şükela:  tümü | bugün
  • bitkilerin ve hayvanların evcilleştirilmesi, doğaya hükmetme isteği, makineleşme, çılgınca tüketme arzusu, nefes almanın zorlaştığı megapoller ve kısaca uygarlık...zerzan birçok açıdan ezber bozan bir kitap ortaya koyuyor. çeşitli makalelerden derlenmiş bu eser, nereden gelip nereye gittiğimizi anlamamız için iyi bir kaynak durumunda.

    iletişimimiz çok zayıf; kaygı ve stres daha önce hiç olmadığı kadar yüksek seviyelerde. işin kötüsü çoğunluk, geldiğimiz noktanın değişemeyeceğine ikna olmuş durumda.oysa bir zamanlar bunu başarmıştık. doğayla barışık, paylaşımın, eşitliğin olduğu, örgütsel şiddetin yaşanmadığı günler yaşamıştı atalarımız. bir gün neden tekrar olmasın?
  • --- spoiler ---

    "uygarlık, esasında doğanın ve kadınların tahakküm altına alınmasının tarihidir."

    "ilk kentler, i.ö. 4000 civarında mezopotamya ve mısır'da ortaya çıktı; yeni bir tarımsal değerler sistemi tarafından yaratılan üretim fazlasını, hakim bir azınlığın ellerine akıtmak için politik araçların tertip edildiği bir dönemde yaratıldı kentler."

    "kentsel gerçeklik, esasında iş ve ticaretle ilgilidir; kendi varoluşunu devam ettirmek için dış bölgelerden gelen desteğe adeta tamamen bağımlıdır. bu türden yapay geçimliği garantilemek için kent yöneticileri kaçınılmaz şekilde savaşa başvururlar; savaş, kronik uygarlığın temel gıdasıdır. stanley diamond'ın deyişiyle "cihanda fetih, yurtta baskı", ta başından beri kentlerin belirleyici bir niteliğidir."

    "tanrı ilk önce sessizliği yarattı: tam, yekpare, bütün. tüm yaratıklar -erkek, kadın, hayvan, böcek, kuş ve balık- bu sessizlikle beraber mutlu bir şekilde hayat sürdüler ta ki bir gün erkek ve kadın birlikte yere uzanıp kendi aralarında ilk sözcüğü yaratana dek. bu durum tanrı'nın çok gücüne gitti ve sözcük torbasını öfkeyle dünyanın üzerine silkeleyip, evrenini sözcük yağmuruna tuttu. tanrının sözcük hazinesi tüm yaratıkların üzerine sağanak gibi yağdı, eskiden sessizlikten oluşan
    bütün, ebediyete dek bozuldu. tanrı dünyayı sözcüklerle lanetledi ve bundan sonra erkek ve kadın, başlangıçtaki sessizliğe geri dönmek için sonsuza dek mücadele edecekti."

    --- spoiler ---

    ...
  • " dünyasal gelişim ve imparatorluk, ilerleme adına her yerde insanlığı köleleştirip doğayı mahvediyor. küreselleşme olarak bilinen ezici güç, sermaye ve teknolojinin amansız ve evrenselleştirici sistemi sayesinde neredeyse tüm muhalefeti, muazzam direnişi emip bünyesine katmıştır. (...) sadece 10 bin yıllık bir süreç olan hayvanların ve bitkilerin evcilleştirilmesi, gezegenin her noktasına nüfuz etmiştir. bunun sonucunda, bireye ve topluluğa ait özerklik ve sağlığın yok edilmesi, doğal dünyanın her tarafa yayılmış hızla yıkımı gerçekleşiyor. (...) uygarlık, insanları doğal çevrelerinden ve birbirlerinden uzaklaştırarak, doğrudan deneyim yerine dolayımı geçiriyor. benzer bir araçsalcılık, ekosistemlerimizde de iş başında; ekosistemlerimizi maden çıkarılacak kaynaklara dönüştürerek, tüm biyosferi tehlikeye atıyor.(...)
    dünyayı kontrol etme yoluyla bütünleşme projesi, her yerde parçalanmaya yol açıyor: daha fazla köksüzlük, gerileme, anlamsızlık... bunların hiçbiri bir gecede ortaya çıkmadı. dünya sistemi, ileri-teknolojik bir emperyalizme dönüşmüştür. yeni hudut bölgesi, siberuzaydır. küresel iktidarlar daimi imparatorluk diliyle, evcilleştirme ve sömürgeleştirmeye ( ya da yenidene sömürgeleştirmeye ) yönelik kendi savaşçı, maceracı taleplerini tebliğ ediyorlar.
    (...)
    teknik hale getirilmiş bir dünya, yaşamlarımızın gittikçe çekiciliğini yitiren bağlamından kaçma vaadi sunarak hızla üremeye devam ediyor. bu dünya metastazlaşmaya devam ederken ; teknolojinin, gerçekliğin yoksullaştırılmasından sorumlu olduğunu hiç kimsenin farketmediğini uman reklamcıları, sayısız şeyler ve vaatler sunuyorlar. net/web kültürü ( ifşa edici bir adlandırma ), başlıca örnektir. madem ki yerleşik, yüz yüze bağlantısallık böylesine azimle yok ediliyor, o halde sanal topluluk zamanı geldi demektir.

    rob shields'in tüyler ürperten ifadesiyle " sanal, yokluğun mevcudiyetidir ". bu "topluluk", insan hafızasındaki diğer topluluklara benzemez; gerçek insanlar yoktur, gerçek iletişim kurulamaz. (...) duyular ve tensellik hızla azalıyor; " sorumluluk", giderek genişlemekte olan postmodern kayıp dünyalar müzesi'ne gömülüyor.

    elbette bunların hiçbiri bir gecede olmadı. yıllar önce at&t telefon reklamı/tavsiyesi " uzan ve dokun birisine " derken, insani temas teklifinde bulunuyor, ne var ki bu tür teknolojinin aslında bu tür temastan daha da uzaklaştırdığı gerçeğini gizliyordu. doğrudan deneyimin yerini, dolayım ve simülasyon alıyor. "

    makinelerin alacakaranlığı

    john zerzan