şükela:  tümü | bugün
  • dunyanin cevresini saran manyetik koruma diyebiliriz.
    uzayin vahsi kozmik saldirlarindan korur bizi.seviniz koruyunuz.
  • adının atmosfer katmanlarına benzemesi ancak işlevsel açıdan birşeyler ifade edebilir zira kendisi tam ve yalnız dunyanın manyetik alanıdır. günes rüzgarları ile dünyaya ulaşan yüklü parçacıkların atmosfere girişini ya engeller ya da yavaşlatır. kutup isiklari'da manyetosferin kuzey ve güney kutupları yakınlarındaki incelmiş bölümlerinde meydana gelir.
  • sadece dunyanin degil merkur, jupiter, saturn, uranus ve neptun gezegenleri de dahil olmak uzere manyetik alana sahip butun uzay cisimlerinin sahip oldugu katmandir. jupiter'in uydusu ganymede de manyetize olmustur ama gunes ruzgarlarini tuzaga dusuremeyecek kadar zayiftir. mars ise duzensiz manyetizasyon gosterir.
  • dünyayı uzayın derinliklerinden gelen kozmik ışınlardan ve güneş patlamalarından koruyan manyetik kalkan. güneş patlamaları ile dünyanın güneş görmeyen yüzünden uzaya doğru mum alevi gibi[1 ] yayılır. ayrıca aurora borealis'in* mimarıdır.

    (bkz: van allen kuşakları)

    (bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/magnetosphere)
  • alıntı;

    (...) bütün bunlar, bir insanın duyu organları ile algılanamaycak oluşumlardır; varlıkları ancak yüklü parçacıklara duyarlı bazı fiziksel ölçüm aygıtları ile saptanabilir. hatta bu olayların cereyan ettiği bölgelerde, bir uzay gemisinden bakacak olursak, yine boşluktan başka herhangi birşey göremeyiz. bu da bizim duyu organlarımızın, ancak dünyadaki koşulları algılayacak şekilde gelişmiş olduğunu, yani canlılığın kökenini dünya dışındaki bir mekanda veya güçte aramanın sadece bir hayal olduğunu başka bir yoldan kanıtlar. eğer canlılık evrimsel gelişim sürecinin herhangi bir evresinde, bu koşullara, yeterince ve doğrudan doğruya maruz kalmış olsaydı, kuşkusuz bu etkileri algılayacak yapıları ya da duyu organlarını da geliştirmiş olacaktı. halbuki canlılar, evrimleşmeleri sürecinde, yüklü güneş parçacıklarına hiç bir zaman sürekli olarak maruz kalmamışlardı. o nedenle, evrenin ve güneş sisteminin mimarisine katılan birçok güç, canlılar tarafından bir hiçlik olarak algılanmaktadır(radyo dalgalarının, kozmik ışınların vs.nin de aynı şekilde algılanmadığını hatırlayınız).

    ali demirsoy /evrenin çocukları.
  • jüpiter'inki çok taşaklıdır. güneş sisteminde heliosphere'den* sonra en büyük hacmi kaplayan şeydir.*

    *
  • electrodynamic tether gibi teknolojileri çalıştıran görünmez arkadaş.
  • artık bilim adamlarının bir gün yok olup olmayacağını değil de ne zaman yok olacağını sorguladıkları manyetik koruma kalkanı. ancak yeni bulgular hayati önem taşıyan bu kalkanın zayıflamakta olduğunu gösteriyor. kalkan gittikçe zayıflarken uzay radyasyonunun etkisi gittikçe daha alçak irtifalarda hissedilecek bu yüzden manyetik kalkanının azalmasının bir sonucu radyasyona daha fazla maruz kalmak insanlar arasında çok büyük sorunlara neden olabilir.
    manyetik alanın en zayıf olduğu kutuplarda gökyüzünde zaman zaman auroralar parlıyor. renkli ısıkların bu güzel gösterisi aslında dünyaya gelen solar partiküllerin atmosferimizdeki gazlara çarpıp parlamalarına neden olmasıyla olusuyor ve solar rüzgar ne kadar kuvvetliyse auroralar o kadar dramatik oluyor. güzel olmalarına rağmen auroralar manyetosferle ona sürekli saldıran solar radyasyon arasındaki acımasız mücadelenin aynası.
    bunların yanı sıra bilim insanları atlantik okyanusunda brezilya kıyısının hemen açıklarında manyetik alanın hızla zayıfladığı ve dünyanın hızla radyasyon aldığı bir bölge keşfettiler, ‘’güney atlantik anomalisi’’ bu bölge 4.5 milyon km2 kadar bir alanı kapsıyor, genişliği gitgide artıyor ve bunun kaynağı henüz tam olarak bilinmiyor fakat bu radyasyon etkisini göstermeye başlamış durumda. bu bölgenin üzerinden geçen hava taşıtlarında iletisimin kopması gene bu bölgeden geçen uydularda kapatılmaz ise kalıcı hasarlar oluşabileceği gibi.
    bazı profesörler manyetik alanımızın tahmin edileceğinden 10 kat daha hızlı yok olabileceğini öne sürüyor. tamamen yok olursa nolur sorularına ise güneş sistemimizdeki baska bir gezegenden cevap buluyorlar o da bilim insanlarının düşüncesine göre dünyaya günes sistemindeki gezegenlerden en cok benzeyen gezegen olan mars. bazı bilim insanları önceden marsın da yüzeyinin dünya gibi suyla kaplı olduğuna inanıyorlar.bugün marsta soğuk çekirdeğinin oluşturduğu küresel bir manyetik alan yok ancak mars kabuğunun belli bölgelerinde manyetik alanlar olduğu görülüyor ve marstan gelen meteorlarının incelenmesinin sonucu marsın ilk 80 milyon yılında yani yaklaşık 4.5 milyar yıl önce marsın da dünyada olduğu gibi güçlü bir manyetik alana sahip olduğu görülüyor fakat bu manyetik alanın neden yok olduğu bilinmiyor.
    bunlar dışında bilim insanları dünyanın manyetik alanının nasıl oluştuğuna tam olarak açıklık getiremiyorlardı önceleri bu alanı manyetik demir çekirdeğin olusturduğuna inanıyorlardı ama bunu çürüten bir sey var ki o da; dünyanın içi çok sıcak ve ısı yeterli derece artınca mıknatıs çalışmaz. daha sonra bunun üzerine yapılan bir deney manyetik alanın oluşumunu açıklıyor ve manyetik alanı oluşturan şeyin dış ve iç çekirdek arasındaki etkileşimin dinamoyu oluşturduğu bunun da manyetik(güçlü) alanı oluşturduğu bulunuyor.
    manyetik alanın belli kutupları var ve bu kutuplar belli aralıklar la değişiyor tıpkı güneşte olduğu gibi ama arada şöyle bir fark var ki güneşte 11 yılda bir değişirken dünyada bu tam olarak saptanamıyor. güneşte bu değişimler sırasında çok büyük patlamalar ve dünyaya adeta savaş açmış solar fırtınalar görülüyor. tabii bu insanlar için büyük tehdit. manyetik alanın incelmesine dair bulgular aslında bahsedilen kutupların yerlerinin yavaş yavaş değiştiğini gösteriyor. yapılan bazı araştırmalar manyetik alanın kutuplarının son 20 milyon yılda 18.000 kereden fazla yer değiştirdiğini son değişimin ise 780.000 yıl önce olduğunu kanıtlıyor ve aslında her değişimde manyetik alanın yoğunluğu azalıyor.
    artık çoğu araştırmacı güney atlantik anomalisinin küresel manyetik alanın değişiminin başlangıcı olduğuna inanıyor.
    bir de 3 veya 4 yıl önce sanırım, dünyanın manyetik alanının son yıllarda dünyada artan intiharlara etkisiyle ilgili bir yazı okumuştum bir dergide dün gece bayağı aramama rağmen bulamadım. acı tabii.
  • ilk defa thomas gold tarafından kullanılan terim. (bkz: #58843701)