şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kurk mantolu madonna) romaninda baskahraman raif'in bir resim galerisinde tablosunu gorup asik oldugu ve hayatinin anlamini yukledigi bayan. puder kendisini resmetmistir o tabloda. iste o tablonun adidir kurk mantolu madonna.
  • sabahhatin ali nin kitabında yapılan tasvire göre adrea sartonun http://www.kfki.hu/…tml/a/andrea/sarto/3/index.html deki madonna in glory and saints resmiyle büyük benzerlik gösteren kahraman.
  • en sevdiğim roman karakteri.. hep hayal ettiğim aşkın kahramanı...
  • --- spoiler ---
    "dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum biliyor musunuz? sırf böyle en tabii hakları imiş gibi insandan birçok şeyler istedikleri için... beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil... erkeklerin öyle bir bakışları, öyle bir gülüşleri, ellerini kaldırışları, hulasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki... kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini farketmemek için kör olmak lazım. herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçemiyorlar. bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek... biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey veremeyiz... ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum."

    "... insan, bilhassa kadın ve erkek münasebetleri o kadar karmakarışık ve arzularımız, hislerimiz o kadar anlaşılmaz ve bulanık ki, hiç kimse ne yaptığını bilmiyor ve akıntıya kapılıp gidiyor. ben bunu istemiyorum. beni yüzde yüz doyurmayan, bana tam manasıyla lüzumlu görünmeyen şeyleri yapmak, beni kendi gözlerimde küçültüyor. bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... neden? niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim. niçin böyleyim, niçin diğer kadınların farkına bile varmadıkları bir nokta bana bu kadar ehemmiyetli görünüyor? bunun üzerinde çok düşündüm. acaba bende anormal bir taraf mı var? dedim. hayır, bilakis belki diğer kadınlardan daha normal olduğum için böyle düşünüyorum. çünkü hayatım, sırf bir tesadüf eseri olarak, diğer kadınları mukadderatlarını tabii görmeye alıştıran tesirlerden uzak geçti. babam, ben daha küçükken öldü. evde annemle ikimiz kaldık. annem, tabi olmaya, itaat etmeye alışmış olan kadınlığın adeta bir timsali idi. hayatta yalnız yürümek itiyadını kaybetmiş, daha doğrusu bu itiyadı asla kazanmamıştı. yedi yaşında olduğum halde onu ben idare etmeye başladım. ona ben metanet tavsiye ettim, akıl öğrettim, destek oldum. böylece erkek tahakkümü görmeden, yani tabii olarak büyüdüm. mektepte kız arkadaşlarımın miskinliği, emelleri beni daime tiksindirdi. hiçbir şeyi, kendimi erkeklere beğendirmek için öğrenmedim. hiçbir zaman erkeklerin önünde kızarmadım ve onlardan bir iltifat beklemedim. bu hal beni müthiş bir yalnızlığa mahkum etti. kız arkadaşlarım benimle ahbaplık etmeyi ve fikirlerimi kabul etmeyi zevklerine ve rahatlarına aykırı buldular. hoş tutulan bir oyuncak olmak, onlara insan olmaktan daha kolay ve cazip geliyordu. erkeklerle de arkadaş olamadım. aradıkları yumuşak lokmayı bende bulamayınca müsavi kuvvetlerle karşı karşıya gelmektense kaçmayı tercih ettiler. o zaman erkek azminin ve kuvvetinin ne olduğunu gayet iyi anladım; dünyada hiçbir mahluk bu kadar kolay muvaffakiyetler peşinde koşmaz ve hiçbir mahluk bir erkek kadar hodbin, kendini beğenmiş ve kibirli, fakat aynı zamanda korkak ve rahatına düşkün değildir. bir kere bunları farkettikten sonra erkekleri sahiden sevebilmem imkansızdı. en hoşuma giden ve birçok hususlarda bana yakın olan adamların bile, küçük vesilelerle, bu kurt dişlerini göserdiklerini; her ikimize aynı derecede zevk veren beraberliklerden sonra, özür dilemeye, himaye etmeye çalışan, fakat aynı zamanda herhangi bir şekilde muzaffer olduğunu zanneden ahmakça bakışlarla yanıma sokulduklarını gördüm. halbuki acınacak halde olan, zavallılıkları meydana çıkan onlardı. hiçbir kadın, ihtiras halindeki bir erkek kadar aciz ve gülünç olamaz. buna rağmen bu hallerini bir kuvvet tezahürü zannedecek kadar yersiz bir gururları vardır..."
    --- spoiler ---

    şimdiye kadar bir hikaye kahramanıyla bu kadar aynı fikirde olduğumu hatırlamıyorum. kesinlikle olması gerektiği gibi bir kadındır maria puder. haysiyetlidir. sevilesidir. ona hayran olmak çok doğaldır.
  • femme fatale bir kişilik olduğunu düşünmediğim roman kahramanı. karşı koyamayacağı güçlü bir erkeği beklemekte, bu amaç doğrultusunda da insanları denemekte. bencil olsa da kadın keyfi olarak insanlarla ilişkiye girmiyor, aradığı bir insan var. yalnız bir kadın ancak raif'ten farkı etrafındaki insanlarla arasındaki ilişkinin yüzeysel olması, halbuki raif bey insanlarla iletişime bile girmiyor. annesi protestan, babası yahudi olmasına rağmen kendisi inançsızdır. alelade olduğu belirtilmiş olsa da kendisi keman çalabilmektedir.

    edit 2010: bence sığ bir yaklaşım olmuş.
    edit 2012: 17 yaşında ilk defa bir sabahattin ali kitabı okuduktan sonra yaşadığım heyecanın anısını yok etmemek için tutuyorum bu entry'yi. her oylandığında dönüp tekrar okuyor; tatlı bir şekilde kendimden utanıyorum.
  • mehmet raif, maria puder nezdinde aski oyle hos anlatir ki:

    --- spoiler ---
    “artik maria puder, yasamak icin kendisine kayitsiz ve sartsiz muhtac oldugum bir insandi. bu his ilk anlarda bana da garip geliyordu. bu yasima kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanin vucudu birdenbire benim icin nasil bir ihtiyac olabilirdi? fakat bu hep boyle değil midir? bircok seylere ihtiyacimizi ancak onlari gorup tanidiktan sonra kesfetmez miyiz?.. ben de, o zamana kadarki hayatimin boslugunu, gayesizligini sirf boyle bir insandan mahrum olusumda bulmaya baslamistim. insanlardan kacisim, icimden gecenlerin en kucuk bir parcasini bile etrafima sezdirmekten cekinisim bana sebepsiz ve manasiz gorunurdu. zaman zaman beni saran huzunlerin, hayat bikkinliginin bir ruhi hastalik alameti olmasindan korkardim. bir kitabi okurken gecen iki saatin omrumun bircok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli oldugunu fark edince insan hayatinin urkutucu hicligini dusunur ve yeis icinde kalirdim.

    halbuki simdi her sey degismisti. bu kadinin resmini gordugum andan beri gecen birkac hafta icinde, omrumun butun senelerinden daha cok yasadigimi hissediyordum. her gunum, her saatim, uyudugum zamanlar bile dopdoluydu. bana sadece yorgunluk veren uzuvlarimin degil, ruhumun da yasamaya basladigini, icimde, haberim olmadan beklesen ustu ortulu derin taraflarin da birdenbire meydana cikarak bana fevkalade cazip, kiymetli manzaralar arz ettiklerini goruyordum. maria puder bana bir ruhum oldugunu ogretmisti ve ben de onun, simdiye kadar rastladigim insanlar arasinda ilk defa olarak, bir ruhu bulundugunu tespit ediyordum. muhakkak ki butun insanlarin birer ruhu vardi, ama bircogu bunun farkinda degildi ve gene farkinda olmadan geldikleri yere gideceklerdi. bir ruh, ancak bir benzerini buldugu zaman ve bize, bizim aklimiza, hesaplarimiza danismaya luzum bile gormeden, meydana cikiyordu... biz ancak o zaman sahiden yasamaya, -ruhumuzla yasamaya- basliyorduk. o zaman butun tereddutler, hicaplar bir tarafa birakiliyor, ruhlar birbirlerine kucaklasmak icin, herseyi cigneyerek, birbirlerine kosuyordu. butun cekingenliklerim yok olmustu. bu kadinin karsisinda her seyimi ortaya dokmek, butun iyi ve fena, kuvvetli ve zayif taraflarimda, en kucuk bir noktayi bile saklamadan, circiplak ruhumu onun onune sermek icin sabirsizlaniyordum. cunku butun omrumce susmus, zihnimden gecen her sey icin: ‘adam sen de, soyleyip de ne olacak sanki?’ demistim. eskiden her insan hakkinda, bir pesin hukmun tesiriyle nasil: ‘bu beni anlamaz!’ demissem, bu sefer bu kadin icin, gene hicbir esasa dayanmadan, fakat o yanilmaz ilk hisse tabi olarak: ‘iste bu beni anlar’’ diyordum...”
    --- spoiler ---
  • kürk giymesine kızamadığım tek kadın.

    "raif, ben şimdi gidiyorum. ama ne zaman çağırırsan gelirim."
  • gerçek hayatın insanın kafasın içinde yaşandığını görebilecek kadar elit bir kadın, kıskanılası, aşık olunası, çene çalınası roman karakteri.
  • kesinlikle parfüm ismi olmasını istediğim roman karakteri.

    maria puder eau de toilette