şükela:  tümü | bugün
  • kafanıza dondurmayı uzattığı çubukla vurabilir. 'önce sen başlattın' diyip olayı yumuşatın. o'nlar bu işin erbabı.
  • en büyük fantazilerimden biri. yaşına başına bakıp dondurmayı oyun yapmadan veren dondurmacıya, parayı uzatıp çekeceksin, suratındaki ifadeyi görmek paha biçilemez benim için.

    küçükken beni sinir hastası yapmış, kardeşimi zırıl zırıl ağlatmıştı pezevengin biri. versene lan dondurmamızı diye bağırınca yola geldiydi.
  • ne güzel fikir yaa. hemen şimdi çarşıya çıkıp maraş dondurmacısı arıcam valla sırf bu bneliği gerçekleştirmek için. görsün bakalım nasıl oluyormuş

    (bkz: sırf ibnelik olsun diye yapılan şeyler)

    edit: doğru zamanı bekledim ve elime geçen ilk fırsatta bunu yaptım. kazık kadar olduğumdan olsa gerek daha önceki maraş dondurması aldıklarımda bu tip şebeklik yapan olmamıştı. taa ki izmirin kırmızı-beyaz a büründüğü 9 eylülde fuara sevgilim ile gidene kadar. fuarda dondurma almak için yanaştım maraş dondurmacısının tezgahına. aklı sıra şebek edecek beni. ama yer miyim? 2-3 denemede dondurmaları aldım. para üstü almayacak şekilde paramı ayarladım, ve planı gerçekleştirdim. sonuç süperdi. tavsiye ederim...
  • eğer hakiki maraş dondurması satıyorsa, o kullandığı uzun çubuğun ucuna yapıştırdığı dondurmayı kafanıza geçirebilir ve ayaklarınızı yerden keserek kukla misali oynatabilir. aman dikkat. dondurmanın sağlamlığı, sizin kilonuz ve adamın kas gücüyle ilintili sonuçta.
  • (bkz: hakkın budur)
  • süper olabilecek olay. valla herif kahrından ölür ya da mesleği bırakabilir. sonuna nasıl oluyormuş ibne ? eklemek gerekir.
  • barda filmini izleyen çoğu insanın belki hatırlayabileceği sahnelerden birisidir hani; filmin başında çete üyelerine çıkardığı kutudan hap uzatan karakterin (hakan boyav) çırak isimli karakterin tam uzandığı anda kutuyu kapatıp, hareket çektiği sahne.
    işte o eda ve mimiklerle, tam parayı uzatırken hareket çekip, parayı geri çekmek aslında her daim yapılması gereken, o artist, o şovmen dondurmacının aklını başına devşirmesini sağlayacak belki de tek harekettir.

    ha kavga çıkar, o ayrı.
  • senelerden 2002, yer marmaris. halamla beraber maraş dondurmacısından dondurma alıyoruz. adam bana her türlü şaklabanlığı yaptırmış. sinir krizi geçirmek üzereyim ama güzel ortamın hatrına sinirden gözümün kanlanmasını gizlemeye çalışıyorum. dondurmayı alıyo adam, sonra külahı çekiyo, olmadı külahı döndürüyo, sonra ikisini birden çekiyo, sonra dondurmasını bırakıyo külahsız kalıyo, sonra külahını getiriyo dondurması yok, bi de çan çan bişeylere vuruyo, eeeh yeter be yeter! diye isyan edemiyorum. yüzümdeki sahte gülümsemeyi sinirden seğiren dudak kaslarım ele veriyo. kabus resmen kabus. artık o kadar sinir olmuşum ki saçlarım elektrik çarpmışa dönmüş, diken diken olmuşum, 1500 volt elektrikle yüklenmişim. o vakitten sonra artık adam pes ediyo, dondurmayı veriyo bana, ben de tutmak için öyle bi saldırıyorum ki külahı kırıyorum. adam yenisini veriyo sonra.

    işte bütün bunlardan sonra halam cebinden kağıt parasını çıkarıyo, adamın yüzünde gevşek bi gülümseme. bu sefer roller değişiyo ve halam oynatmaya başlıyo adamı. tam o anda "biyere çarptığında çocuk rahatlasın diye çocuğun çarptığı yere vuran ebeveyn" gibi kahramanlaşıyo halam gözümde. dondurmacıya "sanofabiç" bakışımızı fırlatıp ortamdan uzaklaşıyoruz.

    sonuç olarak böyle bi durumla karşılaşıldığında herkese yapmasını öneriyorum. küçüktüm lan küçük! insafsız adam! o kadar oynatılır mı el kadar bebe! (küçül de cebime gir)

    (bkz: based on a true story)