şükela:  tümü | bugün
  • ismail beşikçi bir yazısında alıntılamış kendisinin seçmenlerine yaptığı bir konuşmayı; yorumsuz:

    "biz türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. mebusumuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. onun için hislerimi saklamayacağım. türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. saf türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları, vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler."
    (cumhuriyet, 19 eylül 1930)

    edit: dopermen yazarımızdan şöyle bir keps geldi, 19 eylül 1930 milliyet gazetesi baskısından, ödemiş konuşması: http://imgur.com/kvw7yte
  • (bkz: tandans)
  • (bkz: lotus davası)
  • soyadını ünlü bozkurt lotus davası'ndan alır, hatta atatürk kendisine davadaki başarısından ötürü ateştentürk soyadını önermişse de o af dileyerek bozkurt soyadını almayı rica etmiştir.
  • doktora tezi osmanlı kapitülasyonları üzerinedir ve oldukça önemli sonuçlar elde etmişti. cumhuriyetin ilk yıllarında çalışabileceği bir ofisi olmadığı için eski bir tren vagonunu çalışma odası olarak kullanmıştır.
  • "cumhuriyet savcıları,
    meriç kıyılarında çalışan türk köylüsünün kaybolan sabanlarından tutunuz da, bu yurtta yaşayanların uğrayacakları en ufak bir haksızlıktan, hatta bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafakalarını bekleyen öksüzlerin göz yaşlarından siz sorumlusunuz!"
    lafını etmiş, birinci dönem adalet bakanı.
  • bozkurt lotus davası'nda la haye uluslararası adalet divanı önünde türk tezini savunarak mahkemenin lehimize karar vermesini sağlamış hukukçu.

    bu dava konusunda sözü biraz kendisine bırakalım:
    "-bir gün atatürk ve inönü beni çağırdılar. sorunu bir daha açıklamamı emrettiler. anlattım ve sözlerimi şöyle tamamladım: paşam, la haye adalet divanı'na gidelim. kimin haklı olduğu orada belli olsun. ben haklılığımıza inanıyorum. müsaade ederseniz davamızı ben savunayım. kaybedersem yurduma bir daha dönmem. fakat kazanacağız! hem adalet divanı önüne gitmeden fransızların dediğini yapacak olursak fransız devletinin gözdağı karşısında boyun eğmiş olacağız. bu da onlara diğer sorunlara da aynı gözdağını ileri sürmek yürekliliğini verecektir. halbuki la haye divanı'na gidersek davayı kaybetsek dahi şeref ve haysiyetimiz zedelenmez. çünkü, uluslararası bir mahkemenin hükmüne uymak şerefsizlik değil, tersine büyük şereftir."
    (kemal arıburnu-"atatürk ve çevresindekiler" sf:24)
  • "zamanımızın bir alman tarihçisi, gerek nasyonal sosyalizm ve gerek faşizmin mustafa kemal rejiminin az çok değiştirilmiş birer şeklinden başka bir şey olmadıklarını söylüyor. çok doğrudur. çok doğru bir görüştür. kemalizm otoriter bir demokrasidir ki, kökleri halktadır. türk milleti bir piramide benzer -tabanı halk, tepesi yine halktan gelen baştır ki, bizde buna şef denir. şef otoritesini yine halktan alır. demokrasi de bundan başka bir şey değildir..."

    mahmut esat bozkurt

    bunu da söylemiştir marx'ı da takdir etmiştir. resmi tkp üyesidir aynı zamanda. "türk'ün en kötüsü türk olmayanın en iyisinden iyidir" de demişliği vardır. velhasıl zamanının egemen görüşlerinden fazlasıyla etkilenmiştir.
  • cumhuriyetin ilk yıllarındadaki kollektivist devlet felsefesini en iyi özümsemiş kişilerden bir tanesidir. özellikle ilk yıllarda solidarist korporatizmi ülke geneleline yansıtmak gibi bir misyonu vardır. bu anlamda tam bir doktriner gibi yazılar kaleme almıştır.
    bunların ispatı için atatürk ihtilali adlı kitabının 107. sayfasındaki şu cümle dikkat çekicidir.
    "kemalizm otoriter bir demokrasidir ve kökleri halktadır. türk milleti bir piramide benzer. bunun tabanı halk, tepesi de yine halktan gelen bir baştır ki; bizde buna şef denir. şef otoritesini halktan alır. demokrasi dediğimiz şey de işte budur."