şükela:  tümü | bugün
  • uğraşarak, elleri yapış yapış ola ola soyduğu güzelim mandalinasının yarısını bir çırpıda yanındakine veren insandır kendisi. fedakardır. bu hayatta en çok ona güvenirim.
  • paylaşmaktan mutlu olduğu için çevresindekiler tarafından sürekli sömürülecek kişidir. neler olduğunu, ihtiyacı olduğunda kimsenin kendisine mandalinanın kabuğunu dahi vermediğinde anlayacaktır.
  • en asil duygunun insanıdır.
  • babadır.
  • diğer yarısı ile beraber (yani hepsini) verebiliyorsa, ağabeydir.
  • soyup tamamını veriyorsa işte o benim.
  • yarısını veriyorsa sevgilidir, hepsini veriyorsa annedir.

    sevgili beraber yemenin verdiği hazzı yaşar anne ise evladının daha çok yemesinin hazzını yaşar ikisi de haklıdır ikiside cömerttir, karşılaştırmaması lazımdır.
  • paylaşmayı sever. liseden bir öğretmenimi hatırlatır mandalina paylaşmak bana. öğle arasından önceki ders edebiyat idi, edebiyat öğretmenimiz dört aylık hamile, genç bir hatun kişi, ilk görev yeri bizim okul muhtemelen. zil çalar çalmaz sınıf yemekhaneye koştu. sıraya girmeye üşenen tipler olarak kantinde bi şeyler atıştırırız düşüncesiyle sınıfta kaldık. derken biri çantasından iki ya da üç mandalina çıkardı, soydu birini, mis gibi mandalina kokusu yayıldı sınıfa. yarısını arkadaşın birine uzattı, diğer yarısını başkasına.hoca ders defterini imzalıyor, biz arka sıralardayız. kadın yanımıza gelip "bana da verir misiniz?" deyiverdi mahcup mahcup.

    iki üç mandalinanın hocayı ilgilendireceğini düşünmemiştik ama eşeklik de etmiştik. mandalinayı bitirmiş olsak pişmanlıktan ölürdüm sanırım.

    o gün bugündür soyduğum mandalinanın yarısını ikram ederim yanımda yöremde kim varsa.
  • valla dün yaptığım eylem. soyup yarısını arkadaşa verdim. ha gerçi bana da o mandalinayı başka arkadaşım vermişti. paylaşmak böyle güzel bir şeydir.
  • "aga siz nasıl bencil tiplerle yaşıyosunuz ?" dedirten gayet sıradan bir eylemin faili olan insandır.