şükela:  tümü | bugün
  • yüzbaşı mahmut gökbora.
    şark çephesinden aldığı mühimmatı garp cephesine ulaştırmak üzre batumdan demir alan rüsumat iv adlı gemisini orduda yakalanacağını anladığında ve samsundan gelen emir üzerine taşıdığı cephanenin ordu halkı tarafından boşaltılmasının ardından kinistin valfinı açarak suyun altına göndermiş ve düşmanın battı zannederek gitmesi ile tekrar yüzeye çıkartarak yeni cephaneler taşımak üzere harekete geçmiş bir kahraman.
    vatan sana minnettardır.
  • kuva-yi milliye mensubu şerefli türk subayı*

    milli deniz kuvvetlerine bağlı, komutasındaki rüsumat ıv*ile anadolu’da örgütlenen milli mücadelenin cephane ve diğer ihtiyaçlarını karşılamıştır.

    rüsumat ıv'ün batırıldıktan sonra tekrar yüzdürülmesi ile alakalı hatıraları aşağıdaki gibidir;

    1 - "şark cephesinde ermeniler tamamiyle münhezim olmuş (bozguna uğramış), ordunun eline birçok harp malzemesi bırakmışlardı. türk ordusu silah diye çırpınırken kendi gelen bu ganimetin ne demek olduğunu şüphesi takdir edersiniz.

    elimizdeki bütün gemiler bunların nakline memur edildi. aydınreis, preveze, şahin, gazal ve daha birçok ufak tefek gemilerle beraber bizim küçük rüsumat 4’te batum’a vardı.”

    2 - “bizim rüsumat 4’ün payına cephaneleriyle beraber bir batarya 8.8’lik yepyeni ingiliz topu düştü. rüsumat 4 bu ağır yükün altında denizle bir seviyeye indi. ben o zaman rüsumat’ın süvarisiydim.

    düşmanın batum’daki casus teşkilatına rağmen yakayı ele vermeden düşman karakol hattını geçmeye muvaffak olduk.

    tek bir ışık göstermiyorduk. trabzon’a vardığımız zaman işler yolundaydı. limanlara uğrayarak düşman hakkında mütemadiyen malumat almak emir icabındandı.”

    3 - “gemi limana girer girmez liman reisi pürtelaş geldi. limanlar komutanlığının resmi bir telgrafını gösterdi. bu telgrafta düşmanın bababurnu’ndan şarka doğru seyretmekte olduğu bildiriliyordu. sığ bir yere demirledik. şafakla beraber gelen ikinci bir telgrafla toplarn cephaneleriyle birlikte ordu’ya çıkarılması emredildi.”

    4 - “kayıklar yanyana getirildi, üstlerine kalaslar döşendi. göz açıp kapatıncaya kadar kurulan bu iğreti iskelenin üzerinden topları geçirdik. cephaneleri taşıdık. akşamın alacakaranlığı bastırırken gemideki bütün malzeme-i harbiye karaya çıkartılmış bulunuyordu.”

    5 -“dafni kruvazörü ile panter adındaki torpidodan ibaret olan düşman filosu vona’da kayıkları aramış, bizim nakliyat hakkında tahkikat yapmış ama türk kayıkçılarından haber sızmasına imkân var mı?
    bunun üzerine fazla sarfiyat yapmamak için dafni kruvazörü torpidoyu yedeğine aldıktan sonra gayet ağır bir yolla sahil hattında karakola devam ediyorlar. düşman kalecik burnuna yaklaşırken ordu’dan haber alınmış, şehirde bir telaştır başlamış.”

    6 - “gemide silah olarak dört adet ingiliz mavzeri vardı. hoş, bu silahları kaparak dafni kruvazörüne saldıracak değildik. hesap kitap meydanda idi. teknenin olduğu gibi sapasağlam düşmanın eline geçmesi de işimize gelmezdi. çarkçıbaşı arif aşağıya koşarak valfı açtı, sular bütün şiddetiyle makine dairesine hücum etmeye başladı.”

    7 -“fakat bu sırada yangın baş ambara da sirayet ettiği için burada döküm halinde bulunan piyade cephaneleri ateş aldı, patlamalar başlayınca işkampavya durdu. gemiden bir şeyler sordu. onu geri çağırdılar. işkampavya kruvazörün mataforasına asıldıktan sonra düşman bir de kurusıkı top attı, bunun ne manaya delalet ettiğini anlamadık ama filonun uzaklaşması da hoşumuza gitti.”

    “duracak zaman değildi. gümrüğün yangın tulumbasını bir takaya yerleştirerek rüsumata yaklaştık. askerin ve ahalinin kahramanca yardımıyla yangın söndü. şimdi gemiyi yeniden yüzdürmek sırası geldi. geminin içindeki suları boşaltmak kolaydı. fakat ilk iş makine dairesini dolduran yağlı sulara dalarak valfı yerine koymak ve kapatmak lazımdı.

    bunu yapacak kahraman nerede? o da var. ordulu bir genç; -ben yaparım! dedi. ona deliğin yerini tarif ettik. cömert ruhlu delikanlı birkaç dalışta valfı kapattı. elbirliği ile suları boşalttık. gemiyi yeniden yüzdürdük.

    -yaşa! sesleri arasında kırık direk, kopuk burunla trabzon’a yollandık. biz gittikten sonra yeniden oraya gelmiş olan düşman filosu yerimizde yeller estiğini görünce şaşırmış. halk sahilde toplanarak kahkahalarla gülmüşler.”