şükela:  tümü | bugün
  • findik kadar amimiz bilem yok $u dunyada ...
  • 1 opel astra
    1 buzdolabı
    1 çamaşır makinesi
    3 bilgisayar
    1 network
    1 çelik kapı
    1 kablo modem
    1 gizli kasa
    2 yazar kasa
    2 müzik seti
    2 gitar
    1 drum
    8 kutu tantum
    3 microsoft klavye
    3 kinder yumurta
    1 selami
    1 matto
    3 ahmet
    2 harem
    20 harem ağası
    800 çocuk
    15 aşiret
    3 kodaman
    4 tank taburu
    1 avuç lahana
    3 space bar
    6 perde
    2 printer
    654 sanat fotosu
    34 çocuk pornosu
    1 kuşlu kapı zili
    4 ananas suyu
    98 kuş yuvası
    65 flamingo
    1 flim repliği
    3 çöp torbası
    30tb mp3
    9639471255348923847246 mikrop
    14 burun kılı
    2 sexapel
    2 bok
  • maddi olarak babamın y kromozomu, annemin x kromozomu.
    manevi olarak karımın* aşkı.
  • insanın, yaş aldıkça, paranın değil de paraya çevrilemeyen ya da maddi hiç bir getirisi olamayan; ama asıl varlığını borçlu olduğu ya da önemli bir bölümünde sözü geçen kıymetler için kullandığı tabir.
    meselâ annem için en büyük mal varlığı eğitimi oldu yillarca, hala da öyle. dedem almanya gidip sonrasında ailece kazandıkları paraları gözüne sokmaya çalışıp, nispet yapan kardeşine " ben çocuklarıma mal mülk bırakmıyorum ama onlara bunları alacak eğitimi sağlıyorum. ilerde ben olmam, mal mülk olmaz; ama okudukları onlarla olur." dediğinden beri de böyle. bilgisi ile bir yere gelen biri için en önemli kriteri hep bu oldu. bize de hep bunu öğütledi.
    babamın en büyük mal varlığı ise sarı çizmeleri ve yıllar içinde anca bitebilen, şehir dışındaki bahçeli evi oldu sanırım. evi değil de bahçeyi sevdi o. uzun yıllar bir türlü eksikleri bitmedi evin. yıllar boyu götümüz dondu kışın her haftasonu. sadece başını sokmak için kullandığı yerle uğraşmak yerine bahcesini güzelleştirmeye uğraştı. her şeyi ekti, dikti. devam da ediyor ekip dikmeye. bizi de yanına çırak alıp bel belleyip, çapa yaparken; hafta içi işte onu delirten denyoların kafalarına çaktı hep. yıllar sonra itiraf etti bu düşüncelerini.
    yine sağolsunlar, o denyolar sayesinde, yıllardır kendi sebzelerimizi yiyoruz. sanırım meyvelerimizin o kadar bereketli olmamasının sebebi de ağacla öyle bir münasebetin olamaması, aşılamak sıkıyor adamı. ama cok guzel ağaç keser o ayrı. bunları yaparken de küçükken sahip olamadığı ve özendiği sarı çizmeleri giydi.
    dayımın biri siyasetten adam edinmeye baktı, ne kaaaa çok tanıdık o kaaa köfte oldu hep. bir işi olmadı adam gibi, hep battı; ama çıktı da. o hep çıkış anlarını sevdi.
    öbür dayımın 3 tane dünya güzeli çocuğu oldu. hepsi kocaman oldu, beni bile geçtiler. ama dayım ineklerini hep çocuklarından öte tuttu, onları korudu. çocukları inekleri kıskandı.
    karşı komşumuz vardı, hadi adı suzan olsun. bu suzan teyze bildiğin ev kadınıydı; ama evlere şenlik olanından. sürekli bakımlı, giyimli. 2 de erkek evladı var değme keyfine! suzan teyze öyle bir kadındı ki evi temizlemezdi, yemek yapmazdı. kadın gelirdi ona. biz küçükken pek kadın gelmezdi evlere. anneler hem anne, hem iş kadını, hem aşçıydı. babalar için başka yönleri de olabilir tabi; ama küçüktük ve bizi leyleklerin getirdiğine kafamız pek yatmasa da ses etmiyorduk.
    neyse işte, yıllar sonra suzan teyze ve oğullarına gidecekleri okullar için yaptığı baskıları görünce , evde kavgalara şahit olunca, kocasının kendisini aldatmasına rağmen hâlâ her yerde onu sevdiğini söyleyince; ama yüzünde daha doğrusu gözünde saklamaya çalıştığı onca şeye rağmen boşluğu görünce şunu fark etmiştim: suzan teyzenin tüm varlığı yaşadığı hayat ve çocuklarının başarılarıydı. yok be ne çocuklarının başarısı o hayatını seviyordu ve pahalı çantaları.
    çocuklarının başarısı ile övünen ve hayatı yapan gül teyzeydi. üniversiteyi yarım bırakmıştı kocası için. pişmandı; ama geriye dönüş yoktu. bazı kararların neden geriye dönüşü hiç olmaz?
    hayatımdaki en önemli kişinin ise tüm varlığı adından ibaretti. hiçbir şeyi yoktu maddi anlamda; ama bulanmamıştı da çamura. hep inat etti son ana kadar ve adı beyaz kaldı. bugün kaçımız adımızın durumunu takıyor?
    bir de muhteşem bir yüreği vardı; ama pek önemsemezdi. herkes aynı sanırdı. oysa kimse onun gibi parlak atmadı.
    bense kaç gündür düşünüyorum, düşünüyorum ve elimdeki şeyleri sıralamaya çalışırken bunlara geldim.
    param yok, arkasından da pulum yok deyip şarkıya bağlamak istemem; fakat o da yok. kariyer yok. kariyer yapma isteği hiç yok. sevmediği bir işte çalışan, işi de hayatının büyük bir yüzdesini kapladığı için yaşamaya pek de vakti kalmayan biriyim işte.
    bunlara karşılık muhteşem bir yirmi ayım ve anıları var, bir ömre bedel. üşüdükçe onlara sığınıyorum. iki sokak köpeğim var beni görünce deliren, beni eve, otobüse bırakan. gecenin bir yarısı beni korumak için mahallenin diğer köpekleri ile kapışan, mutlu olunca benimle koşan, mutsuz olunca bana sarılan ve isim vermenin bir şeyleri bitirmek olduğunu düşündüğüm için isim veremediğim iki köpeğim. sonra bir flüdüm ve birkaç bach, brahms, saint-saens melodim. moduma göre çalıyorum işte. sonra çocuklarım var. geçen hafta kübün çevresini ve alanını birlikte hesapladık ve bu hafta onu unutmadılar diye sevindiğim, sevdiğim çocuklarım.
    aklıma hep böyle şeyler geliyor işte.
    hiçbiri ile para kazanamam, hayatımı idame ettiremem, topluma da kendimi kabul ettiremem, işimde ilerleyemem sayelerinde; ama işte beni mutlu ettikten sonra diğerlerini neyleyim?
    o zaman yeni bir tanım verelim ya da tanımımıza ek yapalım; mal varlığı paraya çevrilemeyen; ama verdiği mutluluk her şeye değer olan asıl varlığını borçlu olduğun kıymetindir.
  • gün itibarıyla, ayrı yazılması gerekirken ısrarla birleşik yazılmaya devam edilen tamlama.

    (bkz: 2 milyon 206 bin malvarlığına sahip milletvekili)
    (bkz: muharrem ince'nin malvarlığı)
  • ismet özel iyi söylemis;
    "bir lokma, bir hirka;
    ama her lokma ve her hirka degil"
  • overclock edilmi$ celeron266.. amiga1200.. (satacam onu) external modem.. leydi$in hediye ettigi kopek, ruzgar cani ve saat..eski soni muzik seti..cok eski pasif radyatorlu soni kabinler..commodore64+1541-2 disk drive, 200 tane 5 ceyrek disket, 100 tane 3.5 inch disket.. 30 kadar cd.. 20 kadar kaset.. oxford adv.lrn sozluk.. atari st-520 bilgisayar.. duvarlari sprey boyayla boyanmi$ oda..icindeki spot i$iklar..(ayni bar ortami keh keh), cizmelerim, ti$ortlerim, venom kolyem.. her$eyim sefdicegim..
  • sözlükteyi yansısı mallar sürüsü olan; varlık mı yoksam darlık mı olduğu da pek kestirilemeyen kovram.
  • (bkz: mamelek)
  • genelde aciklamak fiiliyle birlikte kullanildiginda anlam bulan, mallik varligi ile arasinda ince bir cizgi bulunan, dolayisiyla bazen ona yorulmasi gereken kavram.