şükela:  tümü | bugün
  • yine gecenin bir yarısı internette boş boş gezerken azerbaycanın seçim sonuçlarının halk oy kullanmadan 1 gün önce yanlışlıkla açıklanması haberine denk geldim. vay dedim demokrasi gözünü seveyim sen ne güzel bir şeysin.
    bu azerbeycan benim için aslında çok sempatik bir ülke. yahşi cazibe dizisinde ki cazibe yüzünden. ama merak ettim bu ülkenin yüz ölçümü ne kadar ola ki !?? yazdım google a azerbeycan. karşıma google maps çıktı. tıkladım. baktım gürcistan kadar bi ülke. harbi küçük yani.

    sonra elim kuzeybatıya gitti haritada. almanya,fransa derken zaten bir ingiliz hayranlığım vardır dedim londra sokaklarına bir dalayım. street view ile gezdim öyle işte sağda solda. cafelere baktım. dar sokaklar, tersten akan trafik derken asıl sevdalısı olduğum ve ara-sıra sürekli böyle elimde kahve pc başında gezdiğim new york a gideyim dedim. en son gezintimin üstünden 2-3 ay geçti hasret gidereyim.
    genelde central park veya times square çevresinde dolaşıyodum. biraz farklı yere gidesim geldi bu sefer. yorkville a sakin bir iniş yaptım. karşıma direkt kilolu-siyahi bir teyze çıktı zaten dedim aha doğru yerdeyim.

    neyse, ya sokakları çok güzel. ulan ciddi ciddi apartman beğendim ben buradan. zaten ezelden beri yok how i met your mother, yok woody allen filmleri, yok bored to death neredeyse yerlisi oldum buranın. özellikle o her evin önünde olan 5-6 basamaklı merdivenlere zaafım var. çok seviyorum. adeta new yorkun imzası gibi. bide yangın merdivenleri, ki onlar estetik açısından çok kötü duruyor ama can güvenliği tabii, yapacak bir şey yok. apartman beğenmiştim dedim ya. heh o apartman : bu
    sonra dedim acaba harbiden burada kirada otursam hayatım nasıl olurdu. dedim atakan gecenin 2 si olduğunu düşün, dolapta yiyecek yok, hava almak için dışarı çıktın naparsın ???
    başladım sokak boyu yavaşça yürümeye. klavyenin tuşuyla her 2 ilerlediğimde sağıma soluma bakıyorum ne var ne yok diye. hop köşede bir manav, karşıda 7/11. alt tarafta pizzacı. oğlum dedim sen burada yaşarsın. burası güzel yere benziyor. güzel muhit. central parka da yakın. mis gibi.
    şöyle bir tur attım sokakta. sonra google dan o bölgenin kiralık dairelerine bakıyım dedim. e malum bütçeyi aşmamak lazım. ev sahibi ile mahkemelik olmamak lazım.
    eğer yanlış yere bakmadıysam karşıma şöyle bir şey çıktı: böyle

    fiyatı makul geldi. ev küçük ama büyükte gözüm yok zaten. bekar bekar yaşarız. boş zamanlarda kah koşuya çıkar, kah rotweilerımı gezdirir kah gider atletik elemanlara karşı avrupalı oyun zekamı ve ray allenı kıskandıracak şutumu sergilerim. bissürü konser var, onlara giderim.
    olur yani dedim bu iş.

    sonra ekşiden yorumlara bakayım dedim. gerçi new york başlığından falan biliyodum nasıl şeyler söyleneceğini ama manhattan başlığı da maşallah amerika nefretini yayma timinin özel test alanı gibi.
    kokusundan şikayet edeni mi dersin, yok insanları hep bir telaş içinde yok amerikalıdan çok turist varmış yok kapitalizm.
    güvenmemek lazım bu orospuçocuğu ekşicilere. bir tane mi olumlu özelliği olmaz bu amına koduğumun şehrinin ya ? hevesimi kaçırıyolardı az daha.
    gidip görmeden karar vermem ben manhattan hakkında. önce gider gezerim, seversem bi apartman kiralarım, kafama eserse satın alırım bi tane.

    cebimde şu an 13 tl para var, olsun.
    hayat neler getirir, hiç mi öğrenmediniz ?

    2014 edit : brighton'dayim
    2016 edit : toronto'dayim. gittikce yaklasiyorum.
  • 2 iş toplantısı yapıp 4 tane devlet dairesinde işinizi halledebilceğiniz, doktorunuzu ziyaret edip hastanede mri çektirebileceğiniz, iş çıkışı spora gidip piknik yapabileceğiniz. yeni açılan bir sergiyi gezip bir dünya devinin konserine gidebileceğiniz. sabah küba öğlen tayland akşam italyan yemeği yiyip döner kokuları içinde dolaşabileceğiniz. bir yandan alışveriş yaparken banka işlemlerinizi halledebileceğiniz bu koşuşturma içinde sakince kitabınızı okuyabileceğiniz ve bütün bunları hafta içi alelade bir günde hiçbirine geç kalmadan yapabileceğiniz şehir.
  • yarımadanın* gerçek hikayesi şudur:
    eskiden manhattan'da ikiz kulelerin bulunduğu alanda kızıldereli pazarları kurulur..bu pazarlarda beyaz adama sattığı şeyler karşılığında boncuklar, süs eşyaları alırlar..bir gün beyaz adam satışta hile yapar ve aralarındaki anlaşmaları bozulur..ve beyaz adam kızılderelilere saldırır..kızıldereli kabilesinin başıda onları ve bölgeyi lanetler ve "kötü beyaz adam" anlamına gelen "manhattan" olarak bölgeyi sonrasında adlandırılır (bkz: budur).

    edit1: 11 sene sonra hikayeyi ilk defa okumuş gibi oldum.
    edit 2: 11 sene mi dedim!yuh.
  • ufacik bir adaya ancak bu kadar renk bu kadar irk bu kadar universite bu kadar firma bu kadar muze bu kadar din bu kadar dil bu kadar duzen bu kadar karmasa bu kadar gurultu bu kadar taksi bu kadar polis arabasi bu kadar turist bu kadar tiyatro bu kadar sinema bu kadar insan bu kadar celik ve betonarme yapi bu kadar yesillik bu kadar hayat bu kadar memat sigabilirdi herhalde.gece nufusu iki milyon civarinda olsa da gunduz nufusu sekiz milyonu bulur.latin alfabesiyle yazi yazmayi bilmeyen ortadogu gocmeni milyoner museviler aslinda kolombiya'ya subway ile onbes dakikalik mesafededirler. karsidan karsiya gecerken isiklara bakilmaz, tasit gelip gelmedigine bakilir, boyle yapilmasi yayalar hakkinda da hayirli olacaktir cunku taksi soforleri ve bisikletli kuryeler de isiklara degil yoldan gelip gecen yaya olup olmadigina bakmaktadirlar. dunyanin neresinden gelirse gelsin hangi dinin-irkin mensubu olursa olsun, insanoglunun ayagini basar basmaz kendisini garip bir sekilde yabanci bir memlekette degil, evde hissedebilecegi ender yerlerden birisidir manhattan ve kesinlikle amerika degildir amerikali degildir. bagimlilik yapabilir, akilda tutmak gerek..
  • içinde, bana sesli kahkaha attırabilen mükemmel bir sahnesi olan ve daha önce belirtildiği gibi annie hall ile ikiz kardeş olan, 1979 yapımı, siyah-beyaz bir woody allen filmidir.

    --- spoiler ---
    woody allen' ın, diane keaton 'ı taksiyle eve götürürken ettiği iltifat;

    - o kadar güzelsin ki, taksimetreye bile bakmadım...

    --- spoiler ---
  • friends'in yazarlari marta kauffman ve david crane'in diziyi olustururken feyz aldiklarini dusundugum 1979 yapimi woody allen filmi.ornegin;

    *isaac davis "geek" gorunumlu bir yahudidir,ross geller da "geek" gorunumlu bir yahudidir.

    *id newyork'da yasar,rg da newyork'da yasar.

    *id'in karisi lezbiyendir ve onu baska bir kadin icin terketmistir.rg'in karisi da lezbiyendir ve onu baska bir kadin icin terketmistir.

    *id'nin eski karisi guzel bir sarisindir.(bkz: meryl streep),rg'in karisi da guzel bir sarisindir.(bkz: jane sibbett)

    *ortak erkek cocuklari vardir ve cocuk eski karisi ve onun kadin sevgilisiyle yasar.aynisi rg icin de gecerlidir.

    *id'nin karisi da ilk once biseksuel oldugunu dusunmustur,rg'nin karisi da..

    *id eski karisinin kadin sevgilisinden nefret eder,rg de pek hoslanmaz susan bunch'tan.

    *id ile mary wilkie ilk disari ciktiklarinda planetarium'a gitmislerdir,rg de ilk "date"leri icin rachel green'i planetarium'a goturmus ve hatta id'den daha da ileri gitmistir.
  • filmdeki en aklı başında, en mantıklı, en düzgün karakterin, film boyu "çocuk" diye küçümsenen tracy olması pek güzel, pek manidardır.
  • geçici yeni adı: manhaan*
  • 5 new york city bölgesinden (borough) biri. new york'un kalbi ve en zengin bölgesi. tek göz odanın 5000 dolar civarında olabildiği yaşamanın inanılmaz pahalı olduğu kapitalizm tapınağı. batıda hudson river, doğuda east river ile çevrilidir. güneyde bu iki nehir hudson river adı altında birleşir, genişler ve nihayetinde okyanus ile buluşur. kuzeyi ise harlem river ile çevrilidir. dolayısıyla nehirlerle çevrili bir adadır. bu nehirler ekseriyetle gri akarlar. yine de geniş oldukları için deniz kokusu da taşırlar. bölge çok az yeşil alan barındırır. tüm olası parklar devasa central park'ta birleştirilmiş gibidir. park, 59. sokaktan 110. sokağa kadar uzanır kuzey batı - güney doğu ekseninde. bu da tam 51 blok eder. doğu - batı ekseninde ise 5. ve 8. caddeler arasında kalır. manhattan'da yer yön bulmak dünyanın en kolay işidir. bir kere bölge oldukça düzdür. ciddi bir yokuş yoktur. ayrıca bütün sokaklar ve caddeler (kuzey güney eksenli yollar avenue, doğu batı eksenli yollar street'tir) birbirine dik veya paraleldir. yani 28. street ve 5th avenue gibi bir adrese gitmeniz gerektiğinde tek yapmanız gereken sokak levhalarını takip etmektir. bu sistem 14. sokağın altında biraz karmaşıklaşır. 1. sokağın güneyinde yani lower manhattan'da sokaklar numarasız normal sokak isimleri olur. bu bölge new york'un genelinden oldukça farklıdır. uzun uzun gökdelenler yerini 3-4 katlı tuğla örülü evlere, şirin butik dükkanlara bırakır. little italy, china town ve soho bu bölgede görülmesi gereken yerlerdir. güzel jazz clublar, cafe ve restoranlar da mevcuttur buralarda. dünya ticaret merkezi ve ground zero da bu bölgenin de güneyindedir. detaylı öneriler isteyenler mesaj kutumu yakabilir.

    metro ağı çok geniştir. kullanımı ise elde bir harita ya da telefonda bir uygulama olduktan sonra kolaydır. sadece aynı hatta birden fazla isimli tren işlemesi kafa karıştırır. bazıları eksprestir ve bazılarının son durağı farklıdır.

    turistik gezi için:

    (bkz: central park)
    (bkz: strawberry fields monument)
    (bkz: times square)
    (bkz: empire state building)
    (bkz: flatiron building)
    (bkz: 5th avenue)
    (bkz: park avenue)
    (bkz: the metropolitan museum of art)
    (bkz: museum of modern art)
    (bkz: guggenheim museum)
    (bkz: american museum of natural history)
    (bkz: grand central terminal)
    (bkz: ground zero)
    (bkz: little italy)
    (bkz: china town)
    (bkz: bleecker street)
    (bkz: greenwich village)
    (bkz: soho)
    (bkz: high line)

    uygun alışveriş için:

    (bkz: marshalls)
    (bkz: tj maxx)
    (bkz: century 21)
    (bkz: target)

    iyi kahve için: https://youtu.be/icmztzfq8n4
  • kapitalizmi iliklerinize kadar hissedebileceğin new york city borosu. bir çantanın 2000 dolara satıldığı bir mağazanın önünde 50 cent için dilenen evsizlerle karşılaşırsınız. insanların yaşam mücadelesine şahit olursunuz. hiçbir hayat kolay değildir orda.

    ancak yaşadığınızı hissedersiniz. bu zorluklar size bunu hissettirir. insanların ordaki hayata bağımlı olmasının sebebi budur belki de. bilim gibidir. zordur, ama zevk verir. neden zevk alıdığınızı neden sevdiğini açıklayamazsınız, ama durum böyledir.

    dünyayı gezmenize gerek yoktur, çünkü her türlü insanın buluşma noktasıdır. türk lokantasında diyarbakır tava yiyip, bir ingiliz mekanında şeftali ve gül karışımlı çay içebilir sonrasında ise pakistan nargilesi tüttürebilirsiniz.

    central park'ı vardır. sheep meadow'u vardır. uçsuz bucaksız yeşillik. yeşilliğin bittiği yerden yükselen devasa gökdelenler. insanlar güneşlenir, kitap okur, spor yapar. cennette hissedersiniz.

    şehir uyumaz. orda yaşıyorsanız, uyumak istemezsiniz siz de. çünkü hayat ordadır.
hesabın var mı? giriş yap