şükela:  tümü | bugün
  • sparklehorse'un esas adami. fisilti gibi sesiyle insan ruhunda yanginlar* cikaran efsane muzisyen... simdilerde a camp'da nina persson'la calisiyor. fi tarihinde de bangles'dan susanna hoffs'un solo albumunde bulunmus, ona bir iki sarki vermisti... kendi grubuyla bu kadar dipten derinden giderken arada boyle renkli hanimlarla isler cikarmasi* ayrica guzel tabii.
  • aslinda kendisi nina persson'la büyük bir aşk yaşamaktadır. benden kaçmıyor tabiy bütün bunlar.
  • sparklehorse'un da katildigi bir tindersticks turnesi sirasinda yanlislikla ilac ve ickiyi karistirinca, otel odasinda ayaklarinin uzerine cokmus halde bayilan, saatler sonra bulunup hastaneye goturulen, bir sure icin ayaklarinin kesilmesi ihtimali bile olan, sonra da it's a wonderful life'i es dost destegiyle cikaran yalin ve derin sarkilar yazan muzisyen.
  • kendisinin, bahsi geçen olayda* (1996'da canlı bir londra konseri sonrasında) düzenli olarak kullandığı* antidepresanlarla valiumu karıştırıp alarak otel odasının banyosunda bacaklarının bir kısmı vücudunun altında kalmış bir vaziyette baygın bir 14 saat geçirmişliği vardır . . . çok sakin bir adam olsa gerek . . .
  • thom yorke, radiohead için ne ifade ediyorsa bu adam da sparklehorse için onu ifade ediyor demek aslında yeterli olmaz herhalde ya da tefi kendine vurarak, kendini cezalandırır gibi şarkı söylemesi hope sandovalvari bir vokal anlayışı olduğunu göstermez lakin onlar kadar mühim ve tanımlaması güç bir müzisyen olduğu bir gerçek..

    wells* ya da stevenson* anlatılarında sıkça rastlanan türden bir algı değişmesi yaşıyor sanki sürekli ... dünya onun fazla uzağında ve fazla hızlı sanki .. birleşik devletlerin arızalı bölgelerinden birinden* çıkan, herkes için olmayan müzikler yapan, karanlık adam.
  • kendi isteğiyle hayatına son vermiştir. 2010'un müzisyenler için kara bir yıl olduğu ortada. 2000'lere sparklehorse ile damga vurmuş, nina persson'la a camp adında çok keyifli bir projeye imza atmıştı. danger mouse'la geçen sene çıkardıkları dark night of the soul da pek güzeldi. en son ise fennesz ile şu in the fishtank serisinde yer aldı. derdin neydi be hacı?

    (bkz: morning hollow)
  • iki gün oldu göğsüne silah dayıyalı.
    ne desem ne yazsam boş. görüşmek üzere.

    something's here i'm not quite getting
    though i try, i keep forgetting
    like a memory, long since past
    here in an instant, gone in a flash
    what does it mean?
    what does it mean?
  • rumblefish az önce bi devri kapatan berbat haberi verdi. böyle olacağını tahmin ediyordum eet ama yine de çok üzüldüm. mart ayı ölüm ayı oldu resmen. iğrenç.
  • ipne. ölünün de arkasından konuşulmaz ama bu adam öldürmüş kendini, yeni haberim oldu.
    hani it's a wonderful life'dı lan? pislik. o muhteşem şarkıyı da götür giderken...