüyorum da: dayım adamı odunla bir güzel dövse bir gün karakolda yatar adamı darp etmekle yargılanır sonra da 1000 tl gibi bir ceza ile yırtardı. adam dayağı yedim dersimi aldım derdi en azından. zira yukarıdaki ceza ile adam hem bir sene uğraştırdım hem de iki bin tl ödettim adama ehu ehu diyor.
    ekleme:hedaz ve alice practiceuyardı. "dayın mahkemeyi kazanmışssa mahkeme masrafını karşı taraf öder. " o zaman dayım iyi araştıramamış mevzuyu.

mahkeme masrafı hakkında bilgi verin