şükela:  tümü | bugün
  • fas'in unlu bir $ehri.
  • mumya operasyonuyla meshur sehir.
  • garsonları sürekli gülen ve insanlarla dalga geçen ayrica müsterileriyle hic ilgilenmeyen kadikoyde bir nargile cafe. (bkz: kiwi)
  • her gidişte farklı bir performans sergileyen , naneli nargile bulundurmamasıyla müşteri kaybeden , sezen aksu çalan
    hoş bir mekan. köz servisi iyiyse nargileden de muhtemelen memnun kalıncaktır. (bkz: rembetiko)
  • fas'in en cok gorulmesi gereken kenti. sanildiginin aksine kasablanka'ya gore fas dokusunu daha cok tasiyan otantik bir sehir. ozellikle surlarla cevrili olan eski sehir merkezinin her bir noktasi gorulmeye deger. kapali carsi, misir carsisi karisimi olan dar sokaklar arasi kurulu enfes fakat deve derisi sebebiyle pis kokan bir pazarlari var. aradiginiz her turlu dogal garip urunu buradan edinebilirsiniz. bu sehirde dikkat edilmesi gereken en onemli nokta ise hic bir fiyatin gercek olmadigidir mutlaka bu cok pahali diyin goreceksiniz en az yariya inecektir.
  • rexx sinemasi'nın hemen asagısında markete komsu yakınlıgında bodrum katındaki mekan. bahcesi vardır camekanlı, yagmur yagarken nargile icme keyfi ya$amak isteyen varsa yeri orasıdır, evet.
  • kanka olup ti-83ümü `falldown oynaması için kendisine verdiğim garsonun çalıştığı mekan.
    herkese bir isim takarlar `kivi çayı, kanatlı gibi, bu ne cıvıklık yahu demezseniz eğlenceli olabilir.
    ayrıca beğenmedikleri tipleri ve de saat 6dan sonra 18 altını çeşitli bahanelerle(burası rezerve edildi gibi) kovarlar.. * *
  • george orwell'in 1945 tarihli 'the new strategy of style' isimli kitabının 'marrakech' bölümünde, yerel halkı tasvir ederken kullandığı "politically incorrect" ifade şöyledir:

    "iki yüz bin nüfuslu böyle bir kasabada yürüdüğünüzde, ki en az yirmi bin kişisinin üzerinde oturdukları kilimden başka hiçbir şeyleri yok, insanların nasıl yaşadıklarını değil, nasıl öldüklerini görebiliyorsunuz...

    tüm sömürge imparatorlukları bu gerçek üzerine inşa edilmişlerdir. insanların yüzleri kahverengi ve her yer onlarla dolu. kimbilir her birinin farklı bir ismi var mıdır acaba? yoksa arılar ya da böcekler kadar bireyselliğe sahip, tıpatıp kahverengi şeyler mi bunlar? doğuyorlar, terliyorlar, birkaç yıl açlık çekiyorlar sonra da isimsiz mezarlıklardaki yerlerini alıyorlar ve gittiklerini hiç kimse fark etmiyor bile...

    hatta mezarları bile toprağa karışıp kayboluyor. mesela sahile doğru yürüyüşe çıktığınızda ayağınız bir tümseğe takılıyor ve biraz eşelediğinizde iskeletlerle karşılaşıyorsunuz. son derece normal bir durum." ...