şükela:  tümü | bugün
  • adını,düşüncelerinde gnostik spekülasyonlara ve mitolojiye yer vermemesi ve kurtuluşun imanla olduğunu kabul etmesi gibi bazı konularda diğer gnostik geleneklerden ayrılmış olsa da;öğretilerinde çeşitli prensipler arasındaki düalizmi esas alan, kozmik aleme olumsuz yaklaşan ve asketik yaşam biçimine önem veren sinoplu marcion'dan alan düşünce akımı.

    marcion'un gnostisizmle ilişkili düşünceleri özellikle onun düalist yaklaşımlarında, kozmik aleme ya da bu dünyaya karşı bir "yabancı" veya "öteki" olan yüce tanrı anlayışında, maddi aleme karşı tavırlarında ve asketizmi esas alan yaşam tarzına yönelik fikirlerinde yoğunlaşmaktadır.

    baştan sona marcion teolojisi düalist bir anlayışa dayalıdır. marcion; tanrı, kurtuluş, tanrısal mesaj ve nitelikler konusundaki bir dizi düalist ilkeler çerçevesinde dile getirdiği düşüncelerini, zamanın roma kilisesinin temsil ettiği yaygın anlayışa karşı antitezler şeklinde savunur. onun, günümüze kadar ulaşamamış olan yapıtının da ''antitezler'' başlığını taşıması bundan dolayı olsa gerektir.

    hocası cerdo gibi marcion da iki asli tanrısal ilkenin varlığını kabul eder. bunlardan birincisi eski ahit peygamberleri ve hukuk aracılığıyla bilinip tanınan ve maddi alemin yaratıcısı olan tanrıdır.insanı yaratan ve düşüş-günah-ölüm kısırdöngüsüne mahkum eden de bu tanrısal varlıktır. bu "yaratıcı tanrının" (demiurgun) en çarpıcı nitelikleri doğruluk ve adalettir. adalet niteliği doğrultusunda o, hukukun taviz vermez ve katı bir takipçisidir. acımasız bir karşılık verme ve intikam alma hukuku doğuran adalet niteliğiyle ön plana çıkan bu tanrı aynı zamanda "kötüdür" ve mükemmel değildir. mükemmel olmayışı yarattığı aleme de "kötülük" şeklinde yansımıştır. nitekim marcion, kötülüklerin yaratıcısı/kaynağı olan bu yaratıcı tanrının savaştan zevk aldığını, kötü niyetli olduğunu ve çeşitli eski ahit metinlerinde de görüldüğü gibi zaman zaman kendisiyle bile çeliştiğini ileri sürer.marcion'a göre, gerek peygamberlerin öğretileri ve hukuk aracılığıyla gerekse yarattığı maddi alemden hareketle bilinip tanınan bu tanrı, "eski ahit tanrısıdır".

    marcion'un kabul ettiği ikinci tanrısal varlık ise, yaratıcı tanrının aksine fazlaca bilinip tanınmayan, dolayısıyla bu aleme "yabancı" ya da "öteki" olan üstün tanrısal güçtür. bu "yabancı" tanrı, nitelikleri itibarıyla yaratıcı tanrıdan daha üstün ve yücedir; zira her ne kadar maddi alemle bir ilgisi olmaması ya da onun dışında olması nedeniyle fazlaca bilinip tanınmasa da onun en önemli niteliği mükemmelliğidir. mükemmelliği doğrultusunda o, mutlak "iyi" olan bir tanrısal varlıktır. adalet sıfatıyla hukukun koyucusu ve katı şekilde uygulayıcısı olan yaratıcı tanrıya karşı bu tanrı mutlak iyilik sıfatıyla merhametli ve bağışlayıcıdır. her zaman var olmasına karşın bu "iyi tanrı" insanlara kendisini yalnızca "oğul isa" vasıtasıyla ifşa etmiştir. kötülüklerle dolu olan yeryüzünde hukuk, günah ve ölüm çemberinin tutsağı olarak yaşayan insanların kurtarılması için bu yabancı tanrı, saf iyilik, tiberius'un 15. yılında (yaklaşık ms 29'da) kendi tanrısal ruhunu isa mesih'e göndererek bu dünyada görünmüş, oğul isa mesih'te kendisini ifşa etmiştir. baba'dan (iyi tanrıdan) yalnızca ismen ayırt edilebilen oğul, isa mesih'teki tanrısal güçtür.dolayısıyla isa mesih'in "baba" dediği tanrı, maddi alemin yaratıcısı olan hukukun tanrısı değil, mutlak iyi ve bu aleme yabancı olan tanrıdır. "yaratıcı tanrı" eski ahit'in tanrısıyken, "iyi tanrı" insanların kurtuluşunu temin eden yeni ahit'in ve incilin tanrısıdır.

    marcion'a göre bu iki tanrısal varlık birbirlerine zıt niteliklere sahiptirler. birisi, yarattığı alemden ve eski ahit'ten hareketle bilinip kavranabilen, maddenin yaratıcısı/düzenleyicisi (demiurg), bu alemin (aeonun) yöneticisi olan ve adalet ilkesini ön plana çıkaran bir varlıkken, diğeri bilinemeyen, kavranamayan, bu aleme yabancı/öteki olan, kötülüğün kaynağı maddi alemle bir ilişkisi bulunmayan ve iyilik ilkesini ön plana çıkaran bir varlıktır. h. jonas'ın yerinde tespitiyle, marcion'a göre bu birbirine zıt niteliklerin aynı varlıkta toplanması mümkün değildir. dolayısıyla bir tanrı aynı zamanda hem adaletli hem de iyi veya hem bu alemi yaratan hem de bu aleme yabancı olan olamaz. bu nedenle isa'nın mesajının (incilinin) söz konusu ettiği tanrı, bilinen, adalet ilkesiyle tanınan ve maddi alemin yaratıcısı olan eski ahit'in tanrısı (yahve) değildir.

    marcion'un bu iki tanrısı, mecusi geleneğinde mutlak şekilde iyi ve kötü tarzında birbirinden ayrılmış ahura mazda ve angra mainyu'nun karşılığı değildir. zira, ifade ettiğimiz gibi marcion, yaratıcı tanrı konusunda "kötü" niteliğinden ziyade "adalet" niteliğini vurgulamakta ya da onun kötülüğünü hukukun katı ve acımasız uygulayıcısı olmasıyla ilişkilendirmekte ve onu sevgiden uzak, merhametsiz, katı bir yönetici şeklinde tanımlamaktadır. diğer taraftan, marcion'un bu düalist tanrı anlayışı büyük oranda gnostik geleneklerin tanrı tasavvuruna uygun düşmektedir.gerek valentinus ve basilides gibi hıristiyan gnostiklerinde gerekse sâbiîlik ve maniheizm gibi hıristiyanlık dışı gnostik geleneklerde maddi alemin yaratıcısı ve düzenleyicisi olan tanrısal varlıkla (demiurgla) madde alemine yabancı olan ve mutlak iyilik/mükemmellik niteliklerini haiz yüce tanrısal varlık birbirinden ayırt edilir. sâbiîlikte olduğu gibi demiurg'un bizzat kendisi varlık ya da menşe itibarıyla kötü olmasa bile, var olmasına neden olduğu maddi alemin kötülükle özdeş olması onu kötü bir tanrı haline getirmektedir. kötülük problemi konusunda burada yürütülen temel mantık "iyiden kötünün neşet etmeyeceği" ilkesidir. nitekim marcion, adalet sıfatıyla ön plana çıkan "yaratıcı tanrının" kötülükle ilişkisi konusunda, incil'deki "iyi ağaç ve kötü ağaç" örneğinden (luka 3:9, 6:43-44; matta 3:10, 7:17-19, 12:33) hareketle şu değerlendirmeyi yapar: nasıl ki iyi ağaçtan kötü meyve neşet etmezse, iyi tanrıdan da kötü şeyler sadır olmaz. maddi alem kötülüklerle dolu olduğuna göre bu alemin yaratıcısı tanrı iyi bir tanrı değildir.

    marcion'a göre bu iki tanrısal varlık arasında yalnızca karşıt nitelikler değil, bir çekişme ve mücadele de söz konusudur. örneğin yaratıcı tanrı, yarattığı insanı yeryüzü yaşamına ve bu yaşamın günah-ölüm çarkına mahkum ederken, iyi tanrı insanı kötülükle dolu bu alemden kurtarmayı amaçlamaktadır. yaratıcı tanrı hukuku koyup onun gerekliliğini vurgularken, iyi tanrı bu hukuku tanımamaktadır. yine yaratıcı tanrı katında kafir olan kabil, sodomlular ve mısırlılar gibi kişiler iyi tanrıya iman yoluyla kurtuluşa kavuşurken, nuh, ibrahim gibi eski ahit peygamberleri de dahil yaratıcı tanrıya inanıp bağlanan kişiler, iyi tanrıya iman yolunu seçmeyip kötülüğe mahkum olarak kalmışlardır. benzer şekilde iyi tanrı, yaratıcı tanrının mesajını temsil eden eski ahit'i tanımayıp kaldırmış yerine kendi mesajını (incili) koymuştur.

    bu iki tanrısal varlık arasında şahsi bir mücadele de söz konusudur. marcion'a göre ne yaratıcı tanrı ne de onun yaratıkları, "görünmez, tanımlanamaz iyi tanrının" kendisini isa'da ifşa etmesine kadar ondan haberdar değildiler. nitekim tiberius'un 15. yılında isa mesih'te kendisini ifşa eden bu iyi tanrıyı, demiurg (yaratıcı tanrı) kabullenmemiş, kendisine ve öğretisine karşı mücadele eden bu üstün tanrısal gücü çarmıha gerilerek ölüm cezasına çarptırmaya cüret etmiş, hatta çarmıh sonrası onu hades'e atmıştır. ama iyi tanrı hades'te de mücadelesini sürdürmüş ve daha önceden yaratıcı tanrı tarafından oraya atılan musa karşıtı mısırlılar, sodomlular ve kabil gibi kişilerin kurtuluşunu sağlamıştır.

    düalitenin iki kutbunu oluşturan bu tanrısal varlıklar arasındaki mücadele, bütün gnostik geleneklerde tanrı düşüncesinin en çarpıcı karakteristik özelliğidir. örneğin sâbiîlerde ışık ve karanlık tanrısı adı verilen iki tanrısal prensip arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir çekişme vardır. aynı şekilde maniheizmde de iyilik ve nuru temsil eden yüce tanrı ile karanlığı ve kötülüğü temsil eden karanlık kralı arasında ezelden ebede devam eden mücadele/çatışma söz konusudur.