şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: tahammül mü? tahammül mü kalmamış? market kuyruğu ile bitiyor mu bu tahammül? trafiğe çıkarsın yandaki öküze yer verirsin. otobüse metrobüse binersin, yer kapmak için aracı bombay trenlerine çeviren insanlarla mücadele etmeye utanır en sona kalarak kapı ağzına sıkışırsın. günlük hayatında hakkına hukukuna o kadar çok tecavüz edilir ki bıkarsın ve markete gelince sıra vermek batar. insanlığın hep sende kalmasından bıkkınlık gelir ve insanlığın biraz da başkalarına gitmesini istersin o an. tahammül tahammül nereye kadar? hayatı avm-site arasında geçenler yorum yapmasınlar.

    medeni cesaretlerine hayran olduğum kişiler bunlar. ben hayatta isteyemem.

    markette bir şeyler almışsındır ve medeni dünyanın kaçınılmaz gerçeklerinden biri olan sıraya girme işini istemeye istemeye yaparsın ve beklersin. ancak arkadan bir tane cips almış kişi gelir ve "benim tek parça, geçebilir miyim?" der. hatta bazıları emrivaki ile yanına senle beraber dikilir ve kasa sırası sana gelince "benim tek parça" der atar kasiyerin önüne geçer.

    bazen arka arkaya iki üç kişi olur bunlar. sonra "ben enayi miyim?" diye düşünürsün. laf söylesen, büyütmeye değmeyecek bir mevzu. söylemesen enâyisin. gönülsüz bir ifâdeyle "geçin" diyerek kapatıyorum ki kendim de 4-5 parça alırım. dolu bir sepet olmaz. az ve sık market alışverişi yaparım. ağzına kadar dolu bir araba olsa hadi bir derece anlaşılır.

    hayat boyu hiçbir sıraya kaynak olmadım. eşekler gibi geçtim bekledim. birinin az önüne geçmiş olmayı ayıp saydım. ben buna bu kadar dikkat ederken başkalarının bunu isteyebilme rahatlığına ayar oluyorum.

    git bakkaldan veya kuruyemiş satan büfelerden al o zaman bu tür şeylerini. alamıyorsan da ben nasıl bekliyorsam bekle bir zahmet.

    sana, kendi vaktinin benimkinden önemli olduğunu düşündüren ne? ya da benim vaktimin önemsiz olduğunu nerden biliyorsun?

    edit: ha bi' de, öncelik verdiğim kişinin iki saat parayı çıkaramamasını, "x kredi kartı olmadı y ile de deneyeyim, z kartımın puanı var bir de ona bakın" diyerek sıra verdiğime pişman ettiği bir anım vardı onu eklemeyi unuttum.

    edit: yine anlayan yerlerinde sorun olanlar yazmış da yazmış. bazı zamanlar ruh halime bağlı olarak ben de arkamdakini görüp "siz buyurun" diyorum ve yol veriyorum gidiyor. yaşlıdır, kucağında çocuğu vardır, arabasını çekmiştir vs. vs. entry'nin geneline bakarsanız mesele haline getirilmiş durum da değil. basit bir mevzu. öyle basit ki, "hayır" desen huysuz geçimsiz bir sıra için boş yere geren birisi olacaksın o yüzden izin veriyorsun. benim ayar olduğum görünür bir mazereti olmayan insanların bekleyememesi. ben de beklemekten nefret ediyorum ama beklemem gerekince bekliyorum. sen de bekle. karşındaki tanımadığın insanı da gereksiz vicdan yükümlülüğüne sokma!
  • market sırasında bile demokratik hakkın ırzına geçen insanlardır.
    bunun medeni cesaretle falan alakası yoktur, bu bir kültür meselesidir. ürünün ne kadar az, ne kadar çok olduğu önemli değil, önemli olan sıra kültürünün olmamasıdır. en basitinden olsa olsa demokratik bir hakka faşist birinin göz dikerek hakkınızı gasp etme çabasıdır.
  • ben genelde onumdeki cok fazla urunu olan kisilerin gozunun icine cizmeli kedi gibi bakiyorum onlarda elimdeki bir kac parca urunu fark edince kendiliginden siz isterseniz soyle gecin diyip siralarini bana veriyorlar.
  • o anki psikolojime, aceleme, isteyenin tavrına tipine göre son derece güleryüzle "buyrun" cevabını da, "kusura bakmayın sıranızı beklemelisiniz" cevabını da, "hayır" cevabını da alabilecek kişidir.

    hiç yapmadım, ama bir gün yapmak zorunda kalır mıyım, kalırsam hangi cevabı alırım bilmiyorum.
  • (bkz: express kasa)
    eğer hızlı kasa da denilen kasa yoksa arada benim de yaptığım şeydir.
    benim ürünlerim çok ise az ürünü olan 1-2 kişiye sıramı veririm. bazen de rica ederim ürünüm az ise.

    bonus: sıra ile ilgili yapılan şakalar var, 1 milyonuncu müşteri şakası mesela bunun gibi.
  • çok büyütmemek lazım. izin istersin ve cevaba göre geçersin ya da geçmezsin
  • isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara.
    kimse 2 parçalık alışveriş için bir araba dolusu alışverişin kasadan geçmesini beklemek istemez. ama bu dengeyi kurmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak diğer müşterilerin değil, marketin görevi. yeni bir kasa aç, express kasan olsun, jet kasa kur ama alışveriş yapacak insanı orada bekletme ya da başka müşterilerden ricacı olmalarına gerek bırakma. şahsen ben böyle kuyruklara denk geldim mi, alacağım ürünün aciliyeti yoksa bırakıp çıkabiliyorum.
  • birkaç kez yaptığım eylem nedeniyle neredeyse vatan haini,toplum düşmanı,fırsat düşkünü ilan edilmeme ramak kaldığını düşündüğüm başlık!! ..
    eğer sabırsız bir açıkgöz değilse hal ve tavrından bellidir zaten,arabada bekleyen belki bir hastası (benim öyleydi) belki bir çocuğu var..
    benden rica edene her zaman sıramı verdim, benim rica ettiklerim de hep verdi..

    ''bekle kardeşim'' .... bekleriz kardeşim.. ''bir nebze insanlık'' ..

    ne ara nazi ruhlu olmuş bu toplum..
  • elinde nakiti ve bir kaç parça ürünle bekliyorsa direkt yer veririm . çok fazla kasılmaya gerek yok.

    bu zamana kadar sormadan önüme geçen olmadı , geçerse kan çıkar. *

    (bkz: kavga hatalı sollamadan çıktı)
  • vay amk medeni hakka tecavüz falan diyen var ya
    len 1 tane cips almışım, sende var 2 araba mal. kibarca soruyorum, "benim tek parça, geçebilir miyim?" diye. en fazla "hayır" dersin olur biter.
    ki çoğu zaman, başka entryde belirtildiği gibi, daha sormama fırsat vermeden "benim çok siz boşa beklemeyin, buyrun" der önümdeki.
    böyle salak salak şeyler anlatıp salak salak yorumlar yapıyorsunuz, ondan sonra insanların insanlara güveni kalmıyor.