şükela:  tümü | bugün
  • erkek icin, kar$i cins ile cinsiyetten bagimsiz ili$kiler haricindeki, tavlamak, cikmak, yatmak vs. gibi amaclar ile kurulan diyalog ve gosterilen cabalar butunu.
    (bkz: manita)
  • (bkz: komitacılık)
  • argo bir kelime olmakla beraber, esasında bunun karşı cinsle, cartla ve de curtla bir alakası yoktur. hakiki meali; tanışıyormuş gibi yapıp para sızdırmaya çalışmak suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılıktır.
  • para kazandırmayan meslegim(bkz: chelseagirl)
  • turistlik bolgelerdeki halkin gecim kaynagi. (bkz: tarim)(bkz: hayvancilik)
  • karsilikli cilvelesme oyununa verlen ad.*
  • adamın biri elde bir ürün, bu ürün şöyledir, bu ürünü michael jackson da kullandı babam da kullandı vs. övgü dolu sözlerle konuşurken bu adamın arkadaşı -veya arkadaşı olmasa da olur, toplanan halktan yankesicilik diye tabir edilen hırsızlığı gerçekleştirir. işte bu olaya manitacılık denir. tanışıyormuş gibi yaparak kısmına gelirsek, satış yapmaya çalışan adamı dinleyen insanların yanına gelip konuşurken veyahut gereksiz sorularla oyalarken hırsızlığını gerçekleştirmesinden dolayı bu şekilde söylenegelmiştir. ancak eski türk filmlerinde de gördüğümüz gibi yankesicilerin işlemlerini gerçekleştirirken pek de konuştuklarına rastlamayız..

    bu kadar uzattıktan sonra eş anlamlısı olarak diyebiliriz sanırım, yankesicilik uygundur.
  • şehirlerarası iletişimin meşakkatli olduğu yıllarda, diyarbakır'da çalışmakta olan babaannemi, balıkesir'deki köyünden geldiğini söyleyen bir adam ziyaret eder; köyden haberler vardır. der ki, "şunun oğlu bunun yeğeniyim, bilemedin mi?" -babaannem çıkartamaz- "canın sağ olsun, hadi o zaman ben sana haberleri vereyim: mehmet'le zehragil'in ahmet büyüyor; kamile'nin ineği öldü, hasan abi yenisini almak için savaştepe'ye gidecek; uzun mıstaaların tarlasından sizinkine doğru boruyu çektiler, emin emmi'den taraftan da su geliyor artık..." isimler doğrudur, aralarında kurulan ilişkiler ve haberler kulağa yatkındır; babaannem köyden geldiği belli olan adamı çıkartamadığı için utanır. çay may yemek faslından sonra babaannem misafirine başka bir isteği olup olmadığını sorar; adam da der ki "urfa'dan alacaklarım var, buraya taşıtacağım, elime o zaman para geçecek - o vakte dek masraflarım için gönlünüzden ne koparsa ablacım; haftaya geri veririm size." babaannem bunun üzerine "diyarbakır'daki forsunun gereği" olarak düşünerek, utanmamak için, hakkında köye kötü söz gitmesin diye, hemşehrisine masrafı olarak tahmin edilebilecek tutarın 2-3 katı para verir (iyi bir miktar), elini öptürür, arkasından su döktürür.

    "dökülen su kaba geri gelmez" derler - aynen öyle olur: adam su gibi tez gider, sonra da ara ki bulasın. değil bir hafta, ay geçer aylar geçer - köyden diyarbakır'a gelen bir akraba babaanneme der ki "şunun öyle bir oğlu bunun böyle bir yeğeni yoktur ablacım da tarifinden anladım ben kimden bahsediyorsun; bizim köye öyle bir uğrayıp az kalıp her şeyi öğrenen biridir bu, çok yaparmış bunu, böyle il il dolaşırmış, biz de sonradan jandarmadan öğrendik - aman mala gelsin ablacım, cana geleceğine..."

    işte bizim köydenmiş gibi konuşup babaannemi dolandıran bu adamın yaptığına "manitacılık" deniyor: tanıyormuş taklalarıyla para yürütmece.