şükela:  tümü | bugün
  • fransız yazar (1903 - 1987) asıl soyadı olan crayencour, 18 yaşındayken babası tarafından harflerin yerleri değiştirilerek yourcenar'a dönüştürüldü. latince ve yunanca bilen yourcenar italya, isviçre, yunanistan ve abd'de yaşadı. fransız akademisi'ne kabul edilen ilk kadın üyedir.
    eserlerinden bazıları : ateşler, hadrianus'un anıları, alexis ya da beyhude kavga, doğu öyküleri, düşler ve yazgılar, bir ölüm bağışlamak.
    ayrıca yunanca ve ingilizce'den çeviriler de yaptı. (virginia woolf, henry james, kavafis)
  • türkçeye en güzel hür yumer'in çevirdiği yazar.
  • franco-belgian bir ailenin kızı marguerite. küçük yaşta annesini kaybetmiş, yazmaya başlamış; akabinde babasını kaybetmiş ve tamamen yazmaya vakfetmiş kendisini. john fowles : "yazacaksan eğer, önce anneni babanı öldürerek başlamalısın bu işe," diyor. iyi de ediyor. bazı yazarlar için bu metaforik olmaktan öte, gerçeğe dönüşüyor küçük yaşta, ki onlar da çok sıkı birer yazar oluyorlar.
    aptal ve katı toplumun töhmetleri altında çılgın benliklerini kontrol etmeye çalışan, çoğu zaman başaramayan, çileci, nedametçi; kendi hayal güçlerinin esiri olmuş kahramanlar onunkiler. ve çok güzeller. sahiciler.
    yazar coup de grace hikayesinde sevdiği kadını, aslında kadının erkek kardeşine imkansızca aşık olduğu için öldüren prusyalı bir adamı anlatır. the abyss'teki kahramanımız zeno, yazarın tam bir rönesans adamı dediği, bruno-da vinci-copernicus karışımı türden, katolik ve protestan disiplinleri arasında sıkışmış biridir. eşcinseldir. yazarın diğer kahramanlarından hadrian ve alexis gibi. alexis de bir prens ve prensesin hamiliğinde müzik yapan bir piyanisttir. evlenmiştir monique'le. monique çok özel, çok güzeldir. alexis diğer aristokratlar gibi olsa seveceği yegane kadındır. alexis'in sorunu nedir madem? o bir homoseksüeldir, deyip geçmek stereotipçilik olmaz mı? zaten belirtilmez kitapta. bir sefahat denilir geçilir; kritikler yapıştırırlar bu yaftaları. zaten marguerite bu hayhuydan bezip sevgilisi grace'le amerika'da bir adaya taşınır en sonunda.
    mussolini rejiminin her tarafa sindiği kitabı denier de reve, ramayana gibi sanskrit efsanelerinden esinlenerek yazdığı oryantal öyküleri aklıma gelen diğer işleri. mensur şiir tadındaki feux, negro- spiritual'leri, şiirleri ile bir ozan, bir romansiyö; sıkı bir yazar kendileri.
  • hadrianus'un anıcısı, beyhude mücadelenin ateş yakıcısı; yaktığından daha çok yanan kadın üstelik..
  • "biçim ayağını sürüyorsa, yazar saçmalamış demektir" demiş. şiir ile tarih'i evlendirmiş kişi. "hadrinaus'un anıları" anıtı dikilecek yapıttır zannımca.
  • hadrianusun anıları'yla aynı ölçüde önemli diğer bir eseri zenon ile (adam yayınları, 1985) 1968'de femina ödülü'nü kazanmıştır aynı zamanda...
  • "l`amité est avant tout certitu-

    de, c`est ce qui la distingue de

    l`amour. elle est aussi respect,

    et acceptation totale d`un autre

    être."

    * * *

    "dostluk, her şeyden önce, inandır;

    onu seviden ayıran budur. ayrıca,

    saygıdır, başka bir varlığın her şeyiyle

    kabul edilmesidir."

    m. yourcenar, le coup de grâce, (1953) s. 24.
  • mitoloji ve şiir delileri için vazgeçilmez eseri ateşler, bu ikisinin içiçe geçme durumunu, değişik bir zaman boyutunda anlatır. mitolojiyi gerçekten iyi bilenlere ve sevenlere tavsiye ederim. en güzel hikayesi? tabii ki "klytamnestra yada cürüm". başka nerede yalnızlığın bu derece doğru ve iç burkucu tarifini bulabilirsiniz? yada "aşıklar tenimize, hırsızlar yüzüklerimize, vaizler ruhumuza göz dikerler, benimkini alabilirler, ondaki hiçbir şeyi değiştiremeyeceklerine bahse girerim" cümlesini? bu anlamda marguerite yourcenar hissettiğini bu kadar az sözcükle bu kadar vurucu anlatabilen tek yazardır zannımca.
  • sana nasıl da ihtiyacım var! inan bana "ateşler"de altı çizilmedik satır kalmadı, ve ben kitapları hiç dokunmadan okurum. okumaya ihtiyaç duyulabilen yazar, tıpkı dönüp dolaşıp yüzyıllık yalnızlık'ı okumak gibi.