şükela:  tümü | bugün
  • sosyal kurallar ve konvansiyonlardan, toplum içinde nasıl davranmasının beklendiğinden bihaber bir bilim kadınıdır sevgili marie curie (kendisine beslediğim sempati sadece kimyager bir bilim kadınının çoçuğu olmamdan değildir). bir keresinde kocası ile birlikte elysee sarayı'nda fransa başkanı monsieur loubet ve eşi ile birlikte yemek yerlerken, madame loubet'in kendisine yönelttiği "sizi yunanistan kralı ile tanıştırmamı ister misiniz?" sorusuna gayet masum ve kibar bir ifadeyle "yunanistan kralı'yla tanışmamın kime nasıl bir yararı olacağını göremiyorum." diye cevap vermiş, masadakilerin bir anda sessizleşmeleri ve kendisine yönelen hayret dolu bakışlar üzerine kızarıp bozararak "..ama elbet sizin takdiriniz, isterseniz tanışırım. siz nasıl isterseniz." diyerek çoktan kül olmuş kazı* kurtarmaya çalışmıştır.

    anlatılagelir ki, pierre curie'nin ani ölümünden sonra boşalan sorbonne üniversitesi fizik kürsüsü başkanlığı sorbonne idaresi tarafından marie curie'ye önerilmiş, o da bu teklifi seve seve kabul etmiş. derslerin ilk günü sınıfa giren marie curie, amfinin politikacılar, kendisini merak eden meşhur şahsiyetler, ve fakültenin büyük çoğunluğu tarafından doldurulmuş olduğunu, hatta marie curie'nin ilk sözlerini kaydetmek için bir stenografın da hazır beklediğini görmüş. marie curie, sessizce (ve sabırla) sınıfa girmesiyle beraber kopan alkışın, tezahuratların dinmesini bekledikten sonra, teşekkür veya açılış konuşması mahiyetinde tek bir sözcük bile etmeden, kocasının bıraktığı yerden derse devam etmiş.

    buna benzer bir başka neşeli anekdot da şöyle: marie ve pierre curie'yle röportaj yapmak için fransa'nın brittany bölgesinde gözlerden uzak bir kır evine gelen amerikalı bir gazeteciyi kapıda sefil kıyafetli bir kadın karşılamış. aralarında şöyle bir diyalog geçmiş (hangi dilde anlaştıklarını bilmiyorum, ama ben ingilizce'den çevirdim):

    - iyi günler. siz evin hizmetçisi misiniz?
    - hayır, ben amerikalı bir gazeteciyim.

    çok komikti, baştan alıyorum:

    - iyi günler. siz evin hizmetçisi misiniz?
    - evet.
    - evin hanımı* içeride mi acaba?
    - hayır.
    - yakında eve döner mi acaba?
    - sanmıyorum.
    - bana evin hanımı hakkında gizli bir bilgi verebilir misin?
    - madame curie'nin kendisini görmeye gelenlere tek bir mesajı vardır: "insanlara daha az, fikirlere daha fazla ilgi gösterin."

    "evin hizmetçisi" rolünü oynayanın marie curie'den başkası olmadığını tahmin etmişsinizdir.

    bu son: pierre ve marie curie, keşfettikleri radyum arıtma tekniğinin patentini almaya, patentin bilimin gelişmesini önleyeceği, yeni buluşları köstekleyeceği sebebiyle asla yanaşmamışlar, hatta patenti almayı ısrarla reddetmişlerdir. "helal olsun marie curie!" diye haykırmak istiyorum..
  • 1867'de polonya'nın varşova kentinde marya sklodowska adıyla dünyaya geldi. 1891'de fizik öğrenimi için paris'e geldi ve kendi döneminin en yüksek fizik derecesiyle sorbonne'dan mezun oldu. polonya'ya dönüp öğretmenlik yapmayı düşünürken, paris'te çalışan bir fizikçi olan pierre curie'yle evlenmiştir.

    becquerel'in yeni buluşuna zaten ilgi duyan çift, marie'nin doktora tezinin becquerel'in ışınlarının doğası ve kaynağı üzerine olması gerektiğine karar verdi.

    1898'de marie, doktora araştırmasından arta kalan vaktinde, eşiyle birlikte yeni bir element bulma konusunda labaratuvar çalışmaları yapıyordu. pekblend cevherini kimyasal bileşenlerine ayırdıklarında, bir değil, iki yeni element buldular. bu elementlerden ilki, polonyumdu*. radyum diye adlandırdıkları ve polonyuma göre daha radyoaktif olan ikinci elementin yalıtılması ise dört yıl sürdü.

    marie ve pierre curie maddi sorunlarla dolu bir hayat yaşıyor ve kötü koşullar altında çalışıyorlardı. polonyum ve radyumu arıtma işlemleri için daha büyük bir labaratuvar isteğinde bulundular ama geri çevrildiler. labaratuvar yanındaki terkedilmiş barakayı kullanmalarına izin verilmişti.

    1903'te marie doktora tezini sundu ve hemen ardından da marie ve pierre nobel fizik ödülü'nü aldılar. bu ödülü alan ilk kadındı.

    marie ve pierre curie çok yüksek ahlaki değerlere sahip insanlardı. radyum yalıtma yöntemlerinin patentini alarak bir servet yapabilecekken, isteyen her kişiye ve şirkete ellerindeki bilgileri rahatça verdiler.

    1904'te pierre sorbonne'da fizik profesörlüğüne atandı ve kendisine hayat boyu düşlediği gibi bir labaratuvar teklif edildi. ancak bu labaratuvarı görmeye pierre'in ömrü yetmedi. onun profesörlüğünü devralan marie, sorbonne'da profesörlük verilen ilk kadın oldu.

    marie curie büyük miktarlarda radyumla öyle çok çalışmıştıki, iş yaşamı boyunca aşırı dozlarda radyoaktiviteye maruz kalmıştı. aldığı radyasyon sonucunda lösemiye yakalanarak 1934'te öldü.

    *
  • radyumun bulunuşunun 25. yılında yaptığı konuşmada;

    " daha fazlasını yapamasak da, belki herbirimiz bir parça bilgi parıltısı yakalayabilirsek, insanlığın gerçek hakkındaki rüyası hakkındaki rüyasına mütevazi ve yetersiz olan birşeyler katabiliriz. karanlığımız içinde görünen evreni şekillendiren büyük planın belirsiz ışıkları, bize parça parça gösterilen, bu küçük mumlar sayesinde olacaktır. bilimin öyle güzelliklere sahip olduğuna ve ruhani bir gücünün, bir gün dünyayı, şeytanlardan, cahilliğikten, fakirlikten, hastalıklardan, savaşlardan ve ızdıraplardan kurtaracağını düşünenlerdenim.
    gerçeğin belirgin ışığını arayın, belirgin yeni yollar arayın, insanlığın görüş alanı çok uzak olmasa bile. ilahi adalet bizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayacak. her çağın kendi rüyası vardır.o halde dünün rüyalarını bir kenara bırakın.bilginin meşalesini alın, geleceğin sarayını inşa edin.." demiş bilim kadınıdır.

    ayrıca, hayat hikayesi, 1943 yılında madam curie isimli filme konu olmuştur.
  • einstein marie curie' i "şöhretin yozlaştıramadığı tek ünlü kişi" olarak tanımlamış.
  • varsova daki evi freta sokaginda olan radyum bilgini. muze yapmislar evini. kimseciklerin olmadigi saatlerde gittiginizde ikinci katin merdivenlerinin bittigi yerde salona acilan kucuk sahanligin yanindaki kocaman pencereden, marie nin bir zamanlar kosup oynadigi bahceye bakmak, onun zamanindaki yasami o evin bizzat duvarlari arasinda hayal etmeye calismak onun hayatina dair yazilmis kitabi okumak kadar hos bir duygu. 16 freta sokağı varşova yolunuz dustugunde belki ugramak istersiniz.
  • o kadar çok radyoaktif maddeye maruz kalmıştı ki 500.000 göğüs röntgeni çektirmeye bedeldi. defteri bile günümüzde hala radyoaktif olup koruma ile incelenebilmektedir.
  • 7 kasim 1867 varsova dogumlu, polonya asilli fransiz kimyager bayan. kocasiyla beraber yaptigi radyoaktivite hakkindaki calismalariyla once 1903'te ortak bir nobel odulu almistir.
    daha sonra radyumu kesfederek 1911'de tek basina bir nobel odulu almistir. bilim tarihinin gorup gorebilecegi sayili bayanlardandir. radyumu kesfi sirasinda radyumla cok icli disli oldugundan 1934'te kanserden olmustur.
  • kendisi hakkında ezberden verilen bilgilerin bazıları yanlış, bazıları da yanlış olmasa bile altı boş kaldığı için anlamını yitiriyor. gelin bazılarını düzeltelim.

    - kemoterapinin mucidi değildir. temelleri kendisinin birinci dünya savaşında yaptığı çalışmalar sayesinde atmıştır. kendisine atfedilen radyolojinin bir alt birimi olan brakiterapi'dir. gel gelelim brakiterapi sadece fransa'da curietherapie olarak kullanılır.

    - paris'e gitme sebebi varşova üniversitesinin o dönemde kadın öğrenci kabul etmemesinden ötürüdür. üniversite eğitimine sorbon fen fakültesi'nde başlamıştır.

    - bunu yazmaya gerek yok fakat yine de bilgi olarak kalsın; kızlık soyadı sklodowska'dır. kocası pierre curie'dir. erkek egemenliğinin tavan yaptığı bir dönemde kocasının soyadı ile anılmıştır.

    - kucağında bebeği ile iki lisans imtihanı ve su verilmiş çeliklerdeki mıknatıslanma hakkında bir etüt çalışması gerçekleştirmiştir.

    - temmuz 1898'de curie çifti, yeni bir radyoaktif element olan ve uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan polonyumu bulduklarını açıkladılar. maddenin adını da marie'nin memleketi olan polonya'ya atfen koydular.

    - 1903'te doktorasını vermiş ve fransa'da ileri bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın olmuştu. aynı yıl eşi ile birlikte fizik dalında nobel aldılar. dolayısı ile nobel ödülü alan ilk kadın olmuştur.

    - kadın olarak eğitim almasına bile izin vermeyen ülkesinin radyum enstitüsü kurmasına ön ayak olmuş, aynı zamanda dönemin abd başkanı hoover'ın kendisine verdiği 50 bin dolarlık ödülle de, enstitüde kullanılması için radyum almıştır.

    - radyasyona bağlı kan kanserinden öldüğü için bir çok insan kendisinin 50 yaşını görmeden öldüğünü zannetmektedir. aslında 1934'te fransa'nın savoy şehrinde 67 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

    - einstein gibi curie'de şan şöhret ve paranın getirdiği şaşalı hayattan kendisini korumayı bilmiştir. bildiğiniz üzere einstein'ın dolabı aynı renk ve model takım elbiselerle doludur. her gün ne giyeceğim derdine vakit harcamak istememiştir. curie bu tavrını şöyle belirtmiştir; her gün giydiğim bu elbisemden başka elbisem yok. eğer bana yeni bir tane alma nezaketi göstereceksiniz, lütfen siyah renkte ve giyimi kolay bir şey alın ki, laboratuarda da giyebileyim.
  • 'nothing in life is to be feared. it is only to be understood.' süper sözünün sahibi ikonum.
  • kendisi nobel odullerine ve bilim, ozellikle kimya alaninda yaptiklari onca seye bagli olarak gelen roportaj tekliflerinin hepsini geri cevirir ancak sonunda baskilara dayanamaz ve bunlardan birini kabul eder. mamafih bu roportajci bilim sorularinin ardindan kisisel sorulara gecince roportaji yarida birakir ve hala hafizalarda yer eden "bizler bilimde kisilerle degil, sorunlarla ugrasiriz" cumlesini kurar.
hesabın var mı? giriş yap