şükela:  tümü | bugün
  • şu hareketiyle gönlümü fethetmiş tenisçidir.

    gerçi öncesinde de fethetmiş olabilir, emin olamadım şimdi, eheh.
  • bir röportajda ileride rusya tenis federasyonu başkanı veya rusya olimpiyat komitesi başkanı olmak istediğini söylemiş. spiker "eminim başarılı olursun" dedikten sonra "zaten olamazsam testislerimi keserler" diye cevap vermiş.
  • türk olup olmadığı tartışmalarına, rtük'e yaptığı şikayet ile cevap vermiştir (valla milliyet'in haberine göre öyle, ben onların yalancısıyım; önlem almazlarsa dava açacağını bile söylemiş):

    http://www.milliyet.com.tr/…/10/17/son/sonyas01.asp

    (bkz: mehmet aurelio'lu alpet reklamı)
  • "kupalarınızı, ödüllerinizi nerede saklıyorsunuz?" sorusuna
    "evimde saklamıyorum, monte carlo'da bir ofisim var oraya koydum. ben 'işte kupalarım' diye gösteriş meraklısı bir adam değilim. böyle söylemek bence ne kadar zavallı olduğunuzu gösterir. ben kim olduğumu biliyorum ama nasıl bir oyuncu olduğumu kimseye ispatlamak zorunda değilim." diye cevaplamıştır.. arkadaş ağzını açmadan konuştuğu için bunları anlayabildim aradan cımbızla çekip..

    neyse işte yukarıdaki cevapla tenis dünyasının en delikanlılarından biri olduğunu göstermiştir kanımca..
  • bugün roland garrosa galibiyetle başlayıp sevindiren, maç sonunda bu turnuva sonrasında tenisi bırakacağını söyleyip üzen tenisçi.
  • sonsuza dek tenis oynamasını ve tüm maçlarını şu anda devam eden roland garros 2. tur maçının son 3 setinde oynadığı gibi oynamasını istediğim tenis ilahı.
  • bu sene avustralya açıkta finalde yenilerek sinirden kudurmama sebep olan, ya hadi bir turnuva kazansın artık diye dua ettiğim, enine boyuna biraz iri olmasına rağmen, gülüşüne hasta olduğum rus tenisçi.
  • zamanında anna kournikova ile çiftler karışık turnuvasında aynı takımda oynamış tenisci. hatta antreman yaparken üstsüz resimleri de vardı internette. hayır anna değil, marat üstsüzdü. (bkz: bal dök yala)
  • tenise tutkuyla bağlanmama sebep olan oyuncu. yıl 2005 bir gece yarısı televizyonda kanalları karıştırırken trt 3 de takılıyorum hiç bilmediğim, daha önce tam anlamıyla izlemediğim bir maç var ekranda. nasıl oluyor bilmiyorum ama takılıp kalıyorum. öyle harika vuruşlar izliyor, öyle güzel sayılar görüyorum ki değiştiremiyorum kanalı. oyunu kavramam zaman alıyor ama kavrayınca daha da bir zevk alıyorum ama gel gör ki taraf tutamıyorum sürekli gidip geliyorum. sadece bir haraket ki hatırlamıyorum tarafımı marat safin'den yana belirliyor. o gece safin'i desteklemeye başlıyorum, bayağı uzun süre izliyorum maçı ama dayanamıyorum ve yatıyorum. sabah gazetelerden safin'nin kazandığını okuyorum, müthiş seviniyorum.o gece kazanan ben oluyorum ama ondan sonra neredeyse tüm maçlarda kaybediyorum çünkü rakip federer. federer'i de seviyorum sonradan ahlakını,mütevaziliğini ama safin için atıyor hep kalbim ta ki rafael nadal gelene kadar. nadaldır şuan gönlümdeki epeyce de o olacak ama safin'nin yeri tartışılmazdır, gençlik aşkımdır. duruşuna, karizmasına hayran olduğumdur.
  • biri bana kendisine acayip benzediğimi söylemişti. ulan ne büyük gurur be. biz onu çok sevdik.