şükela:  tümü | bugün
  • "kanunlar örümcek ağına benzer; küçük sinekler yakalanır, büyük sinekler ağı delip geçerler." sözünün sahibi.
  • "düşmanından intikam almak istiyorsan onun gibi davranma."

    *

    "bana dürüst davranmak istediğini söyleyen kişi ne kadar da ikiyüzlü!
    ne yaptığını sanıyorsun, böyle demene gerek var mı? gerçek kendiliğinden ortaya çıkacak. gerçek, senin yüzünde yazmalı, sesinden anlaşılmalı, gözlerinde parlamalı. bu aynı sevilen bir insanın seven kişinin yüzünden her şeyi anlayıvermesine benzer. basit ve dürüst insan böyle davranmalıdır. onun yanına yaklaştığında hemen niyetini anlamalısın. ancak basit görünmek bir kılıç gibidir. kurdun kuzuya dost görünmesinden daha tehlikeli bir şey yoktur. bundan kaçmaya çalış. iyi bir insanın özellikleri gözlerinden anlaşılır, sen de bunu kolayca anlayabilirsin."

    *

    "birbirlerini küçümsüyorlar ama yine de birbirlerini övüyorlar, birbirlerinden üstün olmaya çalışıyorlar ama yine de birbirlerinin önünde saygıyla eğiliyorlar."

    *

    "...kader, nedenlerin toplamından meydana gelir."

    *

    "kaderinde ve hayatında var olan şeyleri sevmelisin. sana daha uygun bir şey yok."

    *

    "... öfke ve üzüntü bize, bizi öfkelendiren ve üzen şeyden daha çok zarar verir."

    *

    "... kibirsiz olduğunu söyleyerek övünenler en kibirlilerdir."

    *

    - "tanrıları gördün mü ki onlara böyle tapıyorsun?" diye soran olursa onlara şöyle cevap ver: "onları görebiliriz. ruhumuzu da hiç görmedik ama ona inanıyoruz. tanrılar için de aynı şey geçerli. onların güçleri hakkındaki tecrübelerim sonucunda bunu söylüyorum, bu nedenle de onlara saygı gösteriyorum."

    *
    "... her şey zorunluluktan kaynaklanır ve benim de bir parçasını oluşturduğum bütünün* yararına gerçekleşir."

    marcus aurelius*
  • "eğer seçmek senin elindeyse, niçin bunu seçtin. eğer seçim senin elinde değilse, o zaman neyi suçlayabilirsin ki? iyi insanın nasıl olması gerektiğini anlatmayı bırak artık; anlattığın insan ol."
  • sözlerinin adamıysa sevdiğim bir insandır...en azından genel olarak....ama her insan gibi hataları vardır..döneminde hıristiyanlara kötü davranmıştır.

    john stuart mill - on liberty adlı eserinin ikinci bölümü olan düşünce ve tartışma özgürlüğüne dair'de marcus aurelius'u şöyle över ama hıristiyanları ezdiğini de söyler.

    --- spoiler ---

    elinde güç olan insanlardan, kendini çağdaşları arasında en iyi ve en aydın saymakta hakkı olan biri varsa o da marcus aurelius'tu. bütün uygar dünyanın mutlak hükümdarı olan bu kimse ömrü boyunca yalnız en kusursuz adaleti korumamış fakat aynı zamanda, aldığı stoacı eğitimden hiç de umulmayan en merhametli yüreği taşımıştır. kendisine yüklenen bir kaç zaafın hepsi de hoşgörürlükten yanaydı; eski düşüncenin en yüksek ahlaki ürünü olan yazılarıyla, isa'nın en karakteristik telkinlerinden, eğer farklıysa, hemen hemen göze görünmeyecek kadar az farklıdır. o zamandan beri saltanat sürmüş olan görünürde hıristiyan hükümdarların aşağı yukarı hepsinden, kelimenin dogmatik anlamından başka her anlamıyla, daha iyi bir hıristiyan olan bu adam, hıristiyanlığı ezmiştir.

    --- spoiler ---

    mill'in aurelius'un neden hıristiyanları ezdiyle ilgilide devamında yorumu var...bir ara onu da spoiler şeklinde eklemeyi düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    insanlığın bütün daha önceki edinilmiş bilgilerinin en üstüne çıkmış, açık ve özgür düşünceli ve kendisini ahlaki yazılarına hıristiyan ülküsünü kendiliğinden sokmaya yönelmiş bir karaktere sahip olan aurelius, yine de hıristiyanlığın dünya için bir kötülük değil bir iyilik olacağını - dünyaya karşı yükümlü olduğuna o kadar derinden inandığı görevleri endişesiyle - görememiştir. o dönemdeki toplumun acınacak bir durumda olduğunu biliyordu. fakat toplumu bir arada tutan ve daha kötü olmasını önleyenin, tapınılan ilahlara inanç ve saygı gösterilmesi olduğunu görüyor, ya da gördüğünü sanıyordu. insanların yöneticisi olarak, toplumun paramparça olmasına meydan vermemeyi kendi görevi sayıyordu; ve eğer toplumun var olan bağları çözülecek olursa, bir daha onu tekrar bir araya getirecek başka bağlarını nasıl oluşturulabileceğini aklı almıyordu. yeni din açıkça bu bağları çözmeyi amaçlıyordu: şu halde bu dini kabul etmek olmadığı sürece, görevi, onu yıkmak gibi görünüyordu. bu bakımdan, hırıstiyanlık teolojisi ona hak veya ilahi kaynaklı görünmediği için; çarmıha gerilmiş bir allahın bu garip öyküsü ona göre inanılır bir şey olmadığı için; ona göre, baştan aşağı bu derece inanılmaz bir temele dayanmak iddiasını taşıyan bir sistemin, bütün budamalardan sonra yeniden boy veren, böyle olduğunu fiilen kanıtlamış bulunan bir hareket olduğunu önceden göremediği için; filozofların ve hükümdarların en yumuşak huylusu ve en sevimlisi olan aurelius, yüce bir görev duygusu içinde, hırıstiyanlığa zülmedilmesini buyurdu. bence bu, bütün tarihin en trajik olaylarından biridir.

    --- spoiler ---
  • "live a good life. ıf there are gods and they are just, then they will not care how devout you have been, but will welcome you based on the virtues you have lived by. ıf there are gods, but unjust, then you should not want to worship them. ıf there are no gods, then you will be gone, but will have lived a noble life that will live on in the memories of your loved ones." demiş kişi.
  • "insan ömrü bir an sürer, özümüz artsız aralıksız bir akış, algımız belirsiz, tüm bedenimiz bozulmaya yazgılı, ruhumuz bir kargaşa, yazgımız öngörülmez, ünümüz güvenilmezdir. yaşamımız yabancı bir ülkede savaş zamanı ve yolculuktur" bizi koruyacak ne kalıyor geriye? diye soran imparator filozoftur marcus aurelius..
  • fringe'de sezon 4 bölüm 20'de "düşünceleriniz ne ise, hayatınız da odur. hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz" sözüyle anılan filozof.
    (bkz: #2731734)
  • "seksüel kucaklaşma yalnızca müzik ve duayla kıyaslanabilir." epigramını hatırladıkça zamanımızın muhafazakarlarının doğum kontrolü, kürtaj, homoseksüel yakınlaşma, heteroseksüel rol, ayrımcılığı meşrulaştırma, vs.yi din ve diyanetle ilişkilendirme çabası aklıma geliyor, gülüyorum.

    ahlak, etik, din ve geleneği aynı şey zannedenleri dışlamadıkça sanılar ve taşıyıcıları çoğalmaya devam edecek.

    bu da bizim naçizane epigramımız olsun.
  • antoninus pius'un evlatlığı, 161-169 arasında lucius verus ile birlikte müşterek, 169-177 arasında tek başına, 177-180 arasında oğlu commodus ile müştereken roma imparatoru. verus ile müşterek imparatorluk sırasında, actium savaşının 200. yılında, lejyoner denarius grubuna benzer restitüsyon sikkeleri bastırmıştır.
  • biraz zaman geçsin her şeyi unutacaksın
    biraz zaman geçsin her şey seni unutacak…