şükela:  tümü | bugün
  • manevî insan modelinde, insanın iç dünyasındaki bütün melekeler dikkate alınmaktadır. buna göre canlı türleri içinde insan, özellikle ruh, akıl, vicdan, irade ve düşünme yeteneği gibi manevî hususiyetleri açısından en gelişmiş varlık olarak kabul edilmektedir. sokrates’in talebesi platon’a (eflatun: 427–347) göre insanın en büyük özelliği ruha sahip olmasıdır. ruh, daha önce, yani vücuda bağlı olmadan başka bir âlemde yaşamış ve hakikati görmüştür. şayet durum böyle ise, biz var olmadan önce ruh mevcut bulundu ise, o zaman onun ölümünden sonra da var olmaya devam edeceği sonucuna varabiliriz. ayrıca, ruhun önceden yaşamış olduğu fikrini hatırlamak, onun ölümsüzlüğünün bir delilidir. insanın fizikî ve manevî (ruhî) yapısı arasındaki etkileşimin varlığı ve boyutu hakkında modern bilimlerde ve ruha en yakın bilim dalı olarak psikoloji alanında değişik bilimsel görüşler ve teoriler öne sürülmektedir. hangi görüşü itibar edeceksek edelim, gerçek şu ki, bedenî ve ruhî olaylar birbirleriyle yakından ilgilidir. meselâ sinir sistemi, fonksiyonel olarak işlemediği andan itibaren psikolojik süreçler de hissedilememektedir. batı dünyasında psikoloji ve diğer tabiî bilimlere mensup bilim adamları, sebep-sonuç ilkesinden (illiyetinden) vazgeçerek, daha çok beden ve ruh arasındaki entegral (tamamlayıcı-bütünsel) ilişki üzerindeki çalışmalara yoğunlaşmaktadırlar. beden ve ruh, birbirlerini tamamlayarak yeni şartlara veya oluşumlara sürekli olarak adapte olan veya uyum sağlayan “açık bir sistem”dir. modern psikolojinin görevi, nüro-fizyolojik esaslarının yanında kendi kendini düzenleyen “açık sistem”in uyum (uyarlama) mekanizmasını da dikkate alarak, psikolojik süreçleri incelemek, izah etmek ve meselâ psiko-terapi yöntemleriyle sistem değişiklikleri ile ilgili imkânları göstermektir.