şükela:  tümü | bugün
  • iltifat edilirse marifet güzelleşir
    demektir. marifetin erbabı işini iyi
    ve güzel yapmış ise iltifatı hak eder.
    marifetperver daha da iyisini
    daha da incesini yapmak ister.
    ama iltifat olmazsa küskün kalır,
    değersiz olduğunu düşünür.
  • aslında, marifetin gazlayıcısı iltifat demektir. yetenekler eğer yıkama yağlama yapılırsa cilalanır demektir yani. aksi durumda "lan" der üstün yetenekli bireyimiz "bi yeteneğimiz var ama hiç kimse çıkıp da takdir bile etmedi; ben böle yeteneğin ta bilmem neresine." ve belki de topluma yeni ufuklar açacak yetenek sergilemeleri amacına ulaşmadan yok olur gider.
  • "marifet iltifata tabidir,sermayesiz meta zayidir."

    giriş: özlü sözü söyleyen atam, burada sözlükçülerin aslında demek istedikleri kâbilinden bir kinayede bulunuyor.ne diyor yani ? ben atayım, ben reşit olanım, ben çekip çevirenim, ey insanlar beni görün."bir aş ortaya nasıl konuluyor ? orak burada, yulaf şurada, başaklar salınıyor, biçmezsin hal'ın ortada." diyor, gayet insankârane ve takdir edilmemekten elleri/avuçları çatlamış, isyankârane..

    gelişme: hal böyleyken, herşey yerli yerine gitmeli, layık makûlünü bulmalı kâbilinden, öztantanalı bir devam cümlesi.. sermayesiz mal zayidir. bir emeğin takdir edilmemesiyle mi açıklarsınız meramınızı, yoksa geç kapitalist dönem sözü daha vurucu olur diyerek sermayeden mi dem vurursunuz? al sana örnek;(gelişme kısmında yer yer örneklemelere yer verilir, süslenir.) ancak sapkın bir kafadan çıkacak, "emek diyor kardeşim, proleter zihniyet bu, emek memek yok, emek dediğin soygunculuktur bu ülkede, emek derler, alana inerler, iki kol sallar, hükümete küfrederler." sevgili gelişmemin okuycuları, şimdi söyleyin bana, emek midir tükaka edilen, hadi ondan geçtim, bir malın makûl fiyatı ücretler ve ücretlendirmeler mi bozgunculuk eder orada burada ? emeği sevelim, değeri ve milli serveti koruyalım.(nasıl orta yolcuyum, nasıl doğru yolcu partiyim, yanlış yola girmem, varın siz düşünün gelişmemin okuyucuları, akvaryum tutucuları..)

    sonuç: yıllar var ki ben sürmedim, yüzüme yüzünü.bu ayrılık yıprattı artık, tersimi düzümü..
    egenin çavuş üzümü, sen yemezsen gelir çavuşlar yer o üzümü.. kadir kıymet bilmez isen, vurursun kafanı taşlara, o taşlar bayır oldu girsin içeri dinazorun .....

    anlayana sivri sinek blues band.
  • diyelim siz bir duvar ustasısınız. yüksek bir duvar yapmışsınız..
    duvarınız ne kadar yüksek olursa olsun, - onu inşa ederken en tepesini görmüş olmanız sebebiyle- bir zaman sonra içinizde o duvar alçalmaya, küçülmeye başlayacaktır. "yahu acaba yüksek mi gerçekten?" diye geçirirsiniz içinizden. ama bir gün biri gelip "yahu ne kadar yüksek bir duvar yapmışsın" derse, anlarsınız ki gerçekten çok yüksek bir duvar yapmışsınız. eğrisiyle doğrusuyla, benim bu sözden anladığım budur. böyle tanımlıyorum.
  • laus virtutis reflexio est demiş romalılar buna, "övgü erdemin yansımasıdır", "marifert iltifata tabidir" ifadesinden anladığım bundan başka bir şey değildir.

    refleksif bir hadise yani.
  • ah kendine yetmeyen/yetemeyen marifet.
    insan kendi dışına bir göz bir yürek bir anlayış koyabilse, onunla görse/dinlese/kavrasa, bursa bıçağı gibi bir yabancıya ikileşebilse.
    iltifat, marifete tutulmuş ayna.
    aynasız edemeyen yaratım.
    biraz kör biraz topal.
  • tamamı;

    "marifet iltifata tabidir
    müşterisiz meta zayidir"

    şeklinde olan atalar sözü.
  • devamı olarak iltifatsız mal zâyidir şeklinde kullanım da mevcuttur.
  • müthiş bir söz. tıpkı sevdiğini sevdiğin kişiye söylemek gibi. güzellikler takdir edilmezse azalır. bitmez belki evet, her zaman vardır karşılıksız dünyayı güzellikle donatmaya aday insanlar ama hepsi çok güçlü değildir. yılmasınlar diye takdir edilmeli her iyilik, her güzellik.

    rüstem baba da çok güzel dedi ahmet'e bunu. (bkz: işler güçler)
  • 'marifet iltifata tabidir' sözü ile bir beceriyi ancak ona zaman ayırarak, çaba sarf ederek geliştirebilirsin demek istiyor atalarımız. 'müşterisiz meta zayidir' sözündeki (bkz: meta) ürün anlamında olup üretilen şeyi kimse tamama tutup almıyorsa, itibar etmiyorsa boşa çalışmışsın demektir diyor.

    merhum hocamız zülfikar tüccar söylerdi bu sözü hep.

    bir de (bkz: her malın bir alıcısı vardır) diye bir şey var. çok şey yapmamak lazım.