şükela:  tümü | bugün
  • manav her daim taze meyve ve sebze garantisi sunarken market size bunu sunmaz. manavın işi meyve ve sebzedir, marketinse o sadece bir reyonudur. buna rağmen bazen kolaylık olsun diye bazen de ucuz olsun diye manavın önünden market poşetleriyle, pazar poşetleriyle geçmen gerekiyor, manav seni tanıyor, göz göze geliyorsun başını öne eğiyorsun.

    ben daha taze olduğundan emin olduğum meyveyi sebzeyi günlük manavdan almak yerine marketten ya da haftalık pazardan alıyorsam ekonomik olarak öyle çok bir özgürlükten bahsedemeyiz demektir. dar gelirlinin de orta gelirlinin de sahip olması gereken bir sosyal eşitlik statüsü olmalı manavdan alışveriş yapmak, kasabı da geçtim hadi artık. gelir düzeyinden bağımsız herkesin evine taze meyve girebilmesi olayı bu.

    ekonomik olarak bunu sağlayamıyorsak ve pazara muhtaç bırakılıyorsak ve de pazarda bile fiyatlar olması gerekenin üstündeyse ekonomiyi denetlemesi gereken mekanizmayı bundan sorumlu tutmamız gerekiyor, mantıklı olan bu çünkü.

    yani manavın önünden başım öne eğik market poşetleriyle, pazar poşetleriyle geçiyorsan/geçmek zorundaysan buna kimin sebep olduğu bellidir.
  • ayıp olmasın diye yolu değiştirdiğiniz halde, manavın bizzat kendisiyle karşılaşmaktan yeğdir dediğim eylem.*

    (bkz: tecrübeyle sabit)
  • manav ürünlerini haldeki komisyoncudan alır, kazıktır. daha taze değildir.
    market ürünü üreticiden alır. arada komisyoncu beslemez. kazık değildir. daha taze veya daha eski de değildir. gelip buraya manav romantizmi kasmaya gerek yok. paranız hangisine yetiyorsa gidin oradan alın.
  • sürekli muhabbet içinde olduğunuz bakkalın önünden migros poşetleriyle geçmek kadar koymayan hadisedir. sonuçta market poşetlerinin içinde her zaman meyve ve sebze olmuyor.