şükela:  tümü | bugün
  • buralar hep dolacak
    (bkz: reserved)
  • fidel castro'nun casus sevgilisi.

    almanya'da ikinci dünya savaşı patlamak üzereyken doğar. kötü bir çocukluk dönemi geçirir. esir kampına düşer babasının arkadaşı tarafından tecavüze uğrar. ve kader onu fidel castro'ya karşı bir suikast denemeye kadar götürecektir.

    castro ile 1959 yılında henüz marita 19 yaşında ve küba devrimi henüz bitmişken havana açıklarında demir atmış beklemekte olan bir alman gemisinde tanışırlar ve sonrasında havana'da castro ile yaşamaya başlar. daha sonra ondan hamile kalır. fakat bebek 7 aylıkken kürtaj yapılmıştır. kendisi buna fidel'in zorladığını söylese de fidel'in asistanları marita'nın istediğini iddia ederler. bir iddiaya göre ise birileri sütüne ilaç katılarak bayıltılır ve uyandığında karnı boştur. bunu cia'in mi yoksa fidel'in mi yaptırdığı belirsizdir. bir kanıt olmamasına karşın alınan çocuğun gözetim altında büyütülüp hala yaşadığına dair söylenceler de vardır.

    1960'ta cia, marita lorenz'i castro'yu öldürmeye ikna eder ve bir dizi askeri eğitimden geçirir. marita miami'den küba'ya döndüğünde onu zehirleyecektir. fakat bunu yapamaz. "tarihi değiştirmek" istememektedir. miami havana yolunda cia'in verdiği zehirli kapsüller tuvalete attığı söylenir.

    2016 yılında hala amerika'da yaşamaktadır. castro'nun ölümünden kim bilir ne kadar etkilenmiştir.

    (bkz: fidel castro'ya aşık casus kadın)
  • marita lorenz'in castroyu öldürme girişimi sahnesi, anlatılanlara göre hollywooda taş çıkaracak seviyededir.
    castro çok çapkın, çağın ve devrimin verdiği heycanla nigh one stand adamı olmuştur.
    marita lorenz hamile kaldıktan sonra castro kürtaj için baskı kurar. ve çocuk bir şekilde düşer-düşürülür.(bu konu hakkında görüşler var)
    cia tabi bir kadının duygusal halinden mütevellit castroyu öldürmeye ikna ettiği söylenir.
    marita lorenz silahla ve kapsülle öldürmeye çalışılmıştır.
    kapsülleri tuvalete atıp ‘‘tarih kendi istikametinde aksın. benim savaşım değil bu.’’ demiştir.
    yine bir gün lorenz castronun yatak odasına girdiğinde;
    castro, ‘‘beni öldürmeye mi geldin?’’ sorusuyla karşılar onu, hatta tabancasını uzatarak, ‘‘hadi öyleyse, vur bakalım’’ der. vuramaz. lorenz devamında şöyle der"bir ara yan yana uzanmış ve birbirimize sarılmıştık. kısa bir süre sonra sevişmeye başladığımızda, aslında onu öldürmek üzere burada olduğumu hatırladım. ne saçmalık! bu yalnızca bir yetenek israfı olurdu!’’

    lobiden ağlayarak çıktığı için, elinde gazete tutan cıa ajanı fidel'i öldürdüğünü düşünür. oysa o kırılan kalbine ağlamaktadır...

    bu aşk gerçekte ilginç şey be dostlar...