şükela:  tümü | bugün
  • goruntu olarak cok hos olan, bi yarim saat daha kisa olsaymis bi de dramatik muzik olayini bu kadar abartmasaymis baya iyi olacak olan film.
  • minik dakota fanning'i yildizlastiran film. duygu somurusu olan kisimlar olsa da, artistik bas dondurucu*bulanik cekimler hafiften gicik etse de, mexico city'ye hicbir zaman gitmemeye karar verdirse de heyecan, sevgi ve gozyaslariyla izlenebiliyor.
  • son zamanlarda izlediğim en başarılı hollywood yapımı.

    hollywood'un da hala sanat yapabildiğinin bir kanıtı. çekimler, müzikler, oyunculuk hepsi cidden harika.

    ve yeni bir yıldız doğmuş, haberimiz yok: dakota fanning.
  • denzel abimin filmi.
    filmi izlemeden önce: (daha henüz screener'ı çıkmıştır)
    -man on fire, hmm itfaiye ile ilgili birşey mi acaba pek ilgimi çekmedi en iyisi sonra izleyeyim indirmesem de olur.
    retail dvdrip çıkar:
    -man on fire, hmm bu ismi bir yerden hatırlıyorum sanki evet evet screenerı vardı da indirmemiştim. konuya bakalım hmm kaçırılan bir kız çocuğu ve onun koruması.. ilgince benziyor ama itfaiye ile alakalı değil miydi sanki bu. neyse indireyim izlerim bir ara..
    ilk 5 dakika:
    -hmm klip gibi çekmiş adamlar biraz da belgesele benziyor sanki ama sevdim ortamı falan.
    ilk yarı:
    -vay anasını tempo baya iyi gidiyor bizim elaman coşmak üzere sanıyorum birazdan katliam başlar.
    filmin sonu:
    -adamlar yapmış abicim, denzel'ın oyunculuğunu ve konuyu çok tuttum sanki gerçek bir hayat hikayesinden alınmış gibiydi. ufaklığı da biraz şans verselermiş daha da iyi oynayabilirmiş ama filmin yarısında kayıptı zaten kızcağız.
    5 üzerinden 5 vereceğim bir film oldu yani bu kadar mı güzel yapılır herkese hitap edilir. gözlerimden akan yaşlar feda olsun bu güzel filme.
    latin amerikada her 60 saniyede bir adam kaçırılıyormuş bunu öğrendim.
  • meksika sinirlari icerisindeyken seyredince daha bir etkileyen film. sinemadan ciktiktan sonra oyle buyuk bir simdi kaciralacagim korkusuna kapiliyoki insan herkes ve her sey uzerine geliyomus gibi oluyor.. ayni filmdeki gibi.. isin enterasan yani islenen tema tamamiyle dogru ve burdaki insanlar gayet bilincindeler yasadiklari ortamin. yine de kesinlikle korku ve ehemmiyetsizlik hissetmiyolar yalnizca yasamaya devam ediyolar ellerinden geldikce. bunun nedeni de ugrasacak daha buyuk onemli problemleri olmasi sanirim. sonucta filmden ciktiktan sonra kimse meksika dan nefret etmiyordu.
  • filmin dramatik yönünün ağırlığı bir yana lisa gerrard ın girmesi ile ikiye katlanılıyo insan kasım kasım kasılıyo izlerken kendine hakim olmak için. klasik aksiyon filmi işte nesi farklı diyenler bir daha düşünsün dedim sabahın beşinde başlamama rağmen filme hala daha etkisini atabilmiş değilim.
  • mickey rourke u takım elbiseler içinde, avukat rolüyle karşımızda bulduğumuz, süre itibariyle gereksiz uzun kaçmış olmasına rağmen, gerek denzel washington ın ve gelecek vaadeden velet dakota fanning in oyunculukları, gerekse kurgudaki aksiyonun ve dramın yakaladığı ölçü ve etkileyici kamera efektleri düşünüldüğünde başarılı bulduğum bir tony scott yapımı olmuştur.

    ayrıca marc anthony nin oyunculuğunu ilk defa görmüşümdür, beğenmedim o ayrı..
  • kill billden hatırladığımız ozlu sozu barındıran filmdir:

    (bkz: revenge is a dish best served cold) *
  • son zamanlarda yeni yapım olarak izlediğim en güzel 2-3 filmden bi tanesi. bi kere müzikler için ayrı bi övgü paragrafı şart. ayrıca creasy ve pita arasındaki bağ çok güzel anlatılmış. mickey rourke'un gereksiz rolü ve marc anthony'nin filme yakışmayan performansı dışında "olmamış" denebilecek bi şey bulamadım.

    hoşuma giden detaylar arasında filmin ful ingilizce gitmeyişinin yeri büyük. enemy at the gates'teki gibi rus askerlerinin aralarında boktan bi rus aksanı zorlamasıyla ingilizce konuşmasının izleyenlerce ne kadar saçma bulunduğunun hollywood tarafından bi nebze de olsa farkedilmiş olması iyi olmuş. zira amerikada yaşayan bir çok meksikalı bile doğru düzgün ingilizce bilmezken, meksika varoşlarında duymak hakikaten malca olurdu. ayrıca film ispanyolca giderken kullanılan altyazı stili de hoş olmuş. *

    filmin seksenlerde yazılan senaryosu için zamanında marlon brando düşünülmüş. tabii proje bu seneye kadar rafa kalktıktan sonra yanılmıyorsam başröl ilk önce robert de niro'ya teklif edilmiş. aslında creasy karakteri ona gayet yakışacak bi rol olsa bile denzel abi'nin de oyunculuğuna bir kez daha hasta olmamak elde değil. ayrıca çocuk oyuncunun performansı da fazlasıyla göz dolduruyor. kısaca gidilip görülmesi gereken bi film.

    not: "lan sana güvendik gittik izledik, boşuna para verdik. tu allah belanı versin" diyecekler için aşşadaki çok kötü butonu ve karma puanım feda olsun.
  • "forgiveness is between them and god. it's my job to arrange the meeting."

    (bkz: #1537605)