şükela:  tümü | bugün
  • kumar oynatan kişinin kazançtan aldığı pay
  • it. el.
    (bkz: la ci darem la mano)
  • taksim tünel'de, kumbaracı yokuşu'nu geçince hemen solda, tünel starbucks'ın yanındaki binanın 2. katında yer alan pek hoş dekore edilmiş, lebi derya'nın berisinden güzel bir manzaraya sahip, yemekleri de gayet leziz bir cafe, bar, pub.. hah bistro'ymuş.* teras kısmını camekanla kapatmış kış mevsimi için kendini yenilemiş güzel yer. gidilesi..

    http://www.manobistro.com/

    tel: 0212 292 49 67

    edit: daha önce 4-5 kez gidip çok memnun kaldığım ama bugün beni büyük bir hayal kırıklığına uğratmış mekan. menü değişmiş, fiyatlar artmış. eski menüde olan birçok güzel yemek artık yok. porsiyonlar küçülmüş. garsonlar laubalileşmiş. her söylenene espiri yapma gibi bir kaygıları var. bir masada 1'den fazla insan varsa herkese aynı anda yemek gelmesi edeptir, adaptır. 7 kişilik masanın 1 adet salatası diğer siparişlerden tam 15 dakika* erken gelmesi demek* o salatadaki sıcak malzemelerin soğuması, salata sahibinin kibarlığından mal mal diğerlerinin yemeğini beklemesi ve aç insanların gözlerinin salataya kayması demek oluyor. nihayet kavuşulan yemeklerden birindeki köfteden streç film parçsı çıkmasıyla garsona bu söylendiğinde ukalaca "hee kaşar paynirinin de olabilir.. değiştiriyim mi tabağınızı şimdi napiim" demesi açıklanamaz bir durum. arkadaşın doğumgünü olduğundan önceden dolaba koydurduğumuz pastayı 4 kerede söyleyince getirmeleri, biz istemeden pastayı kesecek bıçak getirmemeleri, pasta için tabak verip çatal bıçak vermemeleri, "e çatal gelmeyecek mi elle mi yiyelim" dediğimizde bir müddet sonra tatlı kaşığıyla gelip "çatalımız kalmamış" demeleri ve tatlı kaşığıyla* pasta yemek... sahibi değişmemiş, hiçbir değişiklik olmamış menü dışında.
    he bir de tuvalet meselesi var. eskiden kapıdan hemen girerken sağda bi erkek bi de kadın tuvaleti vardı. bayanlar tuvaleti gayet güzeldi bir problem yoktu. ama o iki tuvaleti bayan yapmışlar koridorda bi erkekler tuvaleti yapmışlar. bildiğimiz alaturka tuvaletin ortasına klozeti kondurarak eskiden yeniye geçiş temalı sürrealist bir çalışma gerçekleştirmişler. meğer bir de şirin uyarı varmış o erkekler tuvaletinde: "lütfen hijyenik pedlerinizi klozete atmayınız.."
    zor bi geceydi..

    yepyeni edit: işletmecisi işbu entry'de yazılanları okumuş ve irtibata geçip hatasını telafi etmek istemiş. o garson orada olduğu sürece adımımı atmayı düşünmem. aslında yukarıda yaşananlardan birkaç hafta sonra bir kez daha şans verip kalabalık bir grup olarak gittik ama maalesef ki yine memnun kalamadık. halbuki iyi niyetlerimizle, umut dolu yüreklerimizle çıkmıştık yola..
  • manzarasının her şekilde insanı etkilediği,ama servislerde personel nedeni le başarısız olan mekan sanırım birşeyleri yeniden düzenlemeleri gerekiyor.istediğim bira 15dk mı geç gelir hem bara yakın olmam hemde fazla yoğunluk olmamasına rağmen.
  • 'kız kulesine yüz kulaç mesafede' şeklinde konumu anlatılmış, hoş manzaralı bistro.
    internet sitesinde çalan güzel şarkı da dusty springfield - son of a preacher man'dir.
  • ispanyolca manuel isminin manolo'ya dönüştükten sonraki kısaltılmış hali.
  • chillout tarzından güzel örnekler dinleyebileceğiniz mano cafe-bistro, hiç tereddüt etmeden hem arkadaşlarımla gidebildiğim hem de iş yemeklerim için tercih ettigim bir mekan.
    manzarasıyla 360 ve leb-i derya'yı aratmıyor, hatta mönüsüyle de daha uygun bir seçim olduğunu ıspatlıyor. her ziyaretimizde bizleri ikramlarla uğurlayan güleryüzlü ve samimi personelleri de memnun ayrılıyor olmamızın bir başka sebebi... şiddetle tavsiye olunur...
  • inanılmaz istanbul manzarasının ekmeğini yiyen herhangi bir mekan. 25 ytl'ye bir avuç tavuk yenebilecek diğer mekanlardan hiçbir farkı yok. garsonlar, her zamanki gibi kendine güveni olan espritüel kişiler. ama ben yemek siparişi verirken mümkünse espri yapılmasın. daha ucuza gülebiliyorum çünkü, hatta genel olarak bedavaya gülüyorum. yemek siparişi verirken, nasıl olsa kıçımıza girdi bari karnımız doysun mantığıyla saray köfte söyledim. garson " o sizi doyurmaz" dedi. piliç külbastı dedim "o da doyurmaz" dedi. bunu söylerken gülümsemese samimiyetine inanacağım, tüm masanın duyacağı şekilde "tüm ekmek tavuk döner istiyorum" dedim. "açık ayranınız var mı?" diye de ekleyince, 15 dakika sonra felçli tavuktan piliç külbastımı yiyordum ve inanın dostlarım gülümsemiyordum.

    gelelim yemeğimize: dikdörtgen bir tabağın köşesine konuşlandırılmış bir avuç tavuk, yemeğe adını veren piliç külbastı. diğer köşede, az pişirilmiş bitkiler var. bir tane taze fasülye, karnabahar, brokoli ve havuçtan oluşan bu sağlıklı ve tatsız tuzsuz zamazingo keyfimi kaçırmaya yetti bile. biraz patlıcan biraz da kumpirimsi aygıtla şefimiz yemek hazırlamamış, salvador dali yaşasaydı nasıl servis hazırlardı'nın cevabını aramış. velhasıl iri bir adam olduğumdan aç kalmam kesinleşti. bari ekmekle durumu düzelteyim dedim, ekmek istedim. kek geldi. kek istesem, şanzıman kutusu mu gelecekti bilmiyorum. kekim baya kötüydü. yiyemedim. tavuğum bitti, eşsiz istanbul manzarasına bakıp seni yeneceğim istanbul dedim.
  • kahvede 4m kuralının dördüncüsüdür. baristanin eli yani yetenegi, el becerisi manasindadir.

    (bkz: miscela) (bkz: macinacaffe) (bkz: macchina) (bkz: mano)