şükela:  tümü | bugün
  • hızlı şehirleşmenin ve endüstriyel kapitalizmle birlikte işbölümü denen hadisenin alışveriş olgusuna da sıçramasından mütevellit literatürümüze yerleşmiş bir tanımlama..kast edilen çoğunlukla temizlik ürünleri, gıda v.s. gibi günlük tüketim maddelerinin bir merkezden satın alınmasıdır

    eski dönemlerde bahsi geçenler ve geçmeyip v.s. kapsamında okuyucunun takdirine bırakılmış ürünler ayrı ayrı dükkanlarda satılırken bugün tamamı bir dükkanda satılır hale gelmiştir..bu bir işbölümü müdür tekelleşme midir ayrı bir tartışma konusudur ama aynı bayram alışverişi, veya kültür alışverişi gibi ayrı bir klasman olmuştur..örnekleyecek olursak:

    -tuğçe hanım nerden böyle?
    -market alışverişinden
    -oh oh ne güzel mutlusunuz o vakit?
    -çook
  • vatandas icin icine girilip gunluk belkide haftalik ihtiyacin satin alinmasi demek iken; koc, sabanci... icin marketin hatta marketler zincirinin alinip satilmasi demek olabilmektedir.
  • aldığı her ürünü raflardaki benzer ürünlerle saatlerce fiyat/ gramaj açısından karşılaştırıp en ucuz olana karar verme oranının %90 larda olduğunu düşünüyorum. bu arada bu işi yaparken saatlerini harcayan insanları görünce yakınlarına ''geçmiş olsun'' demek istiyorum. 50 krş cebinden fazla çıksa ne olacak az çıksa ne olacak güzel insan. vakit kazanmak için taksiye binecen 10 dk sonra..
  • boş zamanlarında napıyosun diyenlere verebileceğim yegane cevap. hele ihtiyacınız olan bir üründe iyi bir indirim yakalamışşanız tadından yenmez.

    ayrıca türk insanının en sevdiği uğraşlardan biri olduğunu düşünüyorum. iyi bir aile babası için eli kolu poşetlerle dolu evine gelmenin hazzı bambaşkadır.
  • garip bir zevki olan aktivite. kız arkadaşınızla yapıyorsanız hele daha zevkli.
  • migros'tan yapıldıysa, kasadan her ayrılışta "ya ben bu kadar tutacak ne aldım ki" deyip hışımla fişe uzanılan alışveriştir. fiyatlar kabaca toplanıp tutar bulununca göt olunur ama bu durum inatla her alışverişte tekrarlanır.
  • türk insanı bunu bilmiyor. vallaha bak.

    o ellerinde tuttukları alışveriş arabalarını önde bekleyen kişiye çarptırmaları (ki her seferinde terslenirim bunu yapana, bir gün çok kuvvetli bir adam yapacak dayak yiyecem biliyorum ama olsun), önde bekleyen müşteriye sanki annesiymiş ya da sevgilisiymiş gibi yanaşmaları, önde bekleyen müşterinin malzemelerinin hemen bitişiğine kendi malzemelerini koymaları vs vs

    saymakla bitmez.

    ulan kişisel alan diye bir kavram var be orospu evlatları. bazen çok sinirli olduğumda (cinnetin bi kademe altı) cidden uyarmadan etmeden tekme tokat girişesim geliyor bunu yapana ki bir gün cinnet eşiğini geçtiğimde yapacağım.

    ne mal milletiz arkadaş ya. yıllarca abd denen bireyselliğini sevdiğimin ülkesinde yaşadım. orda markette sıra beklerken öndeki adama 1 metreden fazla yaklaş. ya çok sağlam bir küfür yersin ya laf yersin, en iyi ihtimalle sert bakışlara maruz kalırsın ya da şanssızsan bir manyağa denk geldiysen büyük ihtimal dayak yersin.

    burda millet dayıyor götünü öndekine. arabayı dayıyor öndekine. giriyor dibine. lan siktir git. sikgit git.
  • kesinlikle ac gidilmemelidir. kasada kotu suprizlerle karsilasilabilir.
  • yapmaktan keyif aldığım sayılı şeylerden biri. ilkel devirlerde yaşayan, avcılık-toplayıcılıkla uğraşan eril birey gibi hissediyorum kendimi markette. girer girmez hemen ortalığı süzüp bir alışveriş arabası almak, ardından alınacakları birer birer inceleyerek içindekileri kontrol etmek, kıyaslama yapmak, özenle meyve-sebze seçmek, şarküteride her zamanki peynirlerimi alırken görevliyle sohbet edip peynir tatmak falan, hele unlu mamuller bölümünde kütük pasta varsa değmeyin keyfime. aklımı çıldırıyorum böyle alınacak şeyleri düzenli ve özenli bir şekilde alınca, özellikle bütün market alışverişlerini ben yapıyorum bu yüzden.
  • marketin kapanmaya yakın zamanlarında yapılmaması gereken eylemdir.
    anlatayım bakın.

    yeni eve taşınmışım. haliyle bir takım eksikler mevcut. bardak, tabak, ufak tefek mutfak gereçleri, ne bileyim krep tavası, salatalık doğrayıcı, ekmek yapma makinesi falan yok. çaydanlık falan da yok. kafaya da koymuşum elektriklisini alacağım.
    (bkz: çaycı)

    neyse iş çıkışı biraz vakit katlettikten sonra markete uğradım. adını da vermiyorum, sonra arayıp bulmasınlar beni.

    rutin alışverişi yaptım tabi. ekmek, peynir, salatalık, havyar falan aldım işte birşeyler. saate de hiç bakmıyorum. çaldılar zili, verdiler uyarıyı. neymiş, 10 dakika içinde market kapanıyormuş. müşteriler kasaya gidip, alışverişini bitirecekmiş. lan aldı beni bir telaş. daha alacağım şeyler var, hazır uğramışken alayım kafasındayım. bir oraya bir buraya koşturuyorum derken ikinci anons geldi. alışveriş için son 5 dakika!
    geri sayım yapıyor pezevenk.

    kasaya doğru yöneldim, rafların arasından geçerken hala alınacak şeylere bakıyorum. işte o sırada gördüm onu. kırmızı sapının arkasından bana bakıyordu. aslında başta da söylediğim gibi elektriklisini alacaktım. ama çok çekiciydi namussuz. çelik çaydanlık, resmen gel beni al, al beni al al al al al al diyordu. nefsime yenik düştüm. aldım onu usulca sepetin içene koydum. o sırada bir anons daha geldi.
    1 dakika içinde geldiniz geldiniz...

    usain bolt'u 100 metre parkurda önümdeki alışveriş sepetiyle koşsam geçerim. tabi ki yetiştim. son müşteri benmişim, markette bir tane allah'ın kulu yok. kasiyer bana bakıyor, arkadan müdür bana bakıyor. neyse ürünleri okuttu sisteme.

    sonra bana döndü, 212.50 dedi.
    sen dedim benimle dedim, taşak mı geçiyorsun?
    diyemedim tabi ki. pahalı gördüğüm şeyi almamaya karar verdim. o zamanlar ürün fiyatına çok bakan bir adam değildim.
    kasiyer işlemi yaptı. 204.90 dedi.

    lan dedim, sen benimle diyecektim, müdür arkadan güvenliğe sık şunun kafasına işareti yapıyor. ne var amk, sanki 3 dakika geç çıksa, ölüme çare bulacak.

    ben de nasıl olur diye şaşkınlıktan öleceğim. kaşlarım yukarda çıkacağım yaratan'ın karşısına, resmen şok.
    neyse dedim, aldım ödedim tabi. sonra fişe baktım.

    çelik çaydanlık: 99.90

    senin dedim çaydanlık gibi. eve götürüp vitrine koydum. bu ürünü kullanamam ben, sergilenmesi lazım. 100 liraya çaydanlık mı olur? çayı da bıraktım. su içiyorum artık.