şükela:  tümü | bugün
  • 2007 tarihli noah baumbach filmi, basrollerinde nicole kidman, jennifer jason leigh ve jack black bulunmakta. jennifer jason leigh'in cok basarili bir performans ortaya koydugu ve kendine ait bir oscar'inin olacagi soylenenler arasinda ki nicole kidman'in ise ikinci oscar'ina bu film ile kavusacagi iddia ediliyor.

    trailer icin:

    http://www.worstpreviews.com/…ler.php?id=949&item=0
  • türkiye'de gösterime girecekse ya da dvd'si falan yayınlanacaksa, dağıtımcı firmaya bu film için türkçe bir isim önerisinde bulunmak istiyorum: "nevrotiklerin düğünü"
    yanlış hesaplamadıysam her 5 dakikasına bir atak tekabül ediyor.
  • aşırı gerçek karakterler,korku filmi izler gibi izledim,jennifer jason leigh gibi abartılı oyunculuk seven birisi için biçilmez kaftan olmuş bu film.
  • bazı filmlerin neden ilgi görmediğini anlıyorum, yola garip bir yerden başlıyorlar ve çoğu kimse için, daha yolu yarılamadan görüş alanının dışına çıkmış oluyorlar. klinik bir bakış açısından ise eksik parçaları, sarkmış ve toplanmamış parçaları yani dikiş yerleri kendilerini fazlaca belli ediyorlar ve eleştirmenler de onlardan yüz çeviriyor. bu kadarını anladıktan sonra şunu da anlamak lazım ki bunların bir önemi yok, başka insanların bir filme dair izlenimleri yalnızca, filmi seyrettikten hemen sonra ya da çok seneler sonra, seyrettikten sonra filmden bulup çıkarmış olduğun sana keyif veren şeyin, filmin aromasının tadını tekrar duymak yahut filmin hali hazırda damağında olan tadını uzatmak işine yarıyor, bunun dışında bir filmi çözümlemek tıpkı bulmaca çözmek gibi kimilerinin sıkıntısını gideren hafif bir uğraştır. ancak bazı filmlerin bu kavrayışa erişmekte özellikle aracı olması yani seyircide az rastlanır arızalar yaratması, filmin yaratıcısının yaratıcı içgüdüsünün eserinin tüm ikincil öğelerini boğacak ve onları buharlaştıracak şekilde tezahür etmesinden kaynaklanır. bu zengin ama yaratıcı süreç açısından tahrip edici olan kuvvet esere mesafe almayı güçleştirir ve eserin incelmesini engeller. margot at the wedding bu koşullarda yaratılmış bir eserdir ancak yaratıcısının yaratıcı kuvvetinin hakikiliği yani eseri doğuran ihtiyacın hakikiliği yüzünden eşsizdir.
  • the squid and the whale'den sonra akıcılığı tartışılır film.

    bunun haricinde şunlar söylenmelidir ki, insanlar bütün diğer temel özellikleriyle birlikte zamanla oluşmuş acizlikleri, takıntıları ile birlikte yaşarlar ve bu durum onlara birer kişilik yaratır, geçmişle bütünleşen bir kişilik. anılarla oluşan, yeni bakış açıları kazandıran, değişmelere uğrayan ve gelişen birer kişilik. ve ilişkiler de bu kişiliklerin birbirlerine yansımalarıdır. kan bağının doğurduğu yakınlık neticesinde bu kişiliklerin birbirlerine yansımaları da en çok aile bireyleri arasında görülür kaçınılmaz olarak. ıncık ve cıncık en çok aile bireyleri arasında bilinir, aynı zamanda en çok da onlar tarafından bilinmez. geç ve soluk verilmiş karşılaşmalar istemsiz olarak filmdeki bu yeni tanıma süreçlerini doğurur. sonuç olarak doğal ve olabildiğince gerçek bir filmdir bu yanıyla. aileye bakış açısından da amerikan kültürünün farklılıklarını görmezden gelemeyiz tabii.

    filmin en hoşuma giden, gerçeklikte tavan yapmış ve nicole kidman'ın eleştirilen mimiksizliğini neredeyse tüm film adına bertaraf eden sahnesi, margot'nun ağaca tırmanıp inemediği, oracıkta kalakaldığı korku dolu dakikalarını izlediğimiz sahnedir. kulağına üşüşmüş sinek de filmin geri kalanı boyunca bize ne mesaj verdi acaba?
  • nicole kidman'in kariyerinin en saglam performanslarindan birini verdigi, bir noah baumbach saheseri. margot karakterinin her yonunu seyircye yansitmayi basariyor nicole kidman ve zaten kamerasini bir uzvu gibi kullanan noah baumbach hepsini yakalamis, bize de seyretmek dusuyor hayranlikla. jennifer jason leigh'i da es gecmiyorum amma nicole kidman kamera karsisinda gerckten devlesiyor.
  • noah baumbach the squid and the whale ile yüzünü biraz daha hollywood bağımsız sinemasına dönerek başarılı bir şekilde tasvir ettiği aile portelerini, bu kezde avrupa bağımsız sinemasına yaklaşarak anlatmaya çalışıyor ve bunu da gayet iyi bir şekilde yapıyor. bu kadar amerika sineması kökenli oyuncuları da olmasa renkleri, kareleri, ağırdan ağırdan ilerleyen hikayesiyle ve neredeyse hiç müzik kullanılmaması ile tipik bir avrupa bağımsız sineması sayılabilir. bu tarza çok uzak olmayan biri olarak filmi pek beğendim, ama yönetmenin bir sonraki hikayesinde artık aile ilişkileri temasının dışında farklı bir şeyler demesinin de zamanı geldiğini ekleyelim.
  • tystnaden isimli filmin serbest bir yorumu. yalnız hükmeden karakter ile ona bağlanmış bulunan yani doğal bağlar vasıtası ile kendi imhasına bilmeden götürülen karakter olduğu gibi kalırken, kurtarıcı rolü bir başkasına verilmiş. bu yolla; tabiatın topraktan doğup, üstünde yaşayanları ayırdetmeden kapsayan patolojisi ile insanın, yahut öznenin kendisinin icat edip kendi üzerinde sonuçlarını deneyimlediği patoloji kesinkes ayrlımış oluyor. dahası, tabiatın yolları bunlar hastalığa dönüşüp en sonunda ruh ölümüne yol verseler de, yalnızca tabiatın özbeöz yolları oldukları için haklı kılınmış oluyor. kısacası bu hikaye, farklı kanser türlerinin tasnifi ve mukayesesidir.
  • filmin daha başında trende noah'nın yanlışlıkla yanına oturduğu kadın da nicole kidman.
    acaba yönetmen the hoursa gönderme mi yapıyor diye düşünmedim değil.