şükela:  tümü | bugün
  • manevi boşluk hengamesini ara ara atlatan bireyin konumlandığı denge halidir. eğer bu hal kalıcılaşırsa yerini hayret makamına bırakır.
  • kişinin manevî risklerden uzak durarak, günahlardan sakınarak ve manevî temizlik içinde bulunarak, iç huzura kavuşmasıdır. manevî huzur, allah’ı anmanın, o’nun emirlerini yerine getirmenin ve aklî mekanizmaları kullanarak tefekkür etmenin sonucunda inanan insanın kalbinde meydana gelen bir rahatlıktır. kalbin, yaratan’ı anmak suretiyle manevî haz almasıdır, manevî huzur. bu yönüyle gerçek mutluluk, nuranî bir cevher vasfını koruyarak, ruhun emrine girmiş olan kalbin, ruhlar âlemi yoluyla aldığı feyizleri bedene ve cisme taşıması ve orada da huzur ve saadet esintileri meydana getirmesidir. manevi huzur, hak hoşnutluğunu hedefleyen her türlü plan, proje ve(ya) uygulama neticesinde ruhta meydana gelen inşirah (kalp ferahlaması) ve inbisat (gönül açıklığı) merkezli duygulardır. kişinin, yaratılışın (fıtratın) gayesine uygun olarak yaşaması, imanını güzel ahlâkla derinleştirmesi, ibadetlerini ihsan şuuruyla taçlandırması ile ruhunda âdeta bir şölen havası hissetmesidir. çok defa kişi farkına varmasa da bu hâl, nuraniyete inkılâp ederek allah’ın bir lütfu olarak bütün ruh ufkunu sarar ve insanın metafizik derinliklerinde değişik şekilde yankılanmaya başlar. manevî huzurun temininde akıl ile kalp (gönül) önemli birer manevî kaynaktır. akıl-kalp etkileşimi, fıtrî asliyetleriyle ancak ortaya çıktığı için, hayat zevk-i selim ile yaşanır ve kişi gerçek anlamda mutlu olur. bu durumda kişi, bütün zorluklara ve acılara rağmen yaşama zevkini tadabilecektir. çünkü insan, manevî gücüyle, dayanma, sabretme ve mücadele etme rezervlerini kaybetmeyip hep ümit var olacaktır. iman ve maneviyat olmadan değil olumsuz gibi görünen şeyler, olumlu olarak algılanan başarılar, sevinçler ve zenginlikler dahî taşınamaz hâle gelebilir. diğer taraftan salih ameller (faydalı icraatlar), hakkı savunmak ve tavsiye etmek, sabırlı olmak gibi şahsî erdem ve sosyal boyutlu eylemler, insan üzerinde bir taraftan imanı ve maneviyatı kuvvetlendirirken, diğer taraftan da kişiye mutluluk bahşedip, kötülüklerin içine düşmesini engelleyerek, çift yönlü bir huzur meydana getirebilmektedir. manevî sosyal hizmetlerin ve manevî bakım uygulamalarının temel gayesi, manevî telkin yöntemleriyle (bakıma muhtaç) kişilerin temel manevî ihtiyaçlarını karşılamak ve bu yolla huzurlu (gerçekten mutlu) olmalarını sağlamaktır.