şükela:  tümü | bugün
  • thomas harrisin "red dragon" adlı romanından uyarlanmış bir micheal mann filmi. beyazperdede gorulen ilk hannibal lecter bu filmde brian cox tarafindan canlandirildi. çok daha sonraları silence of the lambs cekildi. brian cox en az anthony hopkins kadar etkileyiciydi. filmin muzikleri arasinda yeralan bir shriekback sarkisi this big hush unutulamaz, caldigi sahneyi de unutturmaz.
  • izledikten sonra michael mann'in takıntılarının farkına varmamı sağlayan film.
    mann'in izlediğim her filminde (polis veya suçlu) erkeğine destek veya köstek olan,işini yapmasını zorlaştıran bir kadın karakter oluyor.
    heat de al pacino'nun karakteri,manhunter'daki polis,insider'daki russel crowe;hepside eşleri yüzünden yapmaları gerekeni yapmakta güçlük çeken,kararsız kalan karakterler.
    yine heat'deki deniro,sevgilisi yüzünden zor duruma düşüyordu.

    manhunter'daki polisinde,heat'deki pacinonunda eşlerinin başka bir erkekten olma çocukları var,baş karakterlerin öz evladı değil yani;ama iyi geçiniyorlar.
    manhunter'daki polis (herifin ismini unuttum,polis diyip duruyom,du bakalım),heat'deki deniro,uçsuz bucaksız ve soğuk bir maviyle kaplı okyanus manzaralı evlerde yaşıyorlar.bütün karakterler işlerinde olağanüstü profesyonel ve hepside işkolik.
    küçük ama sanırım önemli ayrıntılar,şimdilik farkettiklerim...
  • sierra firmasinin amiga da 1988-1989 yillarinda 2 adet olarak urettigi ilginc konulu adventure oyunlarinin ismi.
    dunya havada ucabilen ve insanlarin beyinlerini kontrol edebilen gozler tarafindan istila edilmi$tir. sizde manhattan adasinda, olaylarin icinde kendisini aranan insanlarin pe$inde ko$arken , yani gozlere hizmet eden bir insan avcisi olarak bulan ama sonra gercekleri ogrenen bir adam olarak oyunda yer aliyordunuz, tabii hafizam beni yaniltmiyorsa...
  • iron butterflyin in a godda da vidasi filmin en heyecanli sahnesi boyunca calar.
  • kuzuların sessizliği ve hannibal'dan ayrı olarak bu filmde, can förtleten doktorumuzun ismi "hannibal lecktor" olarak geçmektedir.
  • micahael mann ın yönetmenliğini gözler önüne serdiği 86 yapımı polisiye gerilim filmidir türünün örneklerinden olma şansını yitirmiştir katili tanımaya başlamakla başardığı şeyi alt üst eder buna rağmen nefizzz görüntüler sizi beklemektedir açılış sahnesi , gece görüntüleri ve kumsal oyuncuların tanınmamış olması da filme artı boyutlar katar ayrıca son sahnedeki kurguya da dikkat .....
  • simdilerde red dragon isimli bir yeniden cevrimi gosterime girdi-girecek bir basyapit. yeni cevriminde edward norton, anthony hopkins vs gibi agir toplar var, lakin bu filmin yanina yaklasabilecegini, bu filmdeki atmosferle, uslupla kiyaslanabilecek bir seviyede olacagini zannetmiyorum.
    (bkz: michael mann)
  • (bkz: tooth fairy)
  • red dragon'u izledikten sonra daha fazla sevdiğim, korkutmaktan çok yoğun psikolojik yanıyla izleyiciyi etkilemesini bilen anlatımına hepten hayran kaldığım film. norman bates klişesine girmeden, görünen her kareyi açıklama gereksinimi duymadan net ve çok daha doyurucu bir film olan manhunter'ı şatafatlı red dragona tercih ederim. ayrıca william petersen edward norton'a beş, tom noonan, kıçı boyalı ralph fiennes'a on basar.
  • bahsedildiğinden çok daha sıradan bir film. michael mann'a çok diyecek bir şey yok, adam stilin kitabındaki bir bölümü yazmış nitekim. ışıklandırmalar, çerçeveler hep üzerinde düşünülmüş ve özenle hazırlanmış belli. ancak zamansız bir film olduğu söylenemez. tarihi geçmiş bir konserve hissiyatı veriyor. asıl sorun akılda kalmayan, kim ne derse desin öyle aman aman çözümlemeleri olmayan, bu yüzden kendini çok ciddiye alıyormuş gibi görünen hikayede. bu bağlamda ha red dragon'ı seyretmişsiniz ha bunu. üstelik ikincisindeki oyuncuklar daha iyi. ancak sonuçta ikisi de gayet vasat filmler.