şükela:  tümü | bugün
  • degisik donemlere damgasini basmis ve bir cok turkuye/sarkiyada konu olmus bir ceza evi dir bu devasa bir yapidir 7 kattan olusur bunlardan 3u yerin ustunde 4 dude yerin dibine dogru olarak su an sadece en ust iki kat kullanilmaktadir yerin dibinde bulunan zindanlara filan senelerdir el surulmemistir degisik rivayetler vardir ki taa genel kurmaydan mamak ceza evi ne yerin altindan tuneller gitmekteymis diye
  • yeni türkünün bir şarkısında geçer, "mamak'a sonbahar geldi..."
  • hiç konuşmayan şuçluların hapsedildiği mekan.
  • dantel rustem'in de zamaninda kaldigi cezaevi. giris hikayesi dundar kilic'in bir anisina cok benzerlik gosterir...

    cok yakin arkadasi, unlu gazeteci demin colastim'dan dinliyoruz...

    "rustem cok uzun bir is gununun ardindan bir arkadasiyla taksiyle okmeydani'na, evine dogru gidiyor, anlatabiliyor muyum mithatcigim... derken yolda kizin birisini takip eden bir adam gorur. rustem delikanli adamdir, biliyorsun, hosgoruludur de.. once arkadasina soyler, "git bi bak bakalim, kiz yuz veriyor mu?"

    arkadasi gider, on dakika adami takip ettikten sonra donup kizin adamdan kactigini, adamin da taciz edici laflar ile kizi takip ettigini soyler.. ekler, "aman abi, adam tehlikeli gozukuyor.." simdi rustem burayi bana anlatirken son derece sakindi, anlatabiliyor muyum mithatcigim.. yani son derece sogukkanli anlatti, bu sekilde, mithatcigim, anlarsin ki gayet sogukkanlilikla bu haberi sindirmis.

    fakat rustem soguk bilmedigi gibi (bkz: beni hic kiskanmiyorsun/#2600164) korku da bilmez... ben, zamaninda kasimpasa'da bir gece gecirmistim onunla, disarisi eksi iki derece civari falandi.. acikta yatiyorduk resmen mithat, simdi cihangir'e cikan cevreyolu uzantisi var ya, iste onun yerinde eskiden cayirlik vardi, kurban keserlerdi, orada... yorganini bana vermisti, ertesi sabah da hic hastalik belirtisi gormemistim. o kadar dayaniklidir. simdi mithatcigim, bilirsin, onun icin en onemli sey namustur, delikanliliktir. rustem kizi takip eden delikanliya yaklasir, sorar "sen ne yapiyorsun, gormuyor musun kiz istemiyor takip etmeni" der. mithatcigim, simdi olsa, hemen tutarlar doverler adami degil mi? yok ama bak, rustem son derece iyi ve nazik davraniyor. tabii adam "sana ne ulan" diye cevap verir. rustem de "bak cekil, yoksa kotu olacak" der. adam, mithatcigim, rustem'e ustura ceker. rustem de nefsi mudafaa olarak, adamin usturasini elinden kapar, kulagini kesip eline verir...

    iste mithatcigim, rustem bu nedenle hapishaneye girmistir. mamak ise, devletin onu polise degil, jandarmaya teslim etmek istemesidir. neyse ki, onun iyiligini bilenler sayesinde altinci ayda cikmistir, ama ben sana soyleyim mithatcigim, mamak ondan cok sey goturmustur..."

    (bkz: fatih saltayli)
    (bkz: dantel rustem)
  • dantel rustem'in ikinci ziyaretinde buyuk olaylara sahne olan cezaevi.
    eski calisma ve sosyal guvenlik bakani yasar dokuyan'dan dinliyoruz...

    "mithatcigim biliyorsun 80 darbesi sonrasi cok buyuk bir otorite acikligi olustu sol ve sag cevrelerde. cok kisi olduruldu. ceteler turedi, halk cok cekti bundan tabii. iste rustem de o siralar bayagi gucluydu, politikada ya da boyle ideolojik sorunlarda isi olmamasina ragmen tanidiklarini korumasi gerekiyordu. cok kan dokuldu duzeni saglayabilmek icin, ama sonunda da belirli bir basari elde edildi yeraltinda.

    tabii devlet de bu catismalardan haberdardi, netekim mah*'ta bunun uzerine bir masa olusturulmustu, goz actirmamak icin yeraltina.

    1984'te bir gece, mahir kaynat'in da aralarinda bulundugu bir ekip rustem'in cihangir'deki evine gelmisler. tabii anlarsin, simdi mahir aslinda devsol'u kuranlardan. aradaki baglantiyi kurarsin saniyorum, rustem milli degerlerine onem verirdi.

    rustem'in hemen gozlerini baglamislar gece, yataginda. asagiya indirip bir arabaya koymuslar, butun gece surmusler, ankara'ya. simdiki teskilatin bulundugu yere.. kapatmis, butun gece sorguya cekmisler. sagcilarla ne baglantilari oldugunu, komur isinin - ki tamamen yoksullara yardim amaciyla bedava verirdi komuru - ne icin paravan oldugunu..

    rustem'in hafizasi cok gucluydu. simdi bu sorgu sirasinda tabii ne kadar goz de baglasan, isik kapatsan da bir sekilde desifre olma ihtimali vardir. tam olarak bir desifre olmamis ama, rustem bu bandin altindan kendisine vurmak icin uzanan bir eli gormus. yillar sonra, darbenin etkileri tam olarak kalkip da bu sag-sol catismalari bitince, bir de teror sorunu ortaya cikinca devletin sagcilara daha da cok ihtiyaci oldu, bilirsin. bu sekilde elin sahibiyle tanismis, ve tabii ki eli hemen tanimis. diyorum sana, alti bilemedin sekiz yil sonra, o elin sahibini.. hiram tabas'i..."

    devamini unlu avukat burhan napaydin'dan dinliyoruz...

    "mithatcigim, simdi rustem mamak'a ilk gittiginde (bkz: demin colastim), daha toydu, alismamisti hapisaneye, bilemezdi. bu 80 darbesinden sonra onu unlu supurge operasyonu'nda pek cok kabadayi ile birlikte mamak'a kapattilar. yanlis bilmiyorsam mah*'in parmagi vardi bu iste.. uzun bir sorgulamadan sonra mamak'in en alt katlarindan birisine koymuslar rustem'i. tabii o siralar bu adamlarin hepsi simdiki gibi catisma halinde degil, dayanisma icerisindeydi. dolayisiyla hem yakin dostlariyla kaliyordu, hem de onceki gelisinde hem mudurle tanismisti, hem de pek cok gardiyani gormustu, yani cocuklarini okutmus, yardimci olmustu. dolayisiyla rustem icin o kadar da sorun olmadi ikinci gelisi mamak'a. ikinci evi gibiydi. derler ki, hapisane muduru'nun odasinda cay icermis, beraber ulke meselelerini konusurlarmis. hatta rustem'e gelen para diger mahkumlardan farkli olarak mudurun odasinda beklermis, gider cayini icer, parasini alir, kogusundaki zayif, parasiz cocuklara dagitirmis. o nedenle, cok severdi herkes onu. netekim mamak'tan cikmasinin ardindan bir on sene daha islerini yurutmesinde burada edindigi dostluklar cok yardimci olmustur ona..."
  • resmi adi; 4ncü kolordu 1nci sinif askeri ceza evi iken; erat arasindaki adi ise mamak sosyal tesisleridir.*
  • 12 mart ve 12 eylul sikiyonetim uygulamalari ve sonrasinda unlenen, ozellikler siyasi tutuklu ve hukumlulerin belli donemlerde tutulduklari; turkulere, edebiyat ve sanat yapimlarina konu olan askeri hapisane.
  • buradaki c 5 hücresi hakkında ozan arifin yazdığı şu şiiri mevcttur:

    c-5 işkence

    hakim bey..hakim bey..bütün dünyamı
    yıkarak yaptılar benim sorgumu.
    c-5 denen yere gözlerim bağlı,
    tıkarak yaptılar benim sorgumu.

    savcının ağzından şu okunanlar,
    benim suçum değil, hep yalan bunlar!..
    dövdüler hakim bey, ağzımdan kanlar,
    akarak yaptılar benim sorgumu.

    düştüm ki, bir sürü moskof piçine
    biri de demedi; "bunun suçu ne?"
    tabancayı ta ağzımın içine
    sokarak yaptılar benim sorgumu.

    döve döve işettiler altıma,
    bayıldıkça sarıldılar horuma,
    islatıp ıslatıp tekrar sırtıma,
    çıkarak yaptılar benim sorgumu.

    kimi vurdu, kimi baktı seyrime,
    jop izleri oluk oldu böğrüme,
    siğaranın ateşiyle bağrıma,
    çökerek yaptılar benim sorgumu.

    kimi şarap içti, kimisi rakı,
    karmakarışık oldu her türlü koku,
    döverek pisletip, ağzıma b...
    dökerek yaptılar benim sorgumu.

    jileti vurdular ileri-geri,
    dilim dilim oldu yarıldı deri,
    yarılan yerlere tuzu, biberi,
    ekerek yaptılar benim sorgumu.

    tırnağım söküldü kelpeten ile,
    c-5 ler konuşsa gelse de dile,
    "su" diye yalvardım!.. hep güle güle,
    bakarak yaptılar benim sorgumu.

    şişe ile zorladılar kıçımı,
    tuzlu su verdiler, yaktı içimi.
    derisinden kopanaca saçımı,
    çekerek yaptılar benim sorgumu.

    allahsız, kitapsız sekiz-on ayı,
    suçsuzum dedikçe, vurdu sopayı.
    burnuma soktular tornavidayı,
    bükerek yaptılar benim sorgumu.

    biri bu "soyer"di domuzun dölü!..
    sesinden tanıdım, değilim deli.
    tenasül uzvuma ceryanlı teli,
    takarak yaptılar benim sorgumu.

    hakim bey; erkeklik kalmadı daha!..
    ölem diye çok yalvardım allah'a.
    avuç içlerimden tutup çarmıha,
    çakarak yaptılar benim sorgumu.

    babamı almaya, ve gittiler.
    anama, eşime neler ettiler!
    çocuğumun boğazından tuttular,
    sıkarak yaptılar benim sorgumu.

    yavrumu görünce çıldırdım dedim(!)
    ne derseniz kabul, saldırdım dedim.
    atatürk'ü bile öldürdüm dedim.
    yakarak yaptılar benim sorgumu.

    ozan ârif anlatamaz kaygımı,
    yitirdim kanuna olan saygımı!
    velhasıl "devlete güven" duygumu,
    sökerek yaptılar benim sorgumu.

    19 mart 1982

    kendisi o yıllarda yurt dışında olmasına rağmen bu şiiri bu işkencelere bizzat maruz kalan dava arkadaşlarından dinledikleri ve bu işkencelerle ilgili açılan dava tutanaklarından edindiği bilgilerle yazmıştır.
  • (bkz: metin denli)