şükela:  tümü | bugün
  • eminonundeki yeni camiinin arka sokaklarindan kapalı carsıya dogru tırmanirken, mefrusatcilarin bulundugu, fakir fukaranin kesesine gore alisveris yapabildigi, igneden iplige herseyi satin alabileceginiz dukkanlarin bulundugu semt
  • orhan veli'nin istanbul'u dinliyorum şiirinde "cıvıl cıvıl" olarak nitelendirilen yer..
  • bayansanız ve mahmutpasa civarında yürüyorsanız esnafa göre sadece iki şeyden birini arıyorsunuzdur: gelinlik veya manto.
    bu yüzden sizi dükkana cekmek için görevlendirilmiş delikanlılar soru sorma ihtiyacı bile duymadan, hayır istemiyorum demenize rağmen, kulak asmamanıza gitgide sinirlenerek 'bayan buradan, burdan bayan, hşşt bayan burası, bayan size diyorum hoop' diye çığırmakta sakınca duymazlar.

    dükkan sahipleri genellikle kibar ve yardımcıdır, yol yordam soruyorsanız hele. tabi bir kısmı da kadın kısmını şeytan bellemiş, tamamiyle gözmezden gelen insanlardır.
  • çemberlitaş, nuruosmaniye, tahtakale arasında sıkışıp kalmış, bir nevi ticaret merkezi. toptan tekstil ürünü alışverişinin değişmezi. bir de düz bir yeri yoktur mahmutpaşa'nın, her yeri eğimlidir. çok eskidir. kaldırımlar yüzyılların pisliğini içine sindirmiştir adeta.

    (bkz: mahmutpaşa yokuşu)
  • fatih camii'yi yapılırken, sadrazam mahmut paşa da, istanbul'un ikinci tepesine bir çarşı, hamam ve türbesi olan büyük bir camii yaptırmıştır.

    fatih, çok sevdiği oğlu şehzade mustafa'nın düşmanlığını kazandığı için mahmut paşa'yı önce azletmiş, oğlunun ölümünden sonra da eski sadrazamın ölüm fermanını vermiştir. mahmut paşa yaptırmış olduğu caminin türbesine gömülmüştür. bugün mahmutpaşa olarak bilinen yer bu türbenin bulunduğu yerdir.
  • corap, ic camasiri cenneti.
  • toptancıların bulunduğu muhittir burası..fakat toptancısından ucuza alalım mantığıyla insanların buraya akın akın perakende alışveriş yapmaya gelmesiyle açık hava alışveriş merkezine dönüşmüştür..toptancılarda zaten yavaş yavaş burdan çıkmaya başlamışlardır zira dükkanlar bir bir mağazaya dönüşmeye başlamıştır..
  • yagmacilarin cekildigi bir saatte yolunuz duserse, caresizligi icinizi acitir. ordan burdan cikmis demirler, o guzelim binalari delik desik etmis klimalar, keyfince yapilmis cirkin tadilatlar... fakat gunduz gittiginizde o cirkinlikler uc bes parca bezle, kumasla kapatılıyor ve siz de o yagmacilardan biri oluveriyorsunuz. hatta o hareketlilik garip bir enerji dahi veriyor.
  • yabancı bir sinema filminde eğer türkiye yada istanbul geçecekse kameralar ezan sesiyle birlikte önce haliçi, eminönünü çeker. sonra mutlaka buraya* da uğrar, alış veriş yapan kalabalığı, satıcıları, keşmekeşi gözümüze gözümüze sokar.