şükela:  tümü | bugün
  • mansur yavaş'ın ateşli bir ülkücü olduğu gençlik yıllarında yaşar kemal, deniz gezmiş, yılmaz güney hakkında sarf ettiği bazı sözler ve ayrımcı bazı söylemler içeren video görüntüleridir

    --- spoiler ---
    mecbur muyuz ağrılıyı, diyarbakırlıyı, mardinliyi seçmeye?
    --- spoiler ---

    edit: gerizekalı turnusolu başlığı olmuş, gurur duydum kendimle. bu görüntüleri bugün sosyal medyada gördüm. yeni yeni dolaşıma girdiğini düşünerek ekşi sözlükte yaptığım araştırmalarda daha önce buna benzer bir başlık açılmamış olduğunu gördüm. ve kutsal bilgi kaynağı düşüncesinden hareketle, er ya da geç bu başlığı bir tane dalyarak açacak, en iyisi efendi efendi sözlük formatına uygun şekilde ben açayım, dedim.
    ne demişim? faşist mi demişim, bundan cb adayı olmaz mı demişim?
    ama salak oğlu salaklar beni aktroll ilan ettiler.
    (görsel görsel görsel
    görsel)
    niye? çünkü iktidarcısı da çomar, muhalefetçisi de çomar. alayınızın alnına öpücük kondurayım, sizden bir halt olmaz.
    yavaş'ı seviyorum. ankara' da olsam oy verir ve bundan pişmanlık duymazdım, güzel çalışıyor.
    ve elbette düşünceler değişebilir, yeni fikirlere açık olmayan insana da bağnaz denir. bu açıdan düşüncesini değiştirebilen insan zeki adamdır.
    ama sizden bir halt olmaz, çünkü insan bir defa salak olmasın.

    edit 2 : beni bir tek sen anladın kanka (#107768248)
  • bir sıkıntı göremediğimdir.

    - deniz gezmiş bir halk kahramanı falan değildir. evet cesurdur ama sapına kadar da yanlıştır. asılmamaya gayret edeceksin...

    gezmiş ve arkadaşları ellerine silah aldılar, banka soydular, adam kaçırdılar, evet kimseyi öldürmediler ama suç işlediler. "bağımsızlık için" falan gibi numaraları bırakın, son amaç bal gibi komünizm değil miydi?

    nasıl bir oyunda "figüran niyetine" kullanıldığını farkına varamıyorsan, bırak kahramanlığı, efsane olmayı... gazoz bile değilsindir.

    - en çok nobel alamayan(!) türk yazarı yaşar kemal de türkiye'de altmışlı yıllara damgasını vuracak "köylü modasını" başlattığı ve bütün bir gençlik kitlesini etkileyip türk solunu yolundan saptırdığı için kahraman falan değildir. gariban köylüyü, ne garibanı, düpedüz kanundışı bir eşkiyayı "devrimci kahraman" yapmıştır. bu mudur halk kahramanı?

    işin suyunu çıkarıp, para kazanmak uğruna "takip ciltleri" de yazmış olmanın, rambo 2, rocky 3 gibilerden piyasaya ince memed 2, ince memed 3 vermiş olmanın utancını bir gram bile yaşamayan adam mı halk kahramanıdır?

    rahmetli mesela "roman olarak çok beğenmem ince memed'i" demişti hidayete ermeden önce... aferindi. doksan yaşına merdiven dayayınca edebiyattan anlamaya başlamıştı ama ömrü yetmedi.

    zengin ağadan alıp fakir köylüye dağıtan bir çeşit "çukurova robin hood'u"... rahmetlinin kısıtlı hayal dünyası ancak bu kadarını yazmaya yetmişti...

    - sinema sanatının evrensel ilkeleri açısından bakıldığında da, yılmaz güney filmleri de kötü yeşilçam filmleridir... kendisine halk kahramanı diyecek kişi aklını kaçırmış olmalıdır.

    kendisi adana'da bir gazinoda kavga çıkarmış ve genç bir hakimi suratından kurşunlayarak öldürmüş, adi bir katildir. suçu üstlenen bir çocuk sayesinde paçayı kurtarmış, muhtemelen mafya ilişkileri bu konuda isine yaramıştır. yilmaz güney istanbul'un haracını yiyen rizeli mafya babasının (dündar kılıç) adamlarından birisidir. kendisi sanatçıdan başka her şeye benzemektedir, sanatla alakası yoktur. belinde tabancayla mafyanın şoförlüğünü yapan sanatçı mı olur?

    ayrıca ilk 3'ün tamamını da doğuludan oluşturmak da art niyetlidir. eşit davranılmamıştır. sonuna kadar haklıdır.

    edit: deniz gezmiş hakkında yazdıklarım baya bir şovenisti üzmüş... içim parçalandı.

    deniz gezmiş'in yiğitliğine ve dürüstlüğüne dil uzatacak olanın ağzını yırtarım, ama yanlıştı çocuk... neyin ne olduğunun farkında bile değildi... ne türkiye'yi tanıyordu, ne dünyayı, ne de hayatı... anadolu köylüsünü hiç mi hiç...

    o yaşta babam da tanımıyordu ama "eylem" yapmadı. "köylerden şehirlere" ya da "şehirlerden köylere" gibi saçmalıkların peşinde koşmadı.

    en kaba tanımıyla "sağ", bir türlü dili ve yüreği varıp da, "gaddarlık ettik" diyemiyor.

    en kaba tanımıyla "sol" da "hata ettik" diyemiyor. ulan herkes ağlaşmayı tercih ediyor.

    trilyonda bir ihtimalle kazansalardı, dört çakaralmazla koca bir oligarşiyi dize getirselerdi, bugün de "komünizmin tahribatından" kurtulmaya çalışıyor olmayacak mıydık? eşeği nasreddin hoca gibi önce kaybedip sonra tekrar bulmamız mı gerekiyordu? bu mu makbul olacaktı? böyle bir coğrafyada "bloksuzluk" mümkün müydü? mareşal tito gibi savaş mı kazanmıştık, ahmed sukarno gibi dünyanın öbür ucunda mı yaşıyorduk da "bağlantısızlık" hareketine katılabilecektik? "sistemin" dışına neyimizle çıkacaktık? en küçük bir kıpırdanmada, en ufak bir diklenmede canımıza okurlardı. okudular da.

    o yüzden bana mesaj atıp hikaye anlatmayınız. istek, dilek ve önerilerinizi kendinize saklayınız.
  • valla mühim olan düşüncelerin değişmesi.

    insan gençliğinde bir sürü iddiada bulunuyor. hepimiz bir sosyolojiye doğuyoruz. yıllar içinde kendi sesimizi buluyoruz.
    değişmeyen insan varsa öğrenmeyen insan demektir.

    sizler bu saçmalıklarla millet ittifakına zarar verebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

    türkiye sağcı-solcu, türkçü, kürtçü dönemi, dinci-dinsiz dönemi bitti,
    namuslular ve namussuzlar dönemini yaşıyoruz.

    ve kimin namussuz olduğunu bu ülkede bilmeyen tek bir insan kalmadı.
  • 1996 doğumlu bir avukatı kudurtan söylemlerdir.
  • arşivi biraz daha kurcalarsan, neler çıkacak bir bak istersen. bizler mecburmuyuz zamanında fetö ile kol kola giren kişileri seçmeye.
  • insanları söylemleri ile değil icraatleri ile ve zamana göre değerlendirmeliyiz

    not: hiçbir siyasi şahıs ve oluşuma gönül bağı olmayan biriyim
  • 5 yıl önceki kendimi yolda görsem tokatlarım, evrende her şey değişir!

    önemli olan omurgadır..

    edit1: değişim ve omurga kelimelerini bağdaştıramayanlar için; ufkunuzun, düşünce yapınızın zamanla evrilmesiyle gelen değişim ile parazit olarak yaşadığınız bir yaşamda konaklarınız değişti diye gelen değişim aynı değildir.
    aradaki omurga farkını bulunuz..

    edit2: babacan'cılar az ötede oynayın, bakın ne dedim "omurga"!!
  • yürü be kral.
    muhim olan düşüncelerin değişmesi yazan aslında düşünse erdoğan'ı da haklı çıkarır. o da bir zamanlar çözüm sürecine bulaşmıştı, sonra değişti.

    edit:ekleme.
  • süleyman bey ve devlet beyin de geçmiş konuşmalarına bakabiliriz, fakat sizlerin çok sevdiği necip fazıl' ın, çok sevdiğiniz bir sözü vardı; " benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece kediler ve köpekler kurcalar. "