şükela:  tümü | bugün
  • you can count on me de süper bir performans sergileyen aktor.
  • in the cut filminde dedektifi canlandıran aktor.
  • bircok baska filmin yanisira my life without me ve 13 going on 30 filmlerinde de karsimiza cikan yetenekli ve karizmatik oyuncu. edit: ancak ne yazik ki eternal sunshine of the spotless mind filminde de karsisinda kirsten dunst ve altindaki bol ve beyaz donuyla yaptigi danslar yuzunden karizmayi pek fena yoketmistir.
  • you can count on me'de dayisini oynadigi rory culkinle bir kez daha signsda, bu sefer amca olarak kamera karsisina gecmeye hazirlanirken beyin tumoru teshisiyle tedavi gormeye baslayan, gecirdigi ameliyat sonrasinda kismi yuz felci geciren ve bu nedenle kariyerine ara vermek zorunda kalan aktor.
  • 13 going on 30'i izledikten sonra kim ulan bu şirin çocuk diye merak ettim nedense..
    (bkz: gay olmadan onceki son sozler)
  • collateraldaki artiz polis. filmdeki karakteri hakkindaki goruslerimi

    (bkz: collateral/@my jekyll doesnt hide) adresinde siz sevgili sozluk okurlari icin yazdim. sevgiyle kalin esen kalin.
  • we don't live here anymore filminde de başrollerden birini oynamaktadır.
    hatta başroldedir bile denebilir... evet evet başroldedir.
  • son zamanlarda hangi filme el atsam altından cıkan 1967 doğumlu aktör. sakin, temkinli, abartısız ve incelikli bir oyunculuğu var. oynadığı karakterlerin kafasından geçenleri ufak jestlerle veya minicik bir mimikle anlatırken aynı zamanda gizemli olmayı becerebiliyor. çoğu zaman mırıldanıyormuş hissini veren konuşma tarzı ve ses tonu ise her daim üzerinde taşıdığı sukunete yakışır nitelikte. ayrıca in the cut daki hiç de güven telkin etmeyen dedektif malloy'dan sonra 13 going on 30 deki utangaç matt’i de aynı rahatlıkla canlandırabilen bir aktördür. yani her türlü rolün altından kalkar icabında.

    soyadını hep buffalo diye telaffuz edesim gelen bu pek bir yetenekli ve yazarlıktan barmenliğe, tiyatro oyunculuğundan yönetmenliğe sayısız işe el atmış olan mütevazı aktörün kısa tarihçesine gelince; you can count on me den sonra birden yükselişe geçen kariyeri 2002 yılında teşhis edilen beyin tümörü yüzünden bir süre sekteye uğramış ve signs daki rolünü joaquin phoenix'e kaptırmasına neden olmuş. yüz felci riskini de içeren ameliyattan sonra neyse ki toparlanmış. şu an bağımsız yapımlara olan ilgisi prodüktörlüğünü de yaptığı we don't live here anymore ile devam ediyor görünüyor ve arada bir view from the top gibi hatalara rağmen kendini tamamen hollywood’a satmadığını ise monster in law da jennifer lopez’in nişanlısını oynamayı reddederek göstermiş durumda - ki bu vaktiyle ralph fiennes’ın da aynı şeyi yapması gerektiği acı gerçeğini bir kez daha hatırlatmıştır. ah ralphie ah - neyse efenim ruffalo bey son olarak rumor has it adlı rob reiner yapımında rol almış ve şu sıralar all the king's men 'i çekmekle meşgul. daha çok filmde oynasın biz de daha cok seyredelim. hatta ilerde bir tane de oscar koysun cebine, tam olsun. ya da koymasa da olur çünkü o zaten "tam", oscar olsa olsa "bonus" olurdu.
  • bilmiyorum.. yalnızca, onunla saatlerce porsuk kıyısında körler derneği karşısındaki salıncaklarda, hafif yağmur altında yan yana sallanıp muhabbet etmek, gülüşünü seyretmek, saatlerce yüzüne dokunmak istiyorum. collateral ından just like heavenına aşık olduğum tek erkek. tüm bu ütopik hislerimin ahmet mehmet değil de.. bir hollywood yıldızı için olması beni kahrediyor.
  • bir insan bu kadar mi karizmatik olur, hatta bu da yetmez bir de yetenekli, ustune bi de sempatik mi olur dedirten yakisikli super sahsiyet