şükela:  tümü | bugün
  • dünyanın en eklektik sanatı, anasını satayım. ne kadar tüyo aldıysam, hiçbiri birbirini tutmuyor. bb kremi sürüp çıkıyoruz.
  • kozmetik markalarıyla çevrili bir tarikatın içinde yaşıyor hissetmeye başladım. herkes bilmem ne ürünün bir ton açığından, koyusundan bahsediyor. bu ara gökyüzüne bende öyle bakmaya başladım. "yok tam kırmızı değil, turuncunun bir koyusu" diye söyleniyorum. beni rahatsız eden materyaller değil, pazarlanma biçimi. makyaj yapmak ve ya yapmamak bir tercih meselesiyken makyajsız birini görünce yukarıda da çokça bahsedilen "çok solgun görünüyorsun" tenkitlerini ne de ergenlikte olduğu için sivilceleri olan bir kıza sivilcelerini kapatsın diye bin tane ürün kakalayanları da anlamıyorum. geçenler de bir tane oje aldım kasadayken ilgili kişi gelip "3 tane alana 1 tane aseton hediye ediliyor" dedi "çok kullanmıyorum gerek yok" dememe rağmen çok iyi bir fırsat olduğunu falan söyledi ama almadım ve böyleyece hayatımın fırsatını(!) kaçırdım çok mutluyum.
  • urunleri hakkında bir kimyager bakıs acısıyla yaklasıp, uygulayıcılarına saglık temalı bir iki nacizane oneri vermek istedigim uygulama. kesinlikle ne makyaj yapana ne de yapmayana elestiri icermeyen bir entry olucak. tamamen objektif ve teknik bir bakıs acısıyla yaklasıcam.

    1) amacınız sadece dudaklarınızı nemlendirmek, kuruyup catlamasını onlemek kısaca sadece bakımsa renkli her urunden uzak durmalısınız. makyaj malzemelerinin tumu katı/toz haldeki pigmentlerin cesitli yaglar ve sıvı cozuculer ile karıstırılması ile uretilir. isin icinde cok cılgın bir bilim ya da teknik donmuyor aslında. kullandıgınız renkli dudak urunu icerisindeki yaglar ve sıvılar zaman icerisinde deri tarafından absorbe edildikten sonra geriye katı renk pigmentleri kalır. renk pigmentlerinin cogu inorganic tuz ya da minerallerdir ve hemen hemen hepsi "hygroscopic" yani "su emicidir". dolayısıyla en iyi ihtimalle! 1-2 saat sonra, nemlendirsin diye surdugunuz urunden geriye dudaklarınızdan suyu emmeye baslayan katı maddeler kalır. aynı sey cilt urunleri icin de gecerlidir. agır yaglar kullanılarak bu olay geciktirilebilir fakat bu yagları cilt kolay kolay emmez bu durumda da "nemlendirici" etkiden bahsetmek sacma olur. ozetle;
    "nemlendiren ruj" "renkli dudak kremi" "tinted moisturizer/renkli nemlendirici" gibi urunler biraz yalan.

    2) makyaj malzemelerinizi, kremlerinizi ve parfumlerinizi serin ama daha onemlisi karanlıkta saklayın. bazen surdugunuz fondotenin, rujun, allıgın gun icerisinde renk degistirdigine sahit olursunuz. bunun sebebi urunun icerisindeki molekullerin oksijen ile tepkimeye girerek oksitlenmesi, tamamen farklı molekullere donusmesi ve renk degistirmesidir. bu tepkimeyi baslatan/hızlandıran ise cildinizden salgılanan kimyasallar ve uv ısıgıdır. aynı kimyasal tepkimeler elbette paket icerisinde de rahatlıkla gerceklesebilir. aynı baglamda makyaj urunlerini kapagı acıkken karıstırmak (su rimel fırcasıyla yaptıgınız karıstırma amaclı piston hareketi mesela) urune daha cok hava ve oksijen girmesine sebep olucagı icin dogru degildir.

    3) makyaj malzemelerinizi aile bireyleriyle bile paylasmayın. hele o magzalardaki testerları yuzunuze surmeyi aklınızdan bile gecirmeyin. makyaj urunlerinin cogunun icerisinde organik cozuculer bulunur bu da demek oluyor ki urun cildinizin uzerideki protein bazlı salgıları bile cozer. yani tester ruju denediginizde resmen tanımadıgınız birinin agzını agzınıza deydiriyorsunuz. fondoteni yuzunuzden bir ton daha koyu oldugunu akılda tutarak elinizin ustunde, ruju yuzuk parmagınızın ic ust kısmında, allıgı ise avuc icinizdeki alt yumusak kısımda deneyerek gercege yakın sonuc elde edersiniz.

    4) elbette her makyaj urununun son kullanma tarihi vardır ve genelde max 12 aydır (uzgunum durum bu). son kullanma tarihi bazen acıkca urunun paketinde yazar fakat cogunlukla pakette kucuk bir kapagı acık kavanoz resmi olur. bu resim uzerindeki 3m, 6m, 12m ifadeleri paket acıldıktan sonra urunu kullanabileceginiz max ay sayısını gosterir. bu surelere sagdık kalmakta fayda vardır. kullanma suresi en kısa olan urun hızlı bakteri birikiminden dolayı maskaradır. maskaranızı 3-4 ayda bir degistirmelisiniz.

    5) tamamen kokusuz urunler kullanmakta fayda var. gercek:
    eger bir kimyasalın kokusunu alıyorsanız o kimyasal icinizdedir. kokusu olan kimyasallar ucucudur, kolaylıkla gaz hale gecer, burnunuza girer, kokuyu aldıgınız an kimyasalın burunda reseptorlerden emildigi andır, oradan kana oradan doku ve organlara gecer. demiyorum ki makyaj urunu icerisindeki kokulu madde toksik ama yabancı bir kimyasalın saatlerce duzenli olarak vucuda alınması cok da saglıklı olamaz. ayrıca ne gerek var.
    kokulu urunler ile ilgili bir baska konu (ki bu daha cok yuzunuze surdugunuz urunler icin gecerli) ucucu kimyasalın cildiniz uzerinde birikerek gaz bir katman olusturup cildin hava almasını engellemesi. diyeceksin makyaj yapmısım ne havası, peki yuz kremi? ayrıca "boyle salakca olay mı olur?" diyenler, ornegin, yanmaz teflonun calısma prensibine bir baksın.

    6) bu daha cok cuzdanınızın saglıgı ile ilgili. cok pahallı "high-end" markalar ciddi para tuzagı. nedenini biraz farklı bir acıdan acıklayayım. bir cok lux kozmetik markası aslında kendi uretim tesislerine sahip degil cunku markanın temel urunu kozmetik degil. dolayısıyla daha ekonomik ama oturmus sistemleri olan bildik kozmetik firmalarının tesislerinde uretiliyorlar. ya da cogu lux kozmetik markası aslında bildik ve ucuz buyuk kozmetik markalarının yan markası. mesela lancome, ysl, cacharel, armani, ralph lauren da lorealin nyx, garnier, maybelline de lorealin. firmaların pahallı urunlerle ucuz urunleri ayrı ayrı uretmek icin tamamen farklı sistemler kurmasını tamamen farklı formuller kullanmasını beklemiyorsunuz heralde ;-) (burada takma kirpigim dusene kadar gozumu kırpıyorum farz et).

    7) son ve en onemli nokta. "kimyasal icermez" ifadesi dogru degil, teknik olarak bile mumkun degil. gunluk hayatta (bilim dunyasında boyle degil tabi ki) "kimyasal" terimi yanlıs kullanılıyor. su bir kimyasal, hava oksijen azot hidrojen gibi kimyasalların karısımı, glikoz kimyasal, c vitamini bir kimyasal, bizler yuruyen kimyasallar karısımıyız. "kimyasal icermez" ifadesi vakumlanmıs boslukta mumkun olabilir. yani endustri bu ifadeyi aslında "laboratuvarda uretilmis kimyasal icermez" anlamında kullanıyor. bu tabi ki de ifadenin gerizekalılıgını degistirmiyor. cunku portakaldan aldıgın c-vitamini ile laboratuvarda sentezlenmis tablete konmus c-vitamini arasında hicbir fark yooooooooooooooooook! senin maskendeki molekulun yosundan cıkarılması ya da laboratuvarda uretilmesi cildine yaptıgı etkiyi de-gis-tir-mez! cunku aynı sey.
    onemli olan bu kimyasallar nasıl test ediliyor, kullandıgın marka ne gibi hayvan, insan, isci hakları ihlali yapmıs. estee lauderi (ki bircok buyuk marka bunların) bir kurcala bakalım.
    yani dogal urun yok organik ruj falan bunlar hikaye. olaya saglıklı bir yaklasımda bulunmak istiyorsan neye alerjin, hasaslıgın oldugunu bil (cildini bil), riski istatistiksel olarak azaltmak icin kimyasal listesi kısmen daha kısa olan urunleri tercih et. saglıkla kal.
  • sizce de biraz abartmadık mı arkadaşlar
  • az yapmayı tercih ediyorum farlarda genel olarak nude renklerde kendime yakıştırdığım tonların dışına çıkmıyorum the balmın farlarının kalitesini beğeniyorum far olarak bende the balm mont balm var 4 renkten oluşuyor ve çok kullanışlı şuan üretimi durduruldu sanırım piyasada benzer ürünler bulabilirsiniz daha çok vegan ürünleri tercih ediyorum hayvanlar üzerinde test yapılmıyor rosmann bu konuda çok başarılı allık rimel seviyorum yüze belli bir boyut kazandırıyor dudak kalemi vazgeçilmezim ben ruj gibi kullanıyorum golden rose flormar çok başarılı bu konuda eyeliner nadir kullanıyorum eğer sürümde zorluk çekiyorsanız size maybelinne jel eyelinerı önerebilirim sürümü çok kolay ve basit aldığımda ben bunu niye daha önce keşfetmedim demiştim yalnız çıkarması biraz zor haberiniz olsun fondöten kullanmamaya dikkat ediyorum kullanacaksamda kapatıcılığı olmayanları tercih ediyorum çünkü cildimin ihtiyacının olmadığını düşünüyorum olsa bile maske gibi görüntü hoşuma gitmiyor önemli yerlerde kullanıyorum iki yada üç damla yetiyor göz altı problemim olmadığı için kapatıcıyı genelde uykusuz kaldığım günlerde kullanıyorum cilt alttonumu ve tipimi dikkate alarak ürün seçimi yapıyorum makyaj fırçalarında gratiste satılan bambu biçimli fırçalar var onları tercih ediyorum nemlendirici olarak cire aceptin ve rosmannlarda satılan kapsüller var mavi renkli deneyebilirsiniz sivilce tedavisi (roaccutane )gören bir arkadaşım vardı çok memnun kalmıştı yüz yıkama jeli olarak himalaya herbals ve dalinin bebek şampuanını kullanıyorum aynı zamanda makyajımı çıkarmak için de kullanıyorum bence oldukça başarılı herhangi bir reaksiyon göstermedi
    az makyaj yapmaya çalışıyorum daha çok yüzüme renk vermek amaçlı ve ya biraz daha özenli görünmek için yapıyorum minimal ve no make up make up felsefesiyle yaklaşıyorum makyaja yeniden alabileceğim ürünleri tercih ediyorum reaksiyon göstermemesi için yüzüme kullandığım şeyleri çok sık değiştirmiyorum son kullanma tarihlerine dikkat ediyorum
    bol su içiyorum su yüzünüzdeki ph seviyesini dengeli tutuyor ve cildiniz daha sağlıklı görünüyor eğer göz altı problemi yaşıyorsanız genetik değilse kesinlikle gideriyor makyajsız olmaktan çekinmiyorum sadece alıştırmamaya çalışıyorum çünkü insanlar sizi öyle görmeye alışıyor kendi yüzünüzü belli bir saatten sonra beğenmemeye başlıyorsunuz kanalıma abone olmayı ve beni takip etmeyi unutmayın zjxjxjx
  • şu ara 35 dereceyi bulan sıcakta yapması pek mümkün olmayandır. hele eyeliner ve rimel, off offf...
  • renksiz hayata renk katma ritüeli.

    şu sıralar çok mutsuzum. gri tonlarında yaşıyorum. hafif bir ruj hafif bir göz makyajı az da olsa renk katıyor. yakında bu yüzden işimden olabilirim. ama ihtiyacım var. keşke kimse kimseye karışmadan yaşasak. işimi iyi yapsam da...

    konu dağıldı. makyaj güzeldir.
  • tecbübelerimin bana öğrettine göre özgüven ile ters orantılı olarak yapılan süsleme. bir süre sonra yaptığı makyajdan karşınızdakinin karakterini bile çözebiliyorsunuz. her detay bir mesaj veriyor. o seviyeye gelince herşey çok basitleşiyor zaten..
  • bağımlılık yapan bir sanat dalı. tıpkı resim yapar gibi çeşit çeşit fırçam ve boyam var. o gün nasıl hissediyorsam, renklerimi ona göre seçer, küçük dokunuşlarla güzel olanı daha da güzel kılarım.
    makyaj yaparken, benim gözümde en önemli olan şey; kendini, zevkini ve tarzını bilmek. sırf moda diye bir akımı takip etmek doğru gelmiyor bana. insan nasıl ki alışık olmadığı giyim stilinde bile rahat hissedemiyorsa, bu durum makyaj içinde yüzde yüz geçerlidir.
  • bir gün sonunun geleceğini düşündüğüm hede.
    zaten giderek doğallık, doğal beslenme, bakım, doğal makyaj gibi şeylere ilgi arttı, artıyor.
    sanki çok yakın olmasa da bir gün, beyaz saçlar, makyajsız soluk yüzler ve rahat kıyafetler fazlasıyla yaygınlaşacak gibi geliyor bana.