şükela:  tümü | bugün
  • benedict anderson'un, "hayali cemaatler" kitabında, hollanda sömürgelerinde resmi lisanın oluşma süreçlerini anlattığı bölümde bir dipnota konu oluşturur. bu açıklamadan, mali almanca'nın en basit mesajların alışverişine ancak cevap verebilen, kupkuru, tangur tungur bir dil olduğu anlamı çıkıyor. şahsen ben, bu dille nasıl şarkı söylenir demekten kendimi alamam ama tanışanlar, almanca'nın ifade kapasitesini, nüans zenginliğini hep övmüştür. geçtiğimiz yüzyılın başlarında almanca'ya habsburg hanedanlığındaki gecekondu sakinleri tarafından yapılan bu muameleyi duymazlıktan gelmemeleri de onu gösteriyor. ticaretin, hak ettiği biçimde aşağılanması da ayrı bir izzet-i nefis emaresi.

    alıntı:

    "1920'lerde bir dönem hint adaları'nın çok sınırlı bir kısmı hollandaca aracılığıyla yönetiliyordu. hollandalılar fetihlerine 17. yüzyılın başında başladığına göre inlanders'in hollanda diliyle ciddi anlamdaki eğitimine ise ancak 20. yüzyılın başında başlandığına göre başka nasıl yönetilebilirdi ki? onun yerine yavaş ve büyük ölçüde tasarlanmamış bir süreç içinde eski, adalar-arası bir tür lingua franca tuhaf bir resmi dile doğru evrim gösterdi. dienstmaleisch (belki "hizmet malaycası" ya da "idari malayca") denen bu dil tipolojik olarak osmanlıca ile ya da habsburg impatatorluğunun çok dilli barakalarında doğan "mali almanca*" ile aynı gruba aitti."

    dipnot:

    "askeriye ulusdışı bir kast gibi bir şey oluşturuyordu. üyeler özel hayatlarını olağan koşullarda kendi ulusal ortamlarından farklı yerlerde yaşıyor ve çoğunlukla ararsich deutsch (mali almanca) denen özel bir dil konuşuyorlardı. bu alaycı ad, bu tuhaf dilsel karışım gramer kurallarını fazla ciddiye almadığı için edebi almanca'nın temsilcileri tarafından takılmıştı."