şükela:  tümü | bugün
  • bu akşam babylonda gerçekleşmiş ve ağızlarımızda kekre bir tat bırakmış güzel konserin solisti. bu ablam kuzey norveçten kalkmış buralar gelmiş, kullandıkları lisanla türkçenin kardeş olduğunu idda etmesi hoş ve ilginç bir ambianstı örneklerde verdi mesela yaz'a jas, büyük'e boyjuk diyorlarmış gibi.
    dansları ve renkli fularları ile süslediği müziği gerçeten güzel, hafif kızılderili müziğini çağrıştırıyor ve newage diyebilirz sanırım.
  • samiler tarafından ırklarının en önemli temsilcilerinden biri olarak görülen, norveçli lapon müzisyen. tam adı mari boine persen olan, norveç'in en kuzeyinde büyüyen sanatçı, kendi kültürel kimliğini bulmakta zorlandığını ve başta okulda öğretilenlerin etkisiyle kendi ırkından utandığını, hatta nefret ettiğini söylemiştir. marie boine zaman zaman norveç başbakanı ile de polemiklere girmiş ve başbakandan kendi insanlarından özür dilemesini de istemiştir. 1994 yılındaki lillehammer’deki kış olimpiyatlarının açılış töreninde yer almayı da reddetmiştir. ondan bir alıntı ile bitirelim.
    "i think your voice is a mirror of your soul and how you feel inside. when i began i was singing pop songs and ballads and didn't sing from the heart. over the last ten years i've been fighting this feeling of being inferior to norwegian or western people and my voice got stronger as i decided i wouldn't let anyone oppress me and that i have a value as sami. western culture makes a distance between you and your body or heart. in sami culture you think of everything as a whole."
  • jan garbarekin de eslik ettigi ‘eight seasons-gåvcci jahkejuogu’ albumunden bir alinti:
    "in the earliest years of our christian era, wondrous rumours of a wild and barbaric people in the farthest north spread even as far as rome. so it was that in the year 98 a.d. tacitus chronicled what he had heard of them. far beyond the german tribes lived these fenni. who had no possessions and were completely wild. they had neither horses nor houses, they were clad in skins, they did not cultivate the land but ate only what what they could find growing wild, and their beds were the bare ground. their only protection against wild beasts and whether was a pitifully primitive hut made of twigs. they had no iron, and instead, tipped their arrows with bone. thus armed, they went hunting, and the women hunted with the man and took their share of the kill."
    ernst manker –‘people of eight seasons’

    son derece dinlenesi bir albumdur bu.
  • dinlemenizi tavsiye ettigim bi kisilik. sesi de yorumu da pek farkli. i come from the other side bulursaniz dinleyin
  • ilk verve'in bir toplama albumunde dinledigim, o an vuruldugum, daha sonra albumlerini dinledigimde ise agzimi acik birakan sanatci. aksam yatarken yataginizda sarildiginiz minik ayicik, kopek, kedi, her neyse o olan bir ses. norvec'in kuzeyinden gelen bu denli sicak bir ruzgar. mutlaka dinlenmesi gereken kisilerden biridir artik.
  • 1956 norveç doğumlu yoik vokal üstadı.

    1989 gula gula
    1993 goaskinviellja*
    1994 leahkastin*
    1996 radiant warmth
    1996 eallin
    1998 bálvvoslatjna*
    2001 gâvcci jahkejuogu*
    2006 iddjagiedas*
  • (bkz: mariadebonne)
  • (bkz: vuoi vuoi mu)
  • gec kesfettigim, dinlemekten buyuk keyif aldigim mutlaka dinleyin dedigim guzel sesin sahibi.
    http://www.youtube.com/…ayevblutulc&feature=related